Yazı: Uğur Durukan ÇAKILCI
Fotoğraflar: Alperen GÖKMEN

Genel
Altıncı jenerasyonuyla yollara çıkan Polo yepyeni bir yüzle karşımızda. Her zamankinden daha konforlu, hafif ve gelişmiş olduğu söylenen yeni Polo bakalım söylenildiği kadar iyi mi, abisi Golf'ten müşteri çalabilecek mi? Dahası giderek güçlü hale gelen küçük sınıfta eskisi gibi ‘en iyilerden biri’ olarak devam ediyor mu yoksa Golf ile kimlik karmaşası yaşarken silik bir karaktere mi bürünüyor?
Testimize 1.0 'lt lik yeni TSI motorla katılan (hatırlarsanız bu motoru makyajlı Octavia da da kullanmış ve çok beğenmiştik) Highline donanımına sahip Polo’yu gelin hep beraber inceleyelim ve tüm bu sorulara cevap bulalım.

Tasarım
Yeni Polo ilk bakışta yerine geçtiği modeli andırsa da kabuğunun altında yepyeni bir platforma sahip. MQB A0 platformu üzerine inşa edilen yeni Polo'nun boyut farkını ilk bakışta anlamak zor olsa da otomobili özellikle Golf 7 ile yan yana getirdiğimizde boyut artışının ne kadar ciddi olduğunu fark edebildik. 81 mm uzayan model (4052 mm), 8 mm yükselmiş (1461 mm), 69 mm genişlemiş (1751 mm) ve bagaj hacmi yüzde %25 büyüyerek tam 351 litreye yükselmiş. Golf 7’ye göze atacak olursak 4258 mm, 1799 mm ve 1492 mm’lik uzunluk, genişlik ve yükseklik değerlerine ulaşıyoruz. İki araç arasındaki fark 206 mm ile olarak görünüyor, ki bu değer çok değil. Özellikle 2551 mm’lik aks mesafesi sınıfının en genişlerinden biri olarak görünüyor. Bir karşılaştırma yapacak olursak yeni Ford Fiesta 4040 mm’lik uzunluğunu 2493 mm’lik aks mesafesiyle elde etmiş durumda. Kısacası ülkemizde satılan en küçük VW modeli artık çok da küçük bir araç değil. Boyut artışının sonucunda Polo yaklaşık 40 kg ağırlaşarak 1105 kg ağırlığa ulaşmış.
Eskisine oranla çok daha sert hatlara sahip olan yeni Polo’nun özellikle omuz çizgisinde bulunan sert ütü izi modele sportif bir hava katıyor. Markanın ilk olarak Golf 7 ile başlattığı ön ızgarada başlayan ve farların içinde de devam eden krom trim de yeni Polo’da yerini almış. Golf’teki düz tasarımın aksine zikzak şeklinde bir tasarıma sahip olan ve gündüz LED farlarını barındıran trim modelin ilk bakışta Golf’ten ayırt edilmesini kolaylaştırıyor.
Yeni Polo’da ön farlar tüm donanım seçeneklerinde standart olarak halojen olarak geliyor. Test aracımızda da bulunan ve opsiyonel olarak tercih edilebilen LED’ler halojen farların aksine çok daha sert ve dikkat çekici bir tasarıma sahip olarak öne çıkıyor. Aynı şekilde gece sürüşlerinde de çok daha başarılı olan LED farların en azından Highline donanım seçeneğinde standart olarak sunulması gerektiğini söylemeden edemiyoruz. Ancak LED far donanımı birçok rakibinde de olmayan bir özellik, yani eksik diyemeyiz, olsaydı iyi olurdu diyerek notumuzu almış olalım.
Arka tarafa geçildiğinde ise eski Polo ile çok benzer bir tasarım kullanıcıları bekliyor. Omuz çizgisi arka farları da sararak bagaj kapağında da devam ediyor. Trendline ve Comfortline donanımlarında halojen olarak sunulan arka farlar Highline donanım seçeneği tercih edildiğinde LED teknolojisine kavuşuyor ve çok daha güzel bir tasarıma sahip oluyor. Bagaj kapağında bulunan VW amblemi hem geri görüş kamerasına ev sahipliği yaparken hem de bagaj kapağının açma düğmesini içinde barındırıyor.
Ön tamponlarda bulunan sis farları sadece Highline donanımında standart olarak sunulurken sis farlarının yanında bulunan statik dönüş aydınlatmaları da yine sis farlarında olduğu gibi yalnızca sadece Highline donanımda sunuluyor.
VW her zamanki gibi tasarım konusunda devrimsel değil evrimsel bir yol izlemiş. İşe yarayan ve beğenilen bir tasarım söz konusu olduğunda bunu anlamak kolay ve zaten bu felsefe tüm VW modelleri için geçerli olan bir şey. Yani marka bu şekilde hareket etmeyi uygun görüyor, o yüzden çok da eleştirmek yersiz. Sadece heyecan verici olmadığını söyleyelim; artık üç aşağı beş yukarı yeni bir VW çıktığında neye benzeyeceğini tahmin edebiliyoruz.
Küçük sınıf bile olsa heyecan yaratabilmek her zaman işe yarayacaktır diye düşünüyoruz…

