Olmayanın asla ve asla tutkusu olanı anlamayacağı duygu ve düşünce biçimidir.

Zaten genel olarak "kendi düşüncemiz ne ise karşıdaki de onu düşünmek zorunda" yapısına sahip insanlar olduğumuz için, otomobil tutkusu olmayan insanlara bu tutkunuz aşırı derecede anlamsız gelir.

Sizin için her otomobilin bir ruhu dili ırkı tarzı geçmişi vardır, fakat sadece a noktasından b noktasına gitmek için hatta ve hatta otomobile "eşek gözüyle bakan" insanlar 4 tekerin kıymetini bilemezler.

Herkes futbol, futbolcu, krampon, forma, takım, transfer gibi tutkulardan konuşabilirken sizin otomobil sevdanız birilerine batabilir. Tabii ki otomobil tutkusu derken şahini yere basıp son ses müzik dinlemek gibi falan algılanan durumlar oluyor bu da işin komik tarafı.

Otomobil dünyasında yatan emek, mühendislik, zeka veya her ne ise biz bunlara tutkunuz diyemiyorsunuz.

Otomobil eşek değildir, içinde uzun yollar yaptığınız, canınızı emanet ettiğiniz, canlarınızı emanet ettiğiniz, bazen bir kahve içtiğiniz bazen güzel müzikler dinlediğiniz, bazen saatlerce sohbet ettiğiniz mükemmel bir yaşam alanı.

Örneğin gençlik zamanlarımda da hep motorsporlarına yönelmek isterken kendim de olmak üzere çok yakın arkadaşım ile ailelerimiz bu işe dünyanın en gereksiz işi peşinden koşuyoruz olarak bakıyordu. Gençlik diyorsam da 16-17 yaşlarındayken. Şimdi ikimiz de bir şekilde motorsporları yapıyoruz ve arada bir babamın "bizim çocuk da ralli yapıyo fena hızlı" falan diye övündüğünü duyuyorum.

İnsanların hobileri, tutkuları, hatta ve hatta ihtiyaçları olabilir. ki bir erkeğin otomobil tutkusu çok doğal bir şeydir zaten.

Tutkusu olmayan yaşayamaz.
Benim içimde de oldukça fazla olan tutkudur.

Misafirliğe dahi gitsem gözümün önünde duracak şekilde arabamı park ederim.

Yeri gelir içinde saatler geçirir müzik dinler, belki 1 tane bira içersiniz. Bu arada bu tutkuya sahip olan adamdan zarar gelmez bunu sakın unutmayın. İstisnalar kaideyi bozmaz: (bkz: ünal turan)
Ailenizce 'apaçi' damgası yiyebileceğiz tutkudur.

Bu hisleri onlara anlatmak oldukça güç bir süreç özellikle de ilk çocuksanız. Caddede makas atan tiplere benzetilmeniz, boş yere vakit ve para harcadığınızı söylemeleri de muhtemel.

Bunun üstesinden gelebilmek için onlara bilgi vermek, mümkünse eğer track day'lere götürmek gerek. Hatta ve hatta arabanızı modifiye ederken yaptığınız hesaplamaları da göstermek işinize yarayacaktır.
Track day'e götürme fikri mantıklı iştir fakat dikkat edilmesi gereken hususları vardır. track day'e götürme fikri ile yanıp tutuşsam da ondan çok daha basit olan Volkicar antrenmanıma bir kere annemi götürmek gibi gaflette bulundum.

Pist kenarından çekilen tüm videolarımda "aman oğlum yavaş yavaş, amaaan yavaaaaş oğlum napıyosun ya, yaavaaaaaş" nidalarından başka bir şey duyamadım. Kadını olaya ısıtayım derken daha da soğuttum. Bütün sülaleye anlatma biçiminden sonra herkesin aman oğlum tehlikeli işler onlar diye yakınmasından başka bir şey kalmadı. Ne kadar takla kafesinin taktığımız kaskın önemini anlatsam da fayda etmedi.

Yani diyeceğim o ki, dikkat edin. Anneniz falan geldiğinde yarışta dahi olsanız sonuncu olun, 2.vitesten çıkmayın. Zira annemin olayı güvenli sanabilmesi için bunları yapmam gerekiyordu. Deli gibi süre kasmaya gitmiştim bir de :)))
bebekken ağladığınızda sizi susturmak için arabaya bindirmeleriyle başlar.

ben de öyle olmuş en azından. annem, seni motor sesini duyar duymaz susardın der hep. öyledir de hala, motor sesini duydum mu susarım. önce bırakırım o konuşsun. dışarıda bir cafedeyken yanımdan bir araba geçiyorsa da ilk onu dinlerim, uzun yoldayken de ilk ona kulak veririm. aksırıp tıksırıyor mu, bir sorunu mu var diye endişelenirim çocuğum gibi. tertemiz geliyorsa ses gururlanırım baba gibi.

böyle böyle tutkuya dönüştüğü anlamadım bile.
Bu tutkudan dolayı işimi bıraktım sadece otomotiv sektöründe çalışmaya başladım. Üstelik 4 sene lisans, 5 sene yüksek lisans yaptığım mesleğimi bıraktım. Ama hiç pişman değilim, son derece keyifliyim, hatta hayatımın en doğru hareketini yapmışım diyebilirim. Otomobil tutkusu aynı zamanda bir zamanlar yayın yönetmenliğini yaptığım, online otomobil dergisi AutoVision'ın da sloganıdır: AutoVision

Her ay online olarak yayınlanan son derece keyifli bir dergidir, okuyunuz :)
"ST150" adlı yazarla kaderimin aynı olduğu başlıktır.
Otomobil tutkumdan dolayı genç yaşta üniversiteyi bıraktım.
Belki bir doktor, bir mühendis olup masabaşında çalışarak paramı kazanabilirdim ama otomobil tutkusu bambaşka birşey.
Şahsen sanayide arabalarla ilgili bir mesleği diğer tüm mesleklere tercih ederim.
Zira severek, tutkuyla bir işi yapmak diğerlerinden çok farklı bir duygudur.
bunlar da ilginizi çekebilir