Lambo'yu satışıyla şaha kaldıran Gallardo'nun 250 adetlik sınırlı üretim versiyonu. On yıllık üretim ömrü boyunca yaklaşık 14000 adet üretilerek Lamborghini'nin satış rekorlarını alt üst eden Gallardo'nun elbette bir sürü "limited edition" versiyonu var fakat bunun farkı isminde saklı.

"Valentino Balboni kimdir?" sorusunun cevabı bir test pilotu. Yalnız öyle bir pilot ki 1968'den beri (dipnot: Miura P400S'den Gallardo'ya kadar) markanın tüm prototiplerini deneyimlemiş hatta çoğu müşteri otomobilinin koltukları ilk defa onun totosu altında ezilmiş, gönderilmeden önce Sant'Agata çevresinde kısa tur atıp "olmuş bu, gönderin" onayı vermiş. Bir rivayete göre üretilen Lambo'ların %80'ini kullandığına inanılıyor. E böyle bi test pilotuna ithafen bir otomobil üretmekte vefa borcu olmuş markaya.

Birisini ölümsüzleştirmek için adına bir şey üretiyosanız ne yaparsınız? Yaşıyorsa elbetteki kendisine sorarsınız. Lamborghini'nin kendisine yaptığı bu jest karşılığında Mr. Balboni iki temel şey istemiş: Arkadan çekiş ve manuel vites. Üretime başlanmadan yaklaşık bir yıl önce yeni yetme mühendislerin kendisine "Miura'nın sürüşü nasıldı? Countach nasıldı?" gibi sorularla gelmesiyle başlayan süreç "Lamborghini'yi değerli kılan özellik ne? Nasıl olmalı sana göre?" sorularıyla devam etmiş. Arkadan itiş için markayı ikna etmiş olsa da E-gear adındaki yarı otomatik şanzımanın opsiyonel sunulmasına engel olamamış. "Bana kalsa 250'sinin tamamını manuel olarak üretilmesini sağlardım" diyor röportajında.

Üretim planı dört çeker olarak belirlenen bir arabayı arkadan çekişli hale getirmek öne giden aktarmayı sökmekten ibaret değil tabi... Süspansiyon geometrisi yeniden düzenlenmesi, %45 kavramalı LSD'nin 25-45 olarak geliştirilmesi, Seramik fren disklerinin yerine gelen çelik diskler, "E-gear" yarı otomatik şanzımanın ve esp'nin yeniden kalibrasyonu falan derken 30 kg ağırlık tasarrufu sağlanmış. Bunun dışında motora da el atılmış; 10 beygir güç kaybı kulağa anlamsız gelse de Mr. Balboni bu kaybın üst devirlerde görüldüğünü, alt ve orta devirlerde daha yüksek tork değerleri verdiğini söylüyor. Tabi dedikodulara göre bu işin aslı markanın 4 çeker sistemini daha başarılı göstermek amacıyla konumunu düşük göstermekmiş. Tüm bunlara rağmen %30-%50 arası tork dağılımına maruz kalan ön tekerler bu yükten kurtulunca daha keskin bir direksiyon hissi de eski vahşi boğa kültüründen geri gelmiş, önden kaymanın neredeyse kaybolması da cabası.

Üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen bu otomobili anlatmamızın bir sebebi var. Mr. Balboni sayesinde Lamborghini yöneticileri bazı şeylerin hala değerli olduğunun farkına vardılar. Bu 250 adetlik sınırlı üretim öyle bir talep gördü ki bir yıl sonra 2010 model LP550-2, Gallardo kardeşlerin en baz modeli olarak seri üretime alındı (tek eksikleri boydan boya altın sarısı-beyaz şerit ve sınırlı üretime özel küçük detaylar). Huracan? Evet aynı politika Huracan üzerinde uygulandı ve dört çekerin tanıtımından iki sene sonra yine baz model seçeneği olarak Lamborghini Huracan LP580-2 fabrikadan çıkış iznini aldı. Üstelik bu sefer dikkatlerden kaçmayacak farklı tampon tasarımı ve lastik profili ile (etli lastik yanakları eski lambolardan akıllarda kalan güzel bir detay).

Benim nacizane fikrim Lamborghini yöneticilerinin farkındalıklarının artmış olduğu. En çok parayı gök görmemiş rapçilerin arka plana koydukları tatlı su boğalarından (ne diyim bufalo mu diyeyim) kazandıkları aşikar, fakat herkes biliyor ki bir Bentley'de bulacağın konforu süpersporda sunacaksan daracık kabinde oturmanın, trafikte yanındaki suv sahibinin camdan kafasını çıkarmadan seni göremeyeceği bir ortamda bulunmanın ne anlamı olabilir ki...
tümünü gör
ilgili galeri