Kabin
Gelelim yeni Polo’nun içine. Yeni Polo'nun iç tasarımı dışına göre çok daha radikal çizgiler içeriyor, ki bu iyi bir haber. Şekli tamamen değiştirilmiş göğüs opsiyonel olarak 3 farklı renkte alınabilen kaplamalarla kabine renk katarken bu dokunuş orta konsol ve kapı içlerinde de devam ediyor.
Günümüz şartlarında sektörün bir gerekliliği haline gelen ortak parça kullanımına yeni Polo’da da sıkça yer verilmiş. Direksiyon, vites kolu, klima ve cam kontrolleri gibi birçok parça markanın diğer modellerinden tanıdık gelse de Polo’ya çok güzel bir şekilde uyum sağlamış. Örneğin; markanın diğer modellerinde de tanıdık olan 6.5 inç genişliğindeki AndroidAuto ve Apple CarPlay destekli Infotainment ekranı Polo’da kendine yer bulurken ekranın genişliği Highline donanımında 8.0 inç’e çıkıyor. Tüm donanım seçeneklerinde standart olarak 6 adet hoparlör ile gelen Polo’da, “Active Info Display” olarak adlandırılan ve opsiyonel olarak alınabilen 10.25 inç genişliğindeki dijital gösterge ekranı VW’nin diğer modellerinin aksine ülkemizde ne yazık ki sunulmuyor. Maliyet odaklı olarak farklı markaların da benzer uygulamalarını görmeye alıştık artık.
Opsiyonel olarak farklı renklerde alınabilen koltuk döşemeleri göğüsteki trimlerle birlikte iç mekâna renk katan detaylar olarak yer alıyor. Artan boyutların en büyük artısı iç mekânda görülüyor. Hissedilir şekilde artan iç hacim neredeyse Golf ile yarışır düzeyde.
Kalite ve hacim olarak yerini aldığı modele göre ciddi bir atılım gerçekleştiren Polo, dış tasarımına göre daha renkli ve keyifli kabiniyle öne çıkıyor. Bu durum özellikle arka koltuklardaki diz mesafesinin de oldukça yeterli olmasıyla olmasıyla daha da önem kazanıyor ve Polo’nun aile kullanımı için de rahatlıkla uygun olduğunu gösteriyor. Ayrıca öndeki baş mesafesini neredeyse hiçbir küçük sınıf otomobilde görmediğimizi bilmelisiniz.
Polo özellikle kabinde neredeyse Golf ile rekabet edecek seviyede…

