lancia'nın orta sınıf için ürettiği ama üst sınıf gibi duran karizmatik modeli.

özellikle arka farlarını bugüne dek beğenmeyen birini görmedim.
önü de bir o kadar şık duruyor. hele panoramik cam tavansa dışarıdan epey can yakıyor.
içeride ise iyi işçilik çıkarmış firma. şahsen vitesin konumunu sevmesem de, genel olarak sade ve şık bir tarzı benimsemişler.
1190 litre bagaj hacmiyle de cüssesine göre iyi bir genişlik sunuyor.
3. nesil araçlarının dizel seçeneklerinde şehir içi yakıtı 6 litreye kadar düşürebilmişler.
veriler gayet yeterli duruyor.
Lanet olası otomobil. Teknik verilerine baksan adam sanarsın ama binince her şey değişiyor. Plastik kalitesi rezalet, otomatik şanzıman kötünün de ötesi. Neden satmadığını, insanların sevmediklerini anlamak oldukça basit.
BU KATİLden esinlenilmiştir.
Efsane bir liderin hayal kırıklığı yaratan oğlu gibidir.
Giuletta, Bravo ile aynı altyapıyı paylaşır. Delta ise kardeşlerinden arkasındaki uzatılmış bagaj bölmesiyle farklılaşır. Arka koltuklarında sunduğu ileri geri kaydırma özelliği sayesinde 380-465 litre arası bagaj hacmi sunar (Bravo'dan 10cm'lik, Giuletta'dan ise 6.5 cm'lik daha uzun aks mesafesine sahip). Tabi bu arkadaki fazlalık sürüş keyfine olumsuz etki etmiştir.

Fiat S.p.A başındaki kodamanların planlarına göre Lancia grubun premium markası olacaktı. Bu doğrultuda üçlü kardeşten Giuletta sportiflik arayan, Bravo normal, Delta ise daha premium bir C-hatch arayan kitleye hitap edecekti. lâkin evdeki hesap çarşıya uymadı. Bunun bence birkaç sebebi var:

Birincisi yeniden canlandırılan Delta başarılı geçmişinden kopuk olarak piyasaya sunuldu. Herkesin aklında ralli parkurlarını darma duman eden bir Delta varken, elini sıcak sudan soğuk suya sokmayan burnu havalarda bir Delta ile karşılaşınca hayal kırıklığı yaşandı, hatta tepki gördü. Tasarım olarak tartışmalar olsa da beklentileri bir kenara bırakıp tarafsız bir gözle baktığınızda gayet de etkileyici bir İtalyan şaheseri duruyor (tamam kabul ediyorum arka tasarım herkesin beğenebileceği türden değil).

Diğer bir husus ise hitap etmek istediği premium arayan kitleye istediğini verememesi. Rekabet edececeği klasmanda Audi gibi bir gerçek varken sunduğu kalite doğal olarak talepleri karşılamadı. İtalyanların işçilik konusunda mükemmel olduğu pek söylenemez. E Marchionne'de kesenin ağzını açıp daha kaliteli bir C-hatch yapmayı göz önünde bulundurmamış olacak ki Delta artık üretim bandında değil. Eğer fiyatıyla A3 kalitesiyle yarışabilecek bir seviyede olsaydı belki hâlâ yollarda görebilirdik.

2010 yılında Chicago Auto Show'da Chrysler amblemi ile şansını denerken yeterli ilgiye ulaşamayınca sadece Britanya adasına özgü, sağdan direksiyonlu olarak piyasaya sürüldü (bkz: badge engineering). 2011'de de makyajlı versiyonu piyasaya girdi.

Markanın ayakta kalmak için en büyük dayanağı olan Delta istenileni veremeyince Lancia dış pazarlardan çekilmek zorunda kaldı. Bugün sadece Avrupa pazarında kabuğunun içinde yarı ölü yarı diri hayatta olan marka sadece Lancia Ypsilon ile varlığını sürdürüyor.
türkiye'deki satışı sona ermiştir.
Hemen hemen çoğumuzun aklına Integrale ve S4 versiyonlarıyla gerek rallileri, gerek kalbimizi kazanan ilk jenerasyonu aklımıza gelmiştir. Hepimiz az çok biliyoruz, yeryüzündeki en iyi hatchback arabalardan biri.

