Bizim gibi petrolhead adamların çok zoruna giden durum. Hele bir de ilk arabaysa ve içinde çok anı var ise sattığınız arabayı görmek adama çok koyar.

Benim içime en çok oturan ise apaçilerin eline düşmüş olan otomobillerim oluyor. Onlara ayrı bir acıyorum, içim gidiyor. Param olsa elinden alacağım adamın o derece kafama takıyorum.

Eski sevgiliyi görmek gibi bir olay sanırım bu, psikolojim kaldırmıyor.
Ailemde gördüğüm kadarıyla kadınları daha çok etkileyen bir durum. Babannem mesela babamın ikinci ve üçüncü arabası olan(Manager ve Concorde) vişne çürüğü Renault 21i her gördüğünde hayıflanır "kocaman arabaydı niye sattınız" diye. Diğer yandan annem yazın sattığımız Ford Fusion'u mahallede her gördüğünde hüzünleniyor. Geçen telefonda anlatıyor: "O benim arabayı kullanmayı öğrendiğim ilk arabaydı, geçerken her gördüğümde içim gidiyor..."

Bana soracak olursanız henüz kendi aracıma sahip olamadığım için sanırım çok bağlılık hissedemiyorum. Tabii ilk zamanlar bizim Fusion'u yeni arabamızda giderken gördüğüm zaman garip hissetmiştim. Onunla köy yollarında nasıl sınırlarını zorladığımı, gecenin köründe hot lap misali süre kovaladığımı unutamam. Yolların durumu iyi olsa rotalar Japon tougelerini aratmaz ama onun da yerden yüksek olması, buna rağmen fiesta gibi tutunması bu eksileri göz ardı etmemi sağlıyordu.

Nitekim peder piyasası iyiyken elden çıkarmak istiyordu(10 yıldan sonra yedek parça desteği gibi soru işareti oluşturan durumlar olabilir). Gitmesi gerekti ve gitti. Yerine gelen Aston Martin Fiesta'mız (bkz: swh) başta alışmamı gerektiren durumlar getirse de rodaj kilometresini tamamladıktan sonra süre kastığımda eskinin rekorlarını kırdı ve benim gönlümü aldı.

Yinede konman gereken çok çiçek var. Bal alabildiğim çiçek sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Bunun için arkama sürekli bakmak yerine önüme gelebilecek fırsatlara karşı hazırlıklı olmalıyım. Beni bekleyin güzeller, inşaallah birgün sizin de direksiyonunuza geçeceğim.
kesinlikle kadınları daha çok etkileyen olay. kardeşim ağlayarak satmıştı arabasını. bildiğin böyle hüngür hüngür. sattığımız kişi yakınlarımızda oturduğundan sık sık görürdük. her görüşünde baya hüzünlenirdi ama giderek etkisi azalmaya başladı ve sonunda tepki vermemeye başlamıştı.
kesinlikle üzen bir karşılaşma. benim üzüntüm ise yeni sahibine karşı. bir arabamı pert etmiştim, bu tarz işlerle ilgilenen sanayiciler gelip uygun bir fiyata satın aldı. derleyip toplayıp satmışlar arabayı daha sonra. arabayı gördüğümde içinde sahibiyle, aracın geçmişinde yaşananlardan habersiz dolaşıyormuş ve kandırılıyormuş gibi hissediyorum.
henüz tadamadığım his. ilk araba geldi 12 yaşına, hala kapının önünde duruyor. bırakamıyorum bir türlü hergeleyi.
sanırım şuanki ve ilk olan arabamı satarsam,zaten giderken bayağı hüzün dolacak içime,ancak bir de görürsem gözlerimden yaş süzülür. sıpaya çok alıştım,ilk aşkım.
bunlar da ilginizi çekebilir