bahsedildiği gibi marka fanatikliği sadece ülkemizde olan bir durum değil. evet ülkemizde marka fanatikliği adı altında sayılamayacak kadar apaçilikler yapılıyor. adam hyundai accente modifiye yaptıktan sonra hyundai fanatiği oluyor falan bunlar artık ülkemizde maalesef görmeye alıştığımız tipler. Esas olan ise aslında olması gereken düzeyde marka fanatiği veya "marka kullanıcısı" olmak. Örneğin çoğu orta düzeyde geliri olan insan VW kullanıcısı ve haliyle fanatiğidir. Bu çok doğal bir şeydir. Seyredip seyredip örnek aldığımız çoğu filmlerde de bu böyledir. Özenilmesi gereken Hollywood bile her zaman bir ürün fanatikliği sunar size. Hızlı ve Öfkeli serisinde Brian Oconner japon arabalarını tercih etmeyi geç bariz nissan skyline fanatikliği yapmaktadır örneğin ve bu oldukça özenilesi bir durumdur. Otomobillerle alakası olmayan herhangi bir filmde dahi başrolün mutlaka değer verdiği ve fanatiği olduğu bir marka vardır mesela. Her neyse konuyu çok dağıtmadan toparlayacak olursak marka fanatikliği gerektiği düzeyde bir otomobil tutkunu için gerekli hadisedir. Apaçilik sınırları dışarısında tutulduğu ve fanatiği olduğu markanın da açıklarını kabul ettiği süre zarfı boyunca...

ekleme: örneğin bir süre kullandığım Mercedes A180'in bütün açıklarını hatalarını sürüş dinamiklerini bilmeme rağmen yine de A180i çok seviyordum, çünkü ben bir Mercedes fanatiğiyim. Evet o ortadaki ekran emanet duruyor çin malı gibi duruyor ulan kaza olsa o ne tarafımıza girer sorusu soruyor insana ama ben Mercedes fanatiğiyim ve o ekran bana ilginç şekilde kabul edilebilir geliyor. Çirkin seviyorum resmen. Fakat çıkıp da a180'i bir pist aracı gibi anlatmaya ve lanse etmeye kalkışmıyorum. Fanatiklikte hata burada başlıyor.
tümünü gör