Ancak 1993 yılına gelindiğinde Lancia efsanenin içine etmeyi de iyi bildi. δ olarak da isimlendirilen (Yunan alfabesinin dördüncü harfi olan Delta, ayrıca Lancia'nın tek harfli model ismi anlayışının bir sonucudur) ikinci nesil Delta, garip ön panjuru, fastback havası verilmeye çalışılan korkunç arka tasarımı ve pek ses getirmeyen motor teknolojileriyle silik bir kasa olarak anıldı. Bugün hala Türkiye'de çoğunluk Delta'nın ikinci neslini, 2008'de çıkan C+ Hatchback modeli zannediyor.

2008'de çıkan Delta III, Fiat Bravo ile aynı platformdaydı ve çok hoş görünüyordu. İstanbul Autoshow 2008'de kendisine hayran hayran baktığım zamanları hatırlıyorum hala.

O zamanlar Türkiye'ye yeni giriş yapan Lancia, Delta III modelini iyi pazarlayabilmiş ve bazı halk kesimlerince "Lüks Fiat" damgası yenilmesine rağmen araç Lancia'nın Türkiye pazarındaki lokomotifi olmuştur. Hard Black versiyonu güzeldir.

İngiltere ve çevresindeki pazarlarda Chrysler Delta ismiyle satılmıştır. 2014'te üretimi sona ermiştir. Bugün ikinci elde "alan memnun,satan memnun" durumu söz konusudur ikinci eldeki zayıflığından dolayı.
Ülkemizde 1.4tjet(120-150hp), 1.4mair(140hp), 1.6mjet(120hp) ve sınırlı sayıda 1.9TT mjet 190hp versiyonlarıyla satılmış, 2013 itibariyle üretimi sonlanmış, C segmente dahil olup arka koltuk diz mesafesiyle D segmentine göz kırpan İtalyan üretimi Hatchback.(Dipnot:Yabancı kaynaklarda bu beygir güçleri PS olarak veriliyor, örneğin 1.6mjet:120PS/118HP gibi).
Fiyat/performans otomobilidir, gösterişli(göreceli olarak), iç hacmi geniş, modüler bagaj kullanım imkanı sunan(hem ileri-geri gidebilen hem de sırt açısı ayarlı arka koltukları sayesinde), kullanıma göre ekonomik olabilen, performansı yeterli bir aile arabasıdır. 2013 Aralık'ta 0 aldığımız 1.6mjet-selectronic versiyonunu halen kullanıyoruz.
Objektif olarak detaylı kullanıcı gözlemlerimi(130.000km/6Yıl) meraklısına yarar düşüncesiyle paylaşıyorum;
Artıları:
-İç hacmi gayet tatmin edici, arka koltukların tabanları tam gerideyken diz mesafesi çok iyileşiyor ve yine de bagaja 4 yetişkinin eşyaları sığabiliyor.(bir tam boy valiz, bir küçük valiz, 2adet sırt çantası ve ıvır zıvır poşetler...)
-Koltukların dikiş ve malzeme kalitesi tatmin edici, alcantara orta kısımlar kolay leke tutmuyor ve temizlenebiliyor.(Kan lekesi dahil.)
-Camtavan ve bej döşemeler çok ferah hissettiriyor, uzun yolculuklarda daraltmıyor.
-Motorun gücü ve torku(300NM) özellikle rampalarda doğru devirde keyifli bir sürüş sağlıyor.(1480kg civarı ağırlığa rağmen.)
-90km/h hızı geçmemeyi başabilirseniz uzun yolda 3,8Lt/100km gibi bir tüketim elde edebiliyorsunuz, 100- 120km/h bandında 4,5-6Lt(güzergahın rampa durumu ve yükünüze göre değişkenlik gösteriyor.), 120km/h altına düşmemek kaydıyla yol müsait oldukça 180km/h civarı yapılan esnek sürüşlerde de 6,5-7,5Lt gibi tüketim değerlerine ulaşıyorsunuz, kullandığım süre zarfında uzun yolda 8Lt ortalamayı hiç görmedim en yüksek tüketimim 6,7Lt idi yaklaşık 600km'lik bir güzergahta. Menzil uzun yolda 950-1200km arası değişiyor, şehir içinde ise 850-950km arası. İzmir içi ortalama tüketim ise 6-7,5Lt/100km arası değişiyor. Verdiğim rakamların hepsi bizzat deneyimlediğim değerlerdir.
-Yüksek süratlerde güvensiz hissettirmiyor(210km/h maksimum deneyimim.), viraj dengesi, direksiyon hissi keyifli, limitleri aşırı zorlamadığınız takdirde esp'ye dahi gerek kalmıyor.(Tabii lastikleriniz iyi durumda ise ve kaliteliyse)
-Robotize şanzıman kullanımına özen gösterince sorunsuz ve bakım maliyetleri uygun(arıza vermediği takdirde:)),130.000km olmasına rağmen halen debriyaj balatamız iyi durumda tabii özenli kullanılmasının etkisi büyük. Eksilerinden aşağıda bahsettim.

