Yazı: Şafak Soysal
Fotoğraflar: Alperen Gökmen

Genel

Herkesin dilinde olan ancak kimsenin tercih etmediği otomobilleri bilir misiniz? Senelik satış raporlarına bir göz attığınızda bu modellere birçok örnek bulabilirsiniz. Mesela orta boyutlu premium sedanlarda Volvo’nun ne kadar iyi olduğundan dem vurulur ancak satış rakamları hep Alman üçlüsünden yanadır. D sedanlarda (bir bölümü teknik olarak liftback) Passat lafı açıldığında herkes Talisman ve Superb’den dem vurur ancak rakamlar öyle söylemez. Alfa Romeo Giulietta çok sevilir, ancak premium markaların bile 10’da 1’i kadar satar.

Konuğumuz olan Mazda 3 de bu kümenin bir elemanı. Geçtiğimiz yıl ufak bir makyaj operasyonu geçiren kompakt hatch, hâlihazırda güzel olan tasarımını çok daha şık yapmayı başarmış durumda. Hafif gövdesi, sağlam donanımları, kaliteli hissettiren kabini ve daha bir sürü özelliğiyle Volkswagen Golf ve Renault Megane gibilerin aslında gizli ve en sağlam rakibi olan Japonu mercek altına alıyoruz…

Tasarım

Makyajlı versiyonunu öncekinden ayırmak için dikkatli bir göz gerektiren modellerde bugün: Mazda 3. KODO tasarım felsefesiyle göze hitap etmeyi başaran 3, bence segmentinin en yakışıklısı. Estetik operasyonu öncesinde çarpıcı olmayı başaran kompakt hatch, keskin ve akıcı dokunuşlarla birlikte artık daha “komple” duruyor. Örneğin ön ızgara ile farlar eskiden sınır komşusu iken şimdi daha girişik bir yapıya sahip. Tamponun alt kısmında dik bir açıyla aşağıya bakan sis farları ise yatay bir forma kavuşmuş. Ayrıca burada büyük, yuvarlak sis farı küçültülürken köşeli parça uzatılmış ve krom bir detay ile süslenmiş.

Yan tarafta güzel çizgiler, daha önce de incelediğimiz makyaj öncesi modelden aynen taşınmış. Anlayacağınız burada konuşacak çok bir şey yok. Yine de ön ve arka farlardan uzanan ve B sütununda çapraz açıyla kesişen çift omuz çizgisinin muazzam göründüğünü belirtmeden geçmek, harika bir iş çıkaran Japon tasarım ekibine ayıp olurdu.

Arka bölüm de rötuşlardan nasibini almış. Cam, bagaj kapağı ve stoplar hiçbir değişiklik olmadan yeni türeve aktarılırken tampon, daha sportif ve şık bir hava kazanmış. Bunun nedeni de plastik ekin azaltılması ve artık gövde rengi bölüme taşınan reflektörlerin daha karakterli şekilde tasarlanması. Bu arada makyajda otomobilin uzunluğu 5 mm artarak 4470 mm’ye ulaşmış ama diğer ölçülerde bir değişim söz konusu değil.

Eğer incelemeyi tasarım konusundan sonra bitirecek olsaydık, hepinizin koşup birer Mazda3 almasını tavsiye ederdim. Fiat Egea’dan tutun, segmentin güçlü oyuncularından Ford Focus’a ve premium sınıfı değiştirmeye gelen Mercedes A-Serisi’ne bir bakın. Özellikle arka bölümde birçok üreticinin Mazda’dan ilham aldığını görebilirsiniz. Söylediğim gibi, Mazda 3 bence klasmanındaki en şık makine.

Kabin

Mazda’nın ufak detaylardan oluşan makyaj operasyonu, 3’ün kabininde de kendini gösteriyor. Önceki modele genel hatlarıyla benzeyen bu düzende yapılan değişimler, Japon hatch’in iç mekânına oldukça premium bir hava katmış diyebilirim. Dikkati çeken ilk yenilik direksiyon simidine uygulanmış. Karbon fiber görünümlü düğme demetinden vazgeçen Mazda tasarım ekibi, MX-5’te de gördüğümüz entegre düğmeli simit düzenine geçiş yapmış. Ortası devir saati olan kadran ise bir önceki nesilde olduğu gibi sportifliği ve modernliği harmanlamayı sürdürüyor.

Lüks algısını arttıran ikinci yenilik ise vites konsoluna uygulanmış. Geleneksel el freninden vazgeçen ve elektronik park frenine geçiş yapan Mazda, bilgi eğlence sisteminin kontrolünün sağlandığı elemanların ardında kalan bardaklıkların üzerini kayar kapakla örtmüş. Ayrıca bu ikilinin birleşimi de çok daha pürüzsüz bir şekilde yapılmış. Tamam, Golf’teki gibi kapı panelindeki gözlerde kumaş döşeme göremiyor olabiliriz ancak BMW 1 Serisi’nden esinlenilen bilgi eğlence sisteminin izdüşümünde kalan bu bölge, Mazda 3’ün kimlerle savaşmayı planladığını açık şekilde gösteriyor.

Hazır konusu açılmışken multimedya sistemine karşı karmaşık hisler taşıdığımı söyleyeyim. Ekranın kontrolü direksiyonun solundaki tuşlardan ve vites konsolundaki düğme demetinden 8 km/s hıza kadar dokunmatik olarak yapılıyor. Ana menüde 5 tane sekme var. Yani ilk aşamada nerede ne yapacağınız bulmakta zorlanmayacağınızı düşünebilirsiniz ancak menü derinlikleri fazla ve seyir hâlindeyken işlem yapmak gözünüzü yoldan almanıza neden oluyor. Grafiklerini beğenmiş olsam da sistemin kullanıcı dostu olduğunu söyleyemeyeceğim.

Gelelim boyutlara ve saklama alanlarına. 2700 mm’lik aks mesafesi sayesinde arka koltukta 1.71 metrelik boyumla ben hem baş, hem diz mesafesi konusunda rahattım. Sürüş pozisyonu ayarınıza göre 364 litrelik bagajın önünde yer alan bu bölgede 1.80 boylarında insanları da taşıyabilirsiniz. Sürüş pozisyonu demişken, şahsen Mazda 3’ün direksiyon-koltuk (test aracımızdaki beyaz deri koltuklar CX-5’ten alınma, ısıtmalı, elektrikli oldukça şıklar) ayar kombinasyonunu beğendiğimi söylemeliyim ancak Honda Civic gibi biraz daha alçak oturuş pozisyonu olsa sanırım daha mutlu olurdum.

Günlük hayatta eşyalarınızı koymak için kol dayama altı göz, 1 litre şişeleri taşıyabilen kapı panelleri, vites konsolu çevresindeki bardaklık ve aralıklar size yardımcı oluyor.

Normal ihtiyaçlarınıza cevap verebilen Mazda 3, malzemeleri ve şık kabin tasarımı ile size gerçekten özenilmiş bir otomobilde olduğunuzu yeterince hissettiriyor. Premium Almanlar ve onların da en yakın rakibi kabul edilen VW Golf’ün bana kalırsa en ciddi rakibi Mazda 3.

Sürüş

Herkes turbo motorlar ve hibrit desteği ile Mersin’e giderken, Mazda atmosferik SkyActiv ailesiyle biraz tersine gidiyor gibi. Test ettiğimiz aracın kaputu altında 1.5 litre hacminde, atmosferik bir benzinli motor yatıyor. 6000 devirde 120 bg, 4000 devirde 150 Nm üretebilen bu makine, segmentteki diğer seçeneklere göre zayıf görülebilir ancak şunu belirmekte fayda var: Mazda 3 hatchback’in 6 ileri otomatik şanzıman ve 1.5 SkyActiv-G motor ile sürücü dâhil boş ağırlığı 1215 kg. Bu değer aslında C’den ziyade B segmentine kafa tutacak cinsten. Bu yüzden Mazda 3’e hantal demek biraz haksızlık olur gibi. Ancak yaklaşık 11.9 saniye süren 0-100 km/s ivmelenmesi ona çevik dememizi de biraz olsun engelliyor. Aslına bakarsanız 0-60 km/s oldukça kısa sürüyor ancak 3’ün üç haneli hız değerlerine ulaşması esnasında düşüncelere dalabilirsiniz.

Direksiyon üzerindeki kulakçıklardan kontrol edilebilen -ve bunlara oldukça hızlı tepki veren- 6 ileri kademeye sahip şanzıman son oranında iken 120 km/s’de gitmek için 3000 devire ihtiyaç duyuyor ancak aracın yol, lastik, rüzgâr ve motor sesi izolasyonu son derece başarılı olduğu için bundan rahatsız olmuyorsunuz. Can sıkan tek şey, motoru ilk çalıştırdığınızda kararsız rölantide aracın yoğun bir biçimde kükremesi.

Dinamiklere geçmeden önce yakıt tüketimine değinmek istiyorum. Herhangi bir aşırı besleme görmeyen motor, daha çok stabil sürüş koşullarını seviyor. Gaz pedalı üzerine uyguladığınız kuvveti fazla değiştirmediğiniz takdirde üreticinin verdiği ortalama tüketim değerine yaklaşabiliyorsunuz ancak belli bir eğimin üzerinde Mazda 3 ilerlemek için silindir içinde fazlaca yakıt püskürtmeye başlıyor. Bu yüzden gittiğiniz rotayı ve trafik durumunu okumazsanız 100 km’de 8-9 litre dolaylarında gezinebilirsiniz. Bizim karma kullanımda ulaştığımız tüketim değeri 6.8 lt/100 km oldu.

Önde MacPherson, arkada multi-link (çok noktadan bağlantılı) süspansiyon düzenine sahip olan Mazda 3’ün motorunda kaybettiği her şey, aslında yol tutuş konusunda geri kazanılmış. At ile sürücüsünün tek vücut gibi hareket etmesi anlamına gelen Jinba Ittai felsefesinin bu konudaki getirileri tartışılmaz. Mazda mühendisleri, güncel nesil Mazda 3’ü tasarlarken yay, amortisör ve bağlantı kolları kombinasyonuna bazı dokunuşlar yaparak sürüş keyfini yukarıya taşımayı hedeflemişler. Bunu başarıp başarmadıklarını bu bölümün sonunda okuyacaksınız, şimdi size biraz yapılan işlerden ve direksiyon başında hissettiklerimden bahsedeceğim.

