Rakım yükseldikçe oksijen oranı düşer. Yani motorunuza giren hava da azalır. Motor çalışma prensibinde hava karışımı da bir etken olduğu için az emilen hava aracılığı ile motorunuzun performansı düşer. Özellikle efsane tırmanma yarışı olan Pikes peak yarışlarında işin en zevkli kısmı budur.

Performansı düşen motor yakıtı da az yakacaktır ama bu sürücünün inisiyatifi ile değişebilir. Yani teorik olarak rakım yükseldikçe yakıt tüketimi de düşer ama performansı düşen aracı daha da zorlayıp fazla devir çeviren sürücü daha da fazla yaktıracaktır haliyle arabaya.

(bkz: Rakım seviyesinin yakıt tüketimine etkisi)
Bilindiği üzere atmosfer basıncı deniz seviyesinden yukarı yükseldikçe azalır, dolayısıyla azalan basınçla doğru orantılı olarak havadaki oksijen oranı da azalır (insanların dağa, yaylaya çıktıklarında "oksijen çarptı" dedikleri durum aslında kan dolaşımına oksijenin yetersiz gelmesidir, neyse...).

Yukarıda bahsedildiği gibi rakım yükseldikçe oksijen oranı düştüğü için motordaki yanma verimi düşer. Hatta belki başınıza gelmiştir; dağ başına aracınızla çıkmaya çalışırken motorun su kaynatması sonucu, yani hararetten dolayı yarı yolda kalmışsınızdır. Bunun sebebi motorun performansının düşmesi, bu yüzden düşük vites-yüksek devirle seyir, motorun devrine göre yeterince soğutulaması (çünkü o bayırda hızlanamadığınız için motora hava akımı da azalıyor) vs. Böylece oksijen miktarının yetersizliği hem yanma verimini hemde soğutma verimini doğrudan etkiler.

Bütün içten yanmalı motorları etkileyen bir durum olsa da bundan en çok atmosferik motorlar mağdur olur.

Tavsiye: Buradan çıkacak sonuç, eğer aracınızı maksimum performansını merak ediyorsanız gece yola çıkın. Lastiklerin tutunma performansı hariç her türlü daha avantajlıdır 😉
bunlar da ilginizi çekebilir