Benim de dahil olduğum grup. Günde 10 km yaptığım için düzeni bozmak istemiyorum. Ayrıca ülkemizde lpg montajı hâlâ yeterli kalitede yapılmıyor diye düşünüyorum.
montaj kalitesindeki yetersizliğe tüvtürk'ün de aşırı kriterli denetimleri girince hepten can sıkan durum.
Tabi birde kapalı otopark mevzusu var
tüm mühendisliği, verimi, beygir gücü, ağırlık dağılımı, tasarımı benzinle çalışmaya göre yapılmış bir otomobile lpg takmak, bu saydığım tüm unsurları göz ardı etmektir.. mühendisliğe terstir.. lpg ile çalışan araba yaparlar alırsın o ayrı..

bunun yanında olaya ekonomi yönünden bakmak da ülkemiz şartlarında kesinlikle yadırganamaz bir durumdur.. vergiler neticesinde 2-3 katına satın alınan arabaların yanında yakıtın da yine aynı oranlarda alınması vatandaşlarımızı böyle seçeneklere mecbur bıraktığı görülebilir ve göz ardı edilemez bir gerçektir..
Eski bir lpg kullanıcısı olarak, en sık yapılan hatanın arabayı aldıktan sonra lpg'yi planlamakta olduğunu düşünüyorum. Lpg'ye sıcak bakan bir kullanıcının, lpg'ye göre araba seçmesi gerekiyor ülkede. Zira birincisi evet montaj kalitesi yetersiz değil kötü ötesi. Kusursuz montaj neredeyse sıfıra yakın. İkincisi yine bu mükemmel kalitedeki lpg ustaları önüne gelen arabaya 'taharız hocam biz bunlara çok tahtık' tepkisini verir, sonra da ilk arızada abi bu böleymiş biz bilmiyoduh'a dönerler. Bu yüzden hem sıkça lpg uygulanmış motorları tercih etmeli, hem de bu motorların lpg'ye toleransının maksimum düzeyde olmasına dikkat etmelidir. Kısaca evet atmosferik japondan yürüyünüz.
bunlar da ilginizi çekebilir