Tasarım olarak fazlasıyla içimi gıcıklayan bir otomobil duruyor karşımda. Kimi otomobiller dışarıdan fazlasıyla yakışıklı görünse de sürüş kabiliyetleri olarak bu görüntüyü pek yansıtamaz. Jaguar XE ise ikisine de ortak bir çözüm bulmuş gibi.

Borusan otomotiv distribütörlüğünde artık sokaklarda daha çok görmeye başlayacak olduğumuz Jaguar için mutluyum. Her ne kadar Tata grubunun ellerinde bir marka olsa da İngiliz otomobillerini oldum olası sevmişimdir.

Jaguar XE dışarıdan yine İngiliz asaletini yansıtan bir yapıya sahip ama asaletine eklenen bir karizması var. Bmw 3 serisi, Mercedes C serisi ve Audi A4’den kat kat yakışıklı göründüğünü gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Altın oranlarla ile özene bezene yaratılmış ön yüzündeki çekicilik arka kısımda çok fazla yok ne yazık ki. Fakat önümdeki insanların beni gördüğü yüz dışında buna pek fazla takılmıyorum.

r-sport paket ile gelen bazı gövde kiti detayları mevcut. Satin Chrome kanatçıklı spor ön tampon, gövde renginde marşpiyeler, bagaj spoyleri ve R Sport armalı Satin Chrome yan havalandırmalar gibi.

Dışarıdan bütün sürüş iştahımı kabartan bu makine ile biran önce buluşup dans etmek için sürücü koltuğuna kuruluyorum. Sürüşünüze ilham veren ön yüzündeki karizma ve seksi bakışlar, içeride ayarlanan mükemmel oturuş pozisyonu ile birleşiyor. Olabildiğince alçak, olabildiğince geride. Ayrıca direksiyonun üzerinden gözüme yansıyan metalik mavi, markanın dilinde dark sapphire rengi kaputu.

Kabin içerisinde ise birazcık hayal kırıklıkları mevcut. Yani içerideyken daha özel hissetmek istiyorsunuz fakat bu pek fazla hissedilemiyor. Direksiyon simidi dışında çoğu şey pek de Jaguar’a yakışacak kalitede değil. Asla kalitesizler demiyorum ama beklentinizi arşa çıkardığınızda ve dışarıdaki bu harikulade tasarımı görünce içeride çok daha fazla malzeme kalitesi bekliyorsunuz. Direksiyon simidi ise hem ele çok güzel oturan etli bir yapıya hem de dokusal olarak şahane bir hise sahip.

Ortada yer alan ekranın ise işletim ve dokunmatik hızı birazcık yavaş kalıyor. Bütün malzeme kalitesi olayını bir yana bıraktıktan sonra altımda olan 180 beygirlik güç ve 430 nm değerindeki tork gücünü kullanmak için can atıyorum. Üstelik bu güç sadece arka tekerleklere gidiyor. Aracın 50:50 ayarlanan ağırlık dağılımı da burada devreye giriyor.

Hemen ufak bir dipnot olarak belirtmek isterim ki 17.000 km’de aldığım Jaguar XE test aracı benden önce hayli yoğun bir şekilde yorulmuş, teri dökülmüş, hatta ve hatta kanı dahi dökülmüş seviyedeydi. Yani kondisyonunda bazı aksaklıklar yok değildi ama altımda olan bu güce karşı ben de hafiften psikopatça şeyler beslemiyor değildim.

Biran önce start stop tuşuna bastım. Jaguar XE kalp atışlarını hemencecik kabine yansıttı. Olası bir makyajda motor kulakları üzerine fazlaca yoğunlaşmaları gerekiyor ki, motor birazcık sarsıntılı başlıyor çalışmaya.

Oturuş pozisyonu şahane, direksiyon simidi oldukça hoş, arkadan çekişimiz, tork zenginliğimiz, prestijimiz, karizmamız ve sağ ayağımız yerini alıyor bütün heyecanıyla. 7,8 saniyelik bir 0-100 hızlanma oldukça iyi değer. Hiç vakit kaybetmeden gaza basıyorum ve yere birazcık da yakın oluşu ile yolu tuttuğunu hissettiriyor bana. Bu arada altımızda fazlasıyla aşınmış hatta yanaklarından fazlasıyla yenmiş 18’lik jantlar ile buluşan lastikler var. Yol tutuşunu olumsuz yönde etkilemelerine rağmen yol tutuşu konusunda benden kötü bir şey duyamayacaksınız.

Sadece ince bir nüans olarak ön lastiklerin fazla aşınmasından mütevellit kafadan kayma eğilimleri birazcık boy gösteriyor. Fakat ağırlık dağılımının etkisi ile bu eğilimler pek boyunu arttıramadan ortadan kayboluyor.

Kullanılan turbonun birazcık büyük oluşu ile kendini gösterdiği devir bandı da yükseliyor haliyle. 3000 devir üzerinde tamamen dolmuş ve patlamaya hazır olan turbo 4500’e kadar soluksuz götürüyor. Fakat araç dizel oluşu ile zaten 3000-4500 arasında varlık gösterebiliyor. Sonrası katiyen gelmiyor zaten. Yani tam olarak; çakırkeyiflikten sonra zilzurnalıktan önce. Yani onunla dans etmeye başlamak şarkıyı sizin seçeceğiniz anlamına gelmiyor. Ona teslimiyetle bağlanmanızın ardında masumiyetten daha çok hınzırlık var. Alt devir savaşından mağlup çıkan gaz tepkisi daha da çoğalmak için siperine çekiliyor. Gaz tepkisinde ufak gecikmeler mevcut haliyle. Eğer direksiyon arkasında yer alan kulakçıklar ile vitese müdahale ederseniz kendisini manuele alıyor ve kontrolü size veriyor. Şanzıman buralarda hayli başarılı davranıyor.

Viraj girişlerinde vites düşürüyorum, torku ve beygiri almak için devir yükseltiyorum, belki sol ayak freni belki de hafif bir ağırlık transferi ile önü tutunduruyorum, gaza yüklendiğimde ise inanılmaz bir şekilde yanıma gelen kıçı görüyorum. Hayretler verici. Ağırlık dağılımı şahane. Şasi mükemmel derecede kontrollü fakat o da ne? Ön lastikler fazlasıyla aşındığı için kafasında birazcık yüzme seziyorum. Yani aslında mükemmel bir iletişim kuran direksiyon ve ön taraf, lastiklerin kötü oluşu ile bir anlık iletişimini kesiyor benimle. Fakat korkacak hiçbir şey yok. Her şey yerli yerinde, kısa süre sonra iletişim tekrar dönüyor size. Düşük hızlarda pek de sert olduğunu hissettirmeyen fakat birazcık sert yapıya sahip olan süspansiyonlar virajlarda yine de kendini bırakarak aracı body roll’e yatırıyor. Bu yaptığımız eylem dahilinde pek de istenen bir tutum değil fakat içeride kalan tarafın birazcık yükseldiğini sürücü koltuğunda hissediyorum. Bu anlarda ise aracın torque vectoring sistemi devreye giriyor.

Fazlaca body roll yaşadıktan sonra yanlamayı bitirmek için kontranızı yavaş yavaş sonlandırmaya yakın ağırlık transferi tam zıt yöne geçerse dikkat etmeniz gereken zaman dilimi başlıyor. Çünkü body roll fazlasıyla gerçekleştiği için ağırlık hızlı bir şekilde yön değiştiriyor ve zıt yöne yığılan ağırlık bