Efendim önceleri sadece isteğe bağlı kasko vardı. Bi de bunun full kasko denileni vardı. Full olunca karşıdakinin de kendi aracınında zararını karşılardı. Bir de kaskosuzlar vardı. Dikkatsiz araba kullanır 300-500 liradan kaçıp kaskosuz gezerlerdi. Sonra sağa sola patlarlardı. Kaskolu kaskosuz herkese zarar verirlerdi. Kaskosu olanın arabası yapılır kaskosuz olan sanayide toplatırdı aracını. Sorun iki kaskosuz aracın çarpışmasıyla başladı. Bu durumda suçsuz olan kaskosuz, çarpan yani suçlu olan kaskosuzdan hasarı tanzim etmekte zorlanır mahkemeler dolar taşardı. Sonra dediler ki zorunlu trafik sigortası yapacağız. Kim kime çarparsa çarpsın karşı tarafın mağduriyetini bu poliçe karşılayacak. İlk başta mantıklıdı. Bu şekilde kimse mağdur olmayacaktı. Zaten 100-150 lira birşey tutuyordu. Sadece mağdur olanın hasarı ödendiği için kasko poliçeleri devam etti ve 2 yere para ödemeye başladık. Fakat bizim öküz insanımızın işi suistimal etmesi ve şirketlerin zarara uğraması sebebiyle primler gün geçtikçe arttı. Yapılmayan kazalar yapılmış gibi gösterilip sanayi ensafı tarafından şişirilmiş bir dolu fatura ödendi. Primler zamlandı ve yine sesimiz çıkmadığı için kurunun yanında yaşta yandı. Sonuç buralara kadar geldi. 2000 tl zorunlu trafik sigortası ödeyen 6000 tl lik broadwayi olan adam tanıyorum. Sonuç olarak güzel mantıktan çıkan kötü bir ödenek olduk... Hepimize geçmiş olsun.
tümünü gör