Sürüş
3 silindirli, turbo destekli 1.0 lt’lik 95 bg üreten benzinli TSI motor ile testimize katılan yeni Polo ülkemizde 2 benzinli ve 2 dizel olmak üzere 4 farklı motor ile satışa sunuldu. 1.0 lt’lik TSI benzinli motor 75 ve 95 bg’lik 2 farklı güç seçeneğiyle alınabilirken 1.6 lt’lik TDI dizel motorsa 80 ve 95 bg’lik güç seçenekleri ile tercih edilebiliyor. Test aracımızda da bulunan 7 ileri DSG otomatik şanzıman ise şu an için sadece güçlü olan benzinli üniteyle sunuluyor. 1180 kg boş ağırlığındaki test aracımız 0’dan 100 km/s hızlanmasını 10.8 saniyede tamamlarken 187 km/s maksimum hıza ulaşabiliyor. Tatminkâr bir hızlanmaya sahip olan model günlük kullanımda hiç sorun çıkarmıyor. Bu motorun ortalama yakıt tüketim değeri 4.7 lt/100 km olarak görünürken, emisyon ise 107 gr/km.
Sürüşe geldiğimizde ise Polo bizi konfora yönelik hazırlanmış süspansiyonlarıyla bekliyor. Konforlu bir sürüş vadeden modelin viraj performansı da tatmin edici düzeyde. Sert virajlarda gövde yatma eğilimi gösterirken aracın arkası parmak uçlarına kalktığını hissettiriyor. Özellikle yanal rüzgârlardan biraz fazla etkilenen yüksek hızlarda tedirginlik yaratabiliyor. VW’nin giderek her modelinde konfor konusundaki ciddi takıntısı bize göre Polo’da tavan yapmış. Açık şekilde sınıfının ne konforlu modeli diyebileceğimiz Polo, yumuşak ayarlı süspansiyonları sayesinde çukur ve tümsekleri ‘kahvaltıda yediğiniz zeytinler’ gibi tüketiyor. Bozuk zemin, viraj için tümsek, kot farkı gibi konular Polo için hiç zorluk çıkarmazken iş keyifli sürüşe geldiğinde otomobilden çok alacağınız bir şey olmadığını görüyorsunuz.
Tutunma limitleri süspansiyon yumuşaklığını göz önünde bulundurduğunuz hiç de fena olmasa da gereğinden fazla hareket eden gövde konusunda dikkatli davranmak gerek. İşin ilginci, Polo virajlarda atmayı sevse de gövde kontrolünü elden bırakmıyor ve bir şekilde tutunuyor ama Polo’yu kullanırken altınızda sınıfının en iyi yol tutan aracı olmadığını bilmeniz iyi olacaktır. Yeni Polo’nun sürüşünü tanımlamak için şu cümle bize çok uygun geldi: Otomobil göründüğü gibi tutunuyor. Bunu biraz düşünün ve otomobile ilk baktığınızda aklınıza gelenleri yeniden gözünüzde canlandırın… İçinizde bir heyecan uyandı mı? Hayır. Tam da bunu söylemeye çalıştık işte.
O konforlu olmayı, yolcularının da konforlu şekilde yol almasını istiyor. Bunun için VW rüzgâr ve yol sesi konusunda da ciddi çalışma yapmış ve yalıtımı bir üst sınıf standartlarına getirmiş. İş konfor olduğunda rakiplerin işi hiç ama hiç kolay değil, bunu söyleyelim…
Yokuş kalkış sistemi, ikincil çarpışma freni gibi güvenlik sistemleri yeni Polo’da standart olarak sunuluyor. Test aracımızda bulunan adaptif hız sabitleyici, kör nokta uyarı sistemi ve ön bölge asistanı gibi aktif şehir içi güvenlik sistemleri ne yazık ki şu an için ülkemizde sunulmuyor.

Sonuç
Sonuç olarak bizi çok daha iddialı çok daha farklı bir Polo bekliyor. Kabinde kullanılan birçok malzemenin markanın diğer modelleriyle ortak olması gözümüzden kaçmasa da kendine özgü tasarımıyla yeni Polo taktirimizi kazandı.
Her ne kadar şu an için ülkemizde sunulmasa da özellikle aktif şehiriçi güvenlik sistemleriyle sınıfındaki rakiplerine fark atan model artan boyutlarıyla özellikle aileler için çok daha iyi bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Yeni Polo’yu test katılan aracın donanımında aldığınızda 104.700 TL’yi gözden çıkarmalısınız. Artık Türkiye’nin şartlarında herhangi bir otomobil ucuz tanımlaması yapamayacağımız için Polo’nun fiyatına da herhangi bir yorum yapmaktan kaçınıyoruz ama yeni Fiesta’nın 1.0 lt benzinli, otomatik şanzımanlı ve en üst donanım seçeneği olan Titanium paketiyle 93.500 TL’ye alıcı beklediğini bilseniz fena olmaz diye düşünüyoruz. Ya da aynı şasi ve şanzımana, 115 bg’lik güç sunan 1.0 litrelik motor ve çok daha heyecan verici tasarıma sahip olan, bunun karşılığında sizden 91.500 TL bekleyen yeni SEAT Ibiza’ya ne dersiniz?
Hangisini tercih ederseniz edin Polo’nun sunduğu konforu elde edemeyeceğinizi unutmayın. Eğer önceliğiniz buysa küçük sınıftaki cevabı buldunuz; eğer farklı şeyler düşünüyorsanız o halde farklı yerlere bakmak gerekecek...
Sürüş konusunda sınıfının en iddialı modellerinden biri olsa da diğer konularda yeteri kadar öne çıkmayan otomobilin test sürüşüdür.

Evet yeni Polo gerçekten süspansiyon ayarı ve konforuyla dikkat çekse de genel olarak son derece ruhsuz ve heyecan yaratmayan sürüş ve tasarımıyla bende beklenen etkiyi oluşturmadı.
Yazı için elinize sağlık.

6R/6C1 kullanmış birisi olarak sürüş manasında yeni neslin daha iyi bir ön tutunma fakat daha az hissiyat olduğunu söyleyebilirim. Tabii daha yumuşak süspansiyon ayarları konforu bayağı arttırmış.

İç mekân kesinlikle yeni nesilde hem daha kaliteli, hem daha şık, hem de daha geniş. Bagajın büyümesi de tatlı. Tasarımı da iyileşmiş.

Spor odaklı bir versiyonu görmek iyi olur, 1.5 TSI R-Line güzel olurdu mesela.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri