Doğu illerimizde hala faal olarak kullanılmakta olan Renault modeli. Dağ tepe bu arkadaşa hiç farketmez, eşek niyetine binilir.
Renault 12'nin Türkiye pazarına özel üretilmiş versiyonudur. 12'ye olan talebin azalmaması sonucu plastik tamponlar ve 5 ileri vitesle güncellenecek 2000 yılına kadar banttan inmemiştir (başka farklılığı varsa ekleyin lütfen). Çoğunlukla beyaz, nadir olarak da kırmızı renkte üretilmiştir. Bir nevi bizim memleketin Ford Model T'si olarak görülebilir.
2001 yılında araba pazarında renault spring arabamızı satarken önümüzdeki spota kaç tane gelip satıldığını sayamadığım arabadir. (bkz: nakit) Güzel ülkem ne asamalardan geçiyor.
Hiç binmemiş olmanın getirdiği ufak bir burukluktur benim için. Almanya'da olduğumdan dolayı kendisine binme fırsatını hiç bulamadım. Memlekete döndüğümde arkadaş ortamlarında bahsedilen, herkesin bir anısı olan bu otomobile binmediğim için eksik hissedeceğim hiç aklıma gelmezdi.
beyaz olanı siyasi anlam taşıyan renault'dur.
hali hazırda 1991 model binek bir versiyonuna sahip olduğumuz, taşrada hala iş gören, dilinden anlayarak kullanıldığında ekonomik bir otomobildir. üretimine 1988 yılında başlanmıştır. yıllardır çeşitli versiyonları üretilen renault 12 serisinin modifiye edilmiş ve pazara sürülmüş halidir. 1988 modelleri 4 viteslidir. tofaş'ın kuş serisinin 1.6 litre motorlu ve 5 vitesli şanzımanlarla yenilenerek piyasaya sürülmesiyle oyak renault da derhal aracını güncellemiş ve 5 vitesli şanzımanla üretime başlamıştır. 1989 modelleri 5 ileri viteslidir.

iki tipi üretilmiştir: binek (sedan) ve station wagon (sw)

1989-90 ve 91 modelleri donanım olarak en dolu versiyonlarıdır. dolu derken, binek versiyonda sağ ayna bile yoktur aslında ama bu yıllarda üretilen modellerde akü şarj göstergesi, sw kasada tavanda sıra sıra boyuna çıtalar vardır. orta anadoluda kullanılan 25 yaşındaki otomobilde akü şarj göstergesi, kışın işe yarıyor.

1997 modelllerden itibaren gösterge panelinden devir saati ve sw kasaların tavanından ortadaki sıralı çıtalar kaldırılmıştır. okuyanların merakını gidermek için halen kullandığımız, kilometre sayacı bilmem kaçıncı turunu devirmiş 1991 model toros binek hakkındaki tecrübe ve gözlemlerimi aktarayım.

güvenlik: günümüz otomobilleriyle kıyaslandığında, güvensiz bir otomobildir. standart ön emniyet kemeri ve sonradan babamın taktırdığı arka koltuk emniyet kemerleri dışında bir pasif güvenlik donanımı yoktur. metal yorgunluğu da düşünülürse olası bir çarpışmada, içindekilerin ciddi şekilde yaralanmaları veya hayatını kaybetmesi yüksek ihtimaldir. yerden yüksekliği sayesinde dağ, taş demeden kullanılabilirse de asfaltta 70 km/saat üzerindeki süratlerde savrulma eğilimindedir, altına rüzgar alır. "iyi de niye kullanıyorsunuz?" diye soran olacaktır. evden tarlaya, bahçeye, pazara gitmek için, günlük en fazla 5 kilometrelik seyahatler için kullandığımızdan ve tofaş şahini bile "asfalt arabası" diye niteleyen babamın inadını kıramadığımızdan kullanıyoruz. bunun yerine alınabilecek otomobil, yerden yüksek olması nedeniyle ford focus olabilir. onun dışında, pick-up bakmak gerekecek ki fiyatları malum.

konfor: kullandığımız yerleri düşününce, bizim için en konforlu araçtır. gittiğimiz yerlere toros yoksa massey fergusonla gitmek gerekiyor. asfalta çıkınca işler değişiyor. sert, gürültülü, sarsıntılı, klimasız bir otomobil olduğundan epey yorucu. yavaşken sert, hızlanınca yumuşacık direksiyonu, debriyajı, uzun ve kemikli vites kolu, cartlayan geri vitesi, yetersiz kaloriferi, yaylı koltukları ve pazardan elli liraya alınan iki cızırtılı hoparlörlü teybiyle konfor falan yok tabi. bu otomobili kullanırken ihtiyaç duymadığım tek donanımı klima; o da kullandığımız ilçenin serin olmasından. kışın standart kalorifer işe yaramadığından, çorum kaloriferi taktırıp rahatladık.

performans ve ekonomi:

bu otomobilin hala bu kadar tutulmasının, 1991 modelinin bile on bin lira civarında ikinci el fiyatının sebebi budur. keçi yollarında, karda, buzda, çamurda, derede gider. arıza yapsa da kolay kolay yolda kalmaz. yedek parça ve onarım maliyeti çok düşüktür. sipariş ettiğim bir koli yedek parça (kapı kolu, vites topuzu, kapı içi döşemesi, vs...) 100 lira civarında tuttu. taşrada her sanayi sitesinde her parçası kolayca bulunur ve değiştirilir. otomobilde elektronik hiçbir zımbırtı (kabindeki dijital saat hariç)yoktur. teşkilat olmayınca müşkülat da yoktur. lpg dönüşümü hemen yapılır. 5000 kilometrede bir 100 liraya periyodik bakımı yapılır. yazlık/kışlık iki set (sekiz adet) lastik 1.000 liraya alınır ve yıllarca kullanılır. yıllık motorlu taşıt vergisi 118 liradır. düzgün bakılırsa muayeneden hemen geçer. aracı çok abartı yüklemedikçe çekişi fena değildir, ağırlığı bir tonun altındadır, yaşıtı muadillerine göre çok yakmaz. günümüz otomobillerine göre verimsiz ve çok yakan bir motoru olsa da o yıllarda üretilen kuş serisinden ekonomiktir.

velhasılı, taşrada kullanılabilir, uzun yola çıkılmaması, mümkün mertebe 50 km/saat süratin aşılmaması gereken otomobildir.


Toros geçerse traktör de geçer.
İşin şakası bi yana dacia duster ın eski modelidir bana göre.
sola çekmesi gerekçsiyle babamın geri iadede bulunduğu ilk otomobilimiz.
Köylerin vazgeçilmez aracıdır ve hala fiyatları düşük değildir
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri