Benim de sahibi olduğum, çoçuğum olsa ancak bu kadar sevebileceğim oluşum. İlk başta sadece keyif aldığım için otomobiller ilgili araştırma yazıları, haberler, yabancı sitelerden çeviri dosya konuları paylaşıyordum. Daha sonra Renault Türkiye, makyajlı Megane lansmanı için beni Antalya'ya götürdü. Götürüş o görütürüş... Sektörle gerçek anlamda ilk defa orada tanıştım. Genel oluşumu ve basın-marka ilişki düzenini (basın test otomobilleri, lansmanlar, projeler, reklamlar...) öğrendim. İstanbul'a döndüğümde bana bir de test otomobili verdiler. Deposu da dolu, istediğini yaparsın; o zamanlar yeni olan Clio IV'ü test edip yazarsın artık dediler. Tabii, yazarım dedim. Bir de kendi kendime ekledim: "Renault böyle test otomobili verirse diğerleri de kesin verir." Fikir güzel, ama büyük bir sorun vardı. Markaların sorumlularının iletişim bilgilerini bırak, isimlerini bile bilmiyordum. Aile dostu vs tanıdık da yoktu. Bu sorunu Linkedin başta olmak üzere, tüm sosyla medya kanalları ve interneti kullanarak aştım. Sağdan soldan markaların sorumlularının isimlerine ve iletişim bilgilerine erişip bulup onlara email göndermeye başladım. Kime bulursam email yolladım. Benim doğru zannettiğim ancak aslında tamamen yanlış kişiler sağolsunlar, şirket içindeki doğru kişiye beni forwardladılar. Emaillerime cevap vermeyenlere ikinci emaili attım. Ona da cevap vermeyenleri telefonla aradım. Telefona da cevap vermeyenleri Avrupa müdürlerine "Türkiye'deki çalışanlarınız işini doğru düzgün yapamıyor" diye şikayet ettim, bu sefer onlar beni aradı. ;)

Velhasılkelam, işler büyüdü. En başından beri fotoğrafı profesyonel fotoğrafçı arkadaşım çekti. Yazıları ben yazdım. Ayrıca, klasik otomobil testinden ziyade otomobilin karakterine uygun bir yan unsurla otomobil+mekan, otomobil+yolculuk konseptlerinde farklı içerikler (Fransız otomobilleri ile bağ turları...) yaratmaya gayret ettim. Bnun en büyük sebebi o basın test otomobilinin bana gelene kadar en az 5-6bin km'ye gelmesiydi. Ben kullanana kadar bir sürü farklı yayında zaten yazısı çıkıyordu. İşte bu handikapı farklı içerikle kapatmaya çalıştım. Görece sağlam işler çıkardığımızı düşünüyorum ve sanırım farklı içeriklerimiz markaların da hoşuna gitti ki bir kere iletişimi kurduğum hiçbir marka sonrasında sırtını çevirmedi. Sadece Renault, test otomobili vermeyi sürdürmesine rağmen bir daha lansmana çağırmadı. (Ah, o Clio 1.2 TCe EDC'nin yakıt tüketimini o kadar yüksek yazmayacaktım. :) Neden sizde bu kadar yüksek çıktı tüketim değeri diye sormuşlardı.)

Bu arada, işler biraz daha büyüdü. Blogun sınırlarını aştı. Aylık otomobil dergisi Autocar'da Mayıs 2015'ten itibaren yazmaya başladım. Autocar'da 1 yılımı doldurduktan sonra asıl istediğim kariyer hedefime ulaşmak için önümüzdeki hafta itibarıyla dergiden ayrılma kararı aldım. (Bu bilgiyi de dergi ekibi dışında ilk size söyledim.)

Bugünden sonra neler olarak hep birlikte göreceğiz. Bu arada, dönemlik yoğunluğumdan ötürü bu aralar az içerik yaratsam da Akselerasyon hala yoluna emin adımlarla devam ediyor.

İncelemek isteyenler için link burada saklı.
tümünü gör