Eksileri:
-Motor sesini içeriye fazla alıyor(özellikle soğukken) ve kışın oldukça geç ısınıyor, fakat uzun yolda sakin sürüşlerde 1500 devir bandında rahatsız etmiyor.(Malum 1.6multijet ünite birçok Fiat modeli ve fca grupta kullanılıyor, sesli bir makine.)
-Rüzgar sesi 120den itibaren hızlandıkça artarak devam ediyor, 150km/h ve üzerinde beni rahatsız ediyor.
-Koltuklardaki işçilik ve kalite iç mekanın kalanında ve montajda yok maalesef, sinyal kolları cam kumandaları vb. birçok parça doğrudan Fiat Bravo'dan alınma, trim sesi çok fazla olmamakla beraber muhtelif yerleri periyodik olarak silikon bazlı spreylerle yıkamak gerekiyor. (Örneğin; arka kapı hoparlör kapakları, arka kapı cepleri gibi...) Alman otomobilleri kadar sessiz değil ve trim işçiliği bence vasat.
- Süspansiyon ayarları sert(Tabii gövde salınımını minimize etmek ve denge için mecburi ama...), bozuk asfaltta veya stabilizede zemini fazlasıyla hissettiriyor, amortisörler çalışma aralığını aşınca gelen sesler hoş değil, genel tabirle çok tok bir his vermiyor.
-Cam tavan artı olmakla beraber zaman içinde eskiyen lastiklerden ötürü 180km/h ve üzeri süratlerde rüzgar sesi yapmaya başladı fakat su alma sorunu yok, ve açılır kısmın kızaklarını senede 2-3 kez temizleyip yağlamazsanız takılıp kalabiliyor, mekanik olarak kapama vidası mevcut güvenlik amaçlı ancak çok zahmetli ve zor dönüyor.
-Robotize/yarı otomatik şanzıman performansı törpülüyor ve alışkanlık istiyor, 1-2 ve 2-1 vites geçişleri biraz sarsıntılı ve rampalarda kararsız kalabiliyor, manuel kullanarak halledebiliyorsunuz.

Genel olarak aktaracaklarım bunlar, ilk entry için epeyce uzun oldu ama işe yarar olmasını umuyorum, 6yıl ve 130000km sonunda periyodik bakım harici hiçbir ek masraf açmadı, arıza yapmadı Delta'mız, satıldığı döneme göre ve şu anki ikinci el fiyatlarına oranla sunduklarıyla mantıklı bir seçim olabilir, geliştirilip devam etseydi C segmentte farklı bir alternatif olmaya devam edebilirdi diye düşünüyorum. 1.9TT multijet ve 18 jantlısı halen içimde ukdedir, temizi denk gelse alıp bir süre kullanmak isterim...
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri