çocukluk aşkım olan araba. izin verin anlatayım efendim.

bizim mahallede bir apo abi vardı. çok efendi, çok düzgün adamdı. apo abi'nin bir tane kırmızı vosvos'u vardı, hani behzat ç.'de var ya, işte aynısından, hatta daha bile güzeliydi. öğretmendi bu apo abi. her sabah okula gitmek için vosvosu'nu çalıştırdığında tüm mahalle bilirdi ki "abdullah, okula gidiyor."

her gün ya okula gitmeden, ya okuldan dönünce ve de kesinlikle hafta sonları vosvos'u yıkardı. ama ne yıkamak. bir kova suyla arabanın her yerini bir güzel parlatırdı. biz çocuklar da onu izlerdik. ya kovasını taşırdık, ya süngerini. ama asla arabaya dokunmazdık. bilirdik ki o apo abi'nin özelidir. biz apo abi'yi, apo abi bizi severdi. onca zaman birlikte vakit geçirdik ama bir kere bile birimizi bindirmedi o vosvos'a. ve yine her akşam arabaların arasında top oynarken yıllar içerisinde yanlışlıkla bile olsa bir kere bile o arabaya değmedi top. öyle ki, ne arabaların bagajları göçmüştü bizim futbol sevdamızdan, ne mercedesler'in dikiz aynalarına yüzlerce lira bayılmıştı araç sahipleri. ama işte o vosvos hepsinden daha kıymetliydi be!

mahalledeki tüm arabaların egzoz seslerini, kapı seslerini, motor seslerini ezbere bilirdim.
(bkz: mahalledeki arabaları sesinden tanımak)
ama apo abi'nin kırmızı vosvos'u bir başkaydı. onun egzoz sesi diğer tüm sesleri bastırırdı. apo abi marşa bastı mı tüm mahalle bilirdi ki "abdullah, okula gidiyor."

işte ben o sese aşık oldum çocukken. sonra apo abi bir gün o vosvos'u satıp broadway aldı. o gün bugündür ne broadway'i ne renault'yu severim. varsa yoksa vosvos! en kırmızısından!
tümünü gör
ilgili galeri