mahalledeki tüm arabaların egzoz sesini, kapı sesini, motor sesini ezbere bilmektir.

kısmen ruh hastalığı şeklinde tanımlanabilecekken, aslında zorunluluktan çıkan bir durum bu bende. bu huyumun evrimsel gelişimi ise şöyle oldu:
1) abim de ben de bilgisayar manyağı tiplerdik. evde kimse yokken hemen başına kurulur fifa oynardık.
2) ama eğer biri anahtarla eve girerse geçmiş olsun, direk yakalanırdık.
3) eğer kapı çalınırsa, içimizden biri ağır adımlarla gidip kapıyı açarken diğeri de oyunu ve bilgisayarı kapatır, cd'yi yerine koyar ve ders çalışıyormuşçasına masasından kalkıp eve gelen anne babayı karşılardı. fakat bu halde bile çoğu zaman -heyecanlandığımız için- yakalanıyorduk hemen.
4) bulduğumuz bir çözüm yolu vardı aslında ama biraz %100 verim alamıyorduk. birimiz cam kenarında gözcülük yaparken diğeri oyun oynuyordu. ama ikimiz birden oynayamıyorduk işte.
5) sonra bu yöntemi biraz daha geliştirdik. ikimiz beraber oynarken sesi biraz kısıyorduk. böylece mahalleye bir araba gelince oyunu durdurup kim gelmiş diye bakıyorduk. fakat salak gibi pencerenin dibine gidip baktığımız için, eğer babam da arabadan eve bakıyorsa hemen anlaşılıyordu. bir süre de böyle yakalanmaya alışmıştık. ama yöntemimiz giderek gelişiyordu.
6) sonunda kusursuz denilebilecek bir şekilde kökten bir çözüm bulmuştuk. eğer arabanın sesini tanıyabilirsek bilgisayarın başından kalkmadan bizimkilerin geldiğini anlayabilirdik.
7) bingo! sonunda becermiştik. önceleri arabayı duyabilmek için, bilgisayarın sesini kısıyorduk. zamanla kulağımız iyice alışınca bilgisayarın da sesini açmaya başlamıştık. eh, haliyle gelen arabalardan hangisi bizimki diye bulmaya çalışırken, tüm mahalleyi ezberlemiştik.

o günden sonra da hiçbir zaman bilgisayar başında oyun oynarken yakalanmadık.

not: geliştirdiğimiz bu özelliğimiz ilerde bize yine fayda sağladı ama o da başka bir entry'nin konusu olsun.
tümünü gör