Yüksek gerilime dayanan çelik kullanımı sayesinde hafifleyen MacPherson ön süspansiyon ve multi-link arka düzen, aynı zamanda yük transferleri ve virajlardaki yanal kuvvetler ile daha pürüzsüz şekilde mücadele ediyor. Öne alınan arka süspansiyon kolları ise düşük hızlarda çevikliği, yüksek süratte kararlılığı arttırırken konforu da her koşulda oldukça yüksek tutmuş. Tüm bunlar, hisli ve çabuk tepki veren direksiyon sistemi ile birleşince Mazda 3, segmentinin en rijit şasilerinden birine kavuşmuş.

1215 kg’lık ağırlığın büyük bir kısmı ön bölümde bulunuyor. Buna bir de gücün iletildiği ön akstaki süspansiyon düzeni eklenince Mazda 3’ün ön tutunması oldukça yüksek bir seviyeye ulaşmış. Burnunu çok istekli şekilde viraj içine sokan 3, apeks boyunca oldukça kararlı hareket ediyor. Güç ve torkun gerekli tekerleğe aktarılması ise dönemeçlerde araca güvenerek hareket etmenizi sağlıyor. Ancak tüm bunlar, arka bölümün biraz hafif kalmasına neden olmuş. Özellikle virajlara haddinden fazla hızla girdiğinizde aracın arkası biraz atıyor ancak hassas direksiyon sayesinde minik hareketlerle doğrultunuzu rahatlıkla geri kazanabiliyorsunuz.

Hevesli sürüşlerde bu denge ve tutunma yüzleri güldürüyor. Eğer eğlenmek yerine A noktasından B noktasına ulaşmayı planlıyorsanız, Sense paketiyle gelen adaptif hız sabitleyici, ön çarpışma asistanı, kör nokta uyarı sistemi, geri görüş kamerası ve park sensörleri sayesinde işinizi rahatlıkla görebilirsiniz.

Günlük hayata rahatlıkla cevap veren Mazda 3, mühendislerinin yaptığı çalışmalar ile gerçekten hem konforlu, hem de oldukça kabiliyetli bir makine olmuş. Anlayacağınız teknik ekip, Mazda 3’te oldukça iyi bir iş çıkarmış. Tabii bu keyifte Ford Focus ile paylaşılan hatırı sayılır miktarda parçanın da etkisi var.

Sonuç

Mazda’nın ortaya koydukları inanılmaz. Aslında 3’ün az satması, hâlihazırda onun sahibi olan kişilere kendisini özel hissettirdiği için iyi olarak yorumlanabilir. Ancak böylesi güzel bir makinenin, düşük motor gücüne rağmen sürücüsüne hissettirdikleri ve yakalanan konfor-kalite seviyesi ile bu kadar az ilgi görmesi açık konuşmak gerekirse biraz sinirime dokunuyor.

Aslında bunun nedenlerinden birisi de, Mazda 3’ün Golf hariç tüm rakiplerinden pahalı olması. Türkiye’de otomobil sahibi olmak zor, bu yüzden insanları daha ana akım modellere yöneldikleri için suçlayamıyorum. 121.500 TL’den başlayan fiyatları ile Mazda 3, test ettiğimiz en üst benzinli paketinde 168.900 TL’ye ulaşıyor. Dört ay önce bu model için istenen rakam 131.300 TL idi. Aslında 3, o zaman görece rekabetçiydi ancak şimdi biraz daha skalanın pahalı tarafında kaçıyor.

Yine de Mazda 3, paket olarak müthiş bir otomobil. Düz yollarda gazlayıp gitmeyi seviyorsanız turbo beslemeli motorlara sahip Avrupalı rakipler sizi daha çok tatmin edecektir. Ama aşırıya kaçmayan hızlarda, güzel virajların olduğu rotalarda Mazda’nızdan çok daha güçlü makinelere kafa tutmayı planlıyorsanız 3’ü tercih etmemeniz için bir neden göremiyorum.

Unutmadan diğer tercih sebeplerinizi de vereyim; konforlu yolculuklar, şık kabin, güzel görünüm, uzun soluklu bir alım. Mazda 3’ün kabiliyetleri ortada; kalbinizin onu istediğini biliyorum, yani iş biraz mantığınızı ikna edip ona güvenmekte bitiyor…
Oldukça rekabetçi bir kompakt hatchback olan Mazda 3'ün testidir. Ancak bana performans olarak biraz zayıf geldi. Bir de tabii motor seçeneği kısıtı iyi bir şey değil. Sadece 1.5 dizel ve benzinli var, başka motor seçeneği yok ne yazık ki.

Bunun dışında gerek sürüşü gerek tasarımı gerekse kalitesiyle öne çıkan bir yapıda...
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri