renault'un 2005-2009 yılları arasında ürettiği, 2009'dan 2012'ye kadar da biraz daha modifiye edilmiş şekilde piyasaya sürdüğü, 2006'da yılın arabası ödülünü aldığı otomobil.

şahsımda 2006 model 1.2'sinden var. arabanın kalkışı 1.2 motora göre şaşırtıcı derecede seri. direk gazı emip kalkışa geçiyor araba. arabanın motoru çok diri, belki bununla alakası olabilir. bundan bir önceki arabam olan 2004 1.4 polo 9n'den çok daha seri ve rahat kalkışı var. direksiyonu çok hafif, neredeyse tüy gibi. ilk kez direksiyonu bu kadar hafif ve rahat bir arabayla karşılaştım. vites geçişleri rahat değil ve çok sert. fakat yaptığım araştırmalara göre, renault'larda kronik bir sorunmuş bu, düz vites arabalarının, özellikle de clio'nun vites geçişleri sert ve takır tukur geçiyormuş. polo'nun vites geçişleri tereyağı gibiydi.

yol tutuşu da fena değil, 140'a kadar yolu var fakat virajlı ve eğimli yollarda siz yine de 100'ü geçmemeye dikkat edin, savruluyor çünkü, dötü başı oynuyor arabanın, fakat 80 km'yi geçtikten sonra araba artık kendini 5. vites'e attırmak istiyor, sanırım zorlanmadan 120'yi görür fakat bundan sonraki hızlarda yakıt sarfiyatını arttırır ve kendini zorlamaya başlar. yokuşlarda kalkışı da arabada iki kişi varken hiç fena değildi. bu sayı artarsa ya da bagajda yük olursa nasıl olur bilmiyorum.

uzun lafın kısası, alırken tereddütlerim vardı fakat şaşırtıcı derecede şehir içi kullanımda beklenenden fazlasını verebilecek ve yakıt konusunda yüz güldürecek bir araç. euro ncap raporları da hiç fena değil. almayı isteyene tavsiye ederim.
not: ne polo'ya ne de buna tüp taktırmadım, iki araba da ömründe tüp yemedi.
2010 modelini kullanmakta olduğum otomobil. aynı 1.2 motora mı sahibiz diye düşünmeden edemediğim araç. yani benimkinde öyle gaza tepki falan hak getire. 2 viteste bile dip gaz yaptığımda o devir kesiciye gelene kadar esniyorum falan, öyle yani. hayatımın hiç bir döneminde otoyolda rampa çıkarken en sağ şeritte kamyonların arkasında gitmemiştim, bu araba ile onu yaşadım. yalıtımı çok kötü, motor kucağında gidiyormuşsun gibi. enteresan bir şekilde ortalama bir otomobile göre kafadan çok fazla kaymıyor, tabiki de bir yere kadar. bence tek pozitif yanı benzinli bir araca göre çok ekonomik olması. bundan önce dizel manuel bir aracım vardı, bunu aldığımda tüp takarım diyordum ama hiç ihtiyaç duymadım. 1.2 motorun ayıbını örtmek için biraz devirli kullanmama rağmen istanbul içi 7 litreyi geçmedi. genel olarak istanbul içi 6 litre yakıyor. uzun yolda insan gibi giderseniz 4 litreleri görmek mümkün. tam fransız kafası ile üretilmiş. hız sabitleme var ama camlar tek dokunuşla inip kalkmaktan aciz. aldığım günden beri hani şöyle severek, işte benim arabam diyerek kullanmadım. bence ruhsuz.
Fiyat/performans olarak gelmiş geçmiş en mantıklı b segmenti otomobillerinden bir tanesidir. çok ucuza halledilebilecek kronik sorunları vardır, asla baş ağrıtmaz. 1.2 motor kendini taşıyacak kadar yeterlidir, fazlasını vermez. Ama 1.4 polo 9n de oldukça hantal olduğundan kıyas yapılabilir.
Ruhsuz olduğuna katılmadığım, hatta clio197'den bişeyler taşıdığını düşündüğüm arabadır ki ben 1.6 motorlu taş devrinden kalma otomatik şanzımanlı olanını kullanıyorum. Bu düşüncemin tek bir dayanağı var, o da arabanın istediğim şeyleri yapıyor olması. Virajın içine frenle taşıdığımda arkasıda ön tarafla beraber dönüyor, viraj ortasında gazdan ayağımı çektiğimde o koca poposu yanıma geliyor ve birden gerçekleşmiyor bu olay, kontra verdikten sonra 'frene mi gaza mı basayım, hımm, frene bassam banko spin atarım gaza basayım en iyisi' diye düşünebiliyorum.

Clio'yu tanıdıkça güveniyorsunuz. Neden çünkü viraja girmeden önce 'ulan ağaca sarılmayalım' diye düşündüğünüz için başlarda yavaş dönüyorsunuz. Ama hızı hissetmeye alışınca bu sorun olmaktan çıkıyor ve yüksek hızlarda korkmadan dönüp başta anlattıklarımı yaşayabiliyorsunuz.

Bu söylediklerim kimisi için bişey ifade etmeyebilir, hızı hissettirmesi ve arka tarafın Sıla'dan kafa nereye biz oraya şarkısını bağıra bağıra söylemesi birçok kişinin hoşunada gitmeyebilir ama 1 yıl punto kullanıp arkadan birazcık kayması için ölümüne fren destekli ağırlık transferleri yapıp tüm yükü öne alma çabalarımdan sonra Clio bana ilaç gibi gelmiştir. Belki yalıtımı iyi değil, saçma sapan donanım eksikleri var ve 1.6 için konuşacak olursak felaket bir şanzımanı var evet bunların hepsi doğru ama sinirli bir şekilde arabaya binip tüm sinirimi motordan ve lastiklerden çıkarttığımda eve dönüp olanları düşünmeden rahatlıkla uyuyabiliyorum Clio sayesinde ki bence bu dijital klimadan veya dokunmatik bir ekrandan daha önemli bir özellik.
1.6 otomatiği benzini içer bastın mı yürümez. uzun yolda 8 litre yakar ocaklar söndürür. bütün tatil paranızı hiç eder affı yoktur.
Altı oldukça yüksek olan araç.

2012 öncesi makyajsız kasaların altları oldukça yüksek. Öyle ki, 4-5 Temmuz Ordu Sel Felaketi'nde bu sele yakalandım ve heyelan olup asfaltı zarar gören, koca koca taşların indiği yollarda, asfalt olmayan çamurlu ve bol mıcırlı yollarda hiçbir şekilde kaydırma yapmadan rampalardan, altı vurmadan bozuk asfaltlardan ve yarık toprak yollardan başarılı bir şekilde geçti. Bir aile dostumuzun yeni kasa Ford Focus'unun karteli aynı yolda delindi. Opel Astra ve Ford Connect defalarca güm güm altını vururken, Clio 3'ün en ufak bir sürtmesi bile olmadı. 75 beygirlik 1.2 motoru ufak görünse de bu araca oldukça yetiyor, yakıt sarfiyatı için de uzun yolda mümkün oldukça devirli kullanın yeter. Yol bilgisayarına da çok güvenmeyin, istatistikte kilometrede 7.0 falan yakıyor dese de panik olmayın neredeyse yarısı kadarını yakıyor.
Bu arabanın yol tutuşunu oldukça beğendim ben, dandik dizelini kullandım 15 jantlıydı, fiesta vari kullanım hissi yakaladım ilaveten arkası ona göre daha stabildi, şaşırttı beni..
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri