Ön camı olmayan X-Bow'u KTM fabrikası çevresinde kullanmıştım.
Tahmin ettiğim üzere tahta gibi bir sürüşü vardı. Karbon-Fiber gövdenin içine direkt oturuyorsunuz.
Direksiyonun ve koltukların ayarı yok. Onun yerine manuel olarak pedalları ileri-geri hareket ettirebiliyorsunuz.
Kask ya da kapsamlı bir gözlük kullanmak şart. Olmayan ön camdan ötürü felaket bir rüzgara maruz kalıyorsunuz.
Ön cam yapılan versiyona da çok güvenmeyin. Onu da denedim. Bu cam olsa da olmayan tavan iç mekanı çok sıcak bir hale getiriyor ve gelmeyen rüzgardan dolayı küre akvaryum içindeki balık gibi haşlanıyorsunuz.

Ancaaaaaaak!

Çok direkt bir yol tutuş karakteri var. Yere bütünleşik yapısı sayesinde devasa bir go-kart kullanıyorsunuz aslında.
Audi'den alınan motor kulağınız ardında harika homurtular çıkartıyor. Ancak ben sahibi olsam belki daha coşkulu bir egzoz uygulaması isteyebilirdim. Malum ses emisyonlarından dolayı KTM bunu yapamamıştır!

X-BOW'ı kullanırken öndeki (bkz: push-rod) amortisörleri görmek acayip keyifli. Özellikle virajlardayken tepkimelerini izlemek belki de bu aracın en güzel görsel hazzını veriyor.

Tasarım diğer son dönem KTM modellerinde olduğu gibi Kiska tarafından yapıldı.

2013'te kullanmıştım ve bu izlenimlerimi o tarihteki hatıralarımdan yazıyorum. O dönemde KTM yönetiminden X-Bow satışlarından memnun olmadıklarını ve tahmin ettikleri gibi operasyonun karlı gitmediğini öğrenmiştim. Daha da insider bilgi var da... Onlar da benim sırlarım arasında kalsın :p
tümünü gör
ilgili galeri