• / 2
Hep ilk deneyimlerden bahsederken bir de işin kötü kısmı olan kaza deneyimlerimizden bahsedelim. Çoğu insanın gözünü açan belki de 1000 nasihatten daha etkili olan olaydır.

Ralli eğitimi alırken genel terimlerden biri de "takla atmadan araba kullanmayı öğrenemezsin, yarışçı olamazsın" falan gibi beylik laflardır. Bir yerde de öyledir tabi. Ama gerçek ralli eğitiminde sizlere takla atmanın bile doğrusu gösterilir. Takla atmanın bile bir taktiği vardır. İşte gerçek eğitim budur. Her neyse bu trafikte çok da böyle bir şey değildir. Trafikte illa takla atmanıza gerek yok yani. Ben trafiğe çıkmaya başladıktan 5 sene sonra kaza yaptım. Onu da ben yapmadım kavşakta sol arkadan "ben sen gidecen sandım abi" başlıklı arkadaşın bindirmesiyle yaşadım. Onun dışında çok büyük olaylar gelmedi başıma fakat çok büyük kazalar atlatmışlığım vardır.
Bir kere bu otomatik frenlerin tehlike algılayıcıların yeni çıktığı dönemler bir mercedes beni tırın altına girmekten kurtarıp fren yapmıştı. O günden beri aşığımdır mercedese.

Diğer yazarların kaza deneyimlerini alalım
Yıl 2003, yeni yaptırdığım ses sistemi ile oynaşıyorum. Kumandalar, pioneer teypler falan. Çok şekilim.

Neyse o gerizekalı kumanda yere düştü, bass hayvan gibi vuruyor, tesisatı yapan adam demiş abi çok yüklenme yakarsın diye. Ne yapacağım, eğildim kumandayı arıyorum.. Kumandayı buldum, o heyecanla kafayı bir kaldırdım otobüsün kıçındayım. Zaten görmem ile gömmem aynı anda oldu.

Bir daha da tesisat yaptırmadım.
Hiç kaza yapmadığım gerçeğiyle gurur duymamı sağlayan durumdur.
Gurur duyulacak bişey yoktur aslında ama kazalı araba-kazalı sürücü ilişkisi işte.
Ehliyeti alışımın ikinci haftası, araba kullanmak için sürekli bir bahane aradığım (hoş hala arıyorum) ve çıkıncada yolu uzattığım zamanlar. Yağmurlu ve harfiyat kamyonlarının yola bolca kum döktüğü bir günde, 70bin km'deki ContiPremiumContact3 lastikleriyle emektar Punto'yu yıllarca Lfs'de yaptığım gibi apeksten apekse koşturuyorum. Yolun sonuna yaklaşırken bir kamyoncu benim onu geçeceğimi görünce gaza çöküyor ve bana geçecek mesafe bırakmıyor, frene basıp arkasından devam etmeyi düşünürkende önümdeki dayı sağa dönmek için yavaşlıyor. O lastiklere rağmen gayet iyi yavaşlayarak dayının Primerasının tamponunda bir göçük oluşturup kenara çekiliyorum. Çok şükür ciddi maddi/manevi hasarı olmayan bir kazaydı, aynı zamanda aptalca, salakça, düşüncesizce yapılan bir kazaydı. Evdekilere bahanem hazırdı gerçi, lastikler eski diyecektim. Herkesi inandırdım, hatta dedem o hafta yeni lastik aldı ama babam yemedi, ''sen git annenleri kandır, ben seni biliyorum oğlum'' dedi ve yine kendini takdir ettirdi.

Birde çarpışma anında Primera'da arkada oturan herkesin ön koltuğa yapıştığını gördüğümde arka koltukta da kemer takılması gerektiğini anlamıştım. Bişey olmaz demeyin, takın abi arka koltuktada.
almanya'da üniversite zamanlarıma denk gelen her hatırladığımda içimi burkan kaza.

90'lara tekabul eder. bir heves sağdan soldan arttırıp denkleştirip bir vosvos almıştık oda arkadaşımla. haftasonu ilk defa kullanacağız, heyecanlıyız. T şeklinde bir bağlantı düşünün, biz yandan geliyoruz ve ana yola bağlanacağız. yolun sonuna yaklaşırken frene basmaya başladım ama nafile. basıyorum basıyorum ama yok. ilk araba hem ne yapacağını da kestiremiyorsun, fazla tecrübemiz yok. yolun sonuna gelince kırdık direksiyonu belki döner diye.

evet döndü ama taklalarla... 6-7 takla attık. araba ters durdu yandaki yeşilliklerin içinde. neyse bize bir şey olmadı. indik arabadan n'apacağız diye arkadaşımla tartışıyoruz. iki salladık arabayı düzeldi. bindik marşa bastık, çalıştı çok güzel. minik minik yola çıktık, fren çalışmıyor diye korkuyoruz. gittik bir servise götürdük, adam diyor bir şey yok. dedik nasıl bir şey yok. adamın cevabı siz takla atınca belki düzelmiştir. taa almanya'da türk kafa yapısına sahip bir alman ile karşı karşıyayız aman ne güzel.

gerçi 2-3 ay daha kullandıktan sonra elden çıkarmıştık ama o süre zarfında frenler hiç sorun çıkarmadı başka. cidden takla arabanın aklını başına mı getirdi ne.
maltepe sahil yolunda yaşadığım kısa ve öz bir hikaye. 2004 yılında olmuştu. sol şeritten gidiyorum yaklaşık hızım 80-90 km/h. yanımdan fişek gibi bir araba geçti, az önümde zınk diye durdu. frene asıldım asılmasına ama durmak mümkün değildi o kadar mesafede. yanımdan geçerken mi başladı frenlemeye o, anlamadım zaten. zbam diye koyduk arkadan. polis geldi, tutanak filan tutuldu. suçlu benim tabi. ne de olsa arkadan vurduk, kime ne anlatacaksın. sadece kendine değil etrafını da kontrol edeceksin diye boşuna demiyorlar.
henüz kaza yapmadığım için, kuzenim ilk kazasını yaparken araçta bulunduğum deneyimdir.

denizli'ye yaz tatili için amcamlara gitmiştim. kuzenim otogardan seni ben alırım demişti. bir geldi ki altında amcamın golfü. gece mavisiydi hiç unutmuyorum. kuzenimin ehliyet aldığını biliyordum ama arabalara pek meraklı olmadığı için kullandığını bilmiyordum. zaten 1-2 hafta mı ne olmuş kullanmaya başlayalı. neyse biz bir heves atladık arabaya. o arabayı kullanıyor, beraber keyfini sürüyoruz. büyüdük ulan artık diyoruz.

denizli'nin en işlek caddesinde orta şeritteyiz. sol şerit fena akmıyor ama biz orta ve sağ şerit olarak dur kalk yapıyoruz. bir anda sağ şeritte bir araç aniden durdu, arkasındaki de frenledi, onun arkasındaki servisçi durumu geç fark etti ve frenleyerek kurtulamayacağını anlayınca sol şeride, yani önümüze kırdı ve güm! saatte 20 kilometre hızla giderken kaza yapmış olduk. düşünün anlattığım her şeyi gördük an be an, kuzenin frene basabilecek zamanı da vardı ama basireti bağlandı herifin. servisçi indi arabadan bi baktık adamın sadece plastik stop lambası kırılmış. bizimse çamurluk göçmüş, binde bir ihtimal resmen. adam dedi ki polis filan çağırmayalım 20 tl bir şey bu, verin gideyim. biz de idealist gençler olarak hak hukuk düzen adalet gibi kelimeleri geveleyerek polisi aradık. o ana kadar da şehrin en işlek caddesi tek şeride düştü, herkes bize sövüyor haklı olarak.

polis geldi, araçlar sağa çekildi, tutanak tutuldu. polis dedi ki 20 tl verin işte bu iş kapansın.
verdik kapandı. bu da böyle bir anımız oldu.
Sene 1987.
Köyde traktör, Bursa Kocayayla ıssız toprak yollarında 100 m araba kullanmışlığım var diye; şöyle kullanıyorum böyle kullanıyorum diye atıp tutuyorum. Öyle bir anlatıyorum ki, duyan Juha Kankkunen zannediyor. Ortaokulun servis şöförü kulağının dibinde carcar, ver abi ver abi kullanayım diyen, o yıllarda 135 cm boyundaki mrbars'a dayanamayıp; al mna diye söylenerek peugeot j9 servis minibüsünü verdi. Etiler 2nci Ulus'ta sokak arasında şöför koltuğunda mrbars, sağda servis şöförü, arkada 10 çocuk. Gaza basıyorum, arkadakiler arka camda Garfield; frene basıyorum 10 kişi birden ön cama uçuyorlar. 100 metre gittik gitmedik; 2nci vitese atmamla sağda park halinde 2 araca sürtmem bir oldu. Öyle korkmuştum ki, suratım kıpkırmızı, alev alıp tutuştu sanıp aynaya baktığımı hatırlıyorum.

Bunları yazarken bile o çocukluktaki korkuyu hissettim. 12 yaşında velede, içinde çocuklarla dolu servis minibüsü kullandıran öküz servis şöförünü de o akşam işten attılar.
Sene 2005 ehliyetimi yeni almışım.
Annemle teyzemi İzmir E götüreceğim Bursa dan.
Araba: 2005 fiat doblo 1.9 jtd. 12.000 km de
Saat: 21 suları. Yer: Mustafakemalpaşa girişi.
Hava yağmurlu bende bir gazla 70 civarı gidiyorum.
Virajı alamadım karşıdan da araba geliyordu bende tarlaya düz girdim.
Orada bir tümsek varmış araba yan yattı.
Sonuç: asfaltta yeni arabayı parçalamaktan kurtuldu.
Kimse ye birşey olmadı. Ayrıca kimsede emniyet kemeri de yoktu.
İlk kazam kuzenimin kullandığı Mercedes'in sağ koltuğundayken olmuştu. Sonuç çok iyi değildi, kolumda 2 kırık,ayağımda çatlak ve boylu boyunca kemer iziyle birlikte atlatmıştım. 2013 yılında Mercedes SLK 250 AMG paket ile Gidiş - Geliş şeklinde olan yolda ilerliyoruz, hafif bi viraj var 30-40 metre ilerimizde de tır var, tam virajın çıkışında sol şerit boş ilerisi de görünüyor diye sollamaya çıktığımızda yolun sol tarafındaki tır parkından tırın birisi manevra yapmak için yola tırın kafa kısmını çıkarıyor kuzenimde o an panikle solladığımız tırın önüne erken kırıyor sonra dönmeye başladığımızı ve bi kaç kere sağa sola vurduğumuzu hatırlıyorum. Araba pert, bizde yaralı kurtulmuştuk.


Kendimin kullandığı ilk kaza da 2014 Yazında oldu. Bilenler bilir İzmir Balçova AVM önünden Devam ettiğinizde İnciraltı kavşağı vardır yanında lunapark falan var hatta. Ortalama bi hızla gidiyoruz makaslayarak gelen bi mondeo, daha yeni sarıdan kırmızıya dönen ışığa durmam sonucu bana arkadan vuruyor. Işıklarda dururken ayağım frende olur ne olur olmaz diye ilk defa o gün onun önemini anladım çünkü ışıklarda ilk sıradaydım ve önümden çocuklu yayalar geçiyordu aracın bana çarpmasıyla ayağım frende olmasına rağmen araç bi 2-3 metre ileri gitti şansıma o an önümde kimse kalmamıştı. Aracın bana çarpmasından çok bi kişiye (yaya) çarpmış olmaktan korkmuştum o gün. Sonrası bilindik şeyler polisi aradık kendi aranızda anlaşın dedi işin içinden çıktı. Tampon değişti + işçilik bi de ufak tefek düzeltmeler 2500 tl hasar kaydı tramere eklendi.
  • / 2
bunlar da ilginizi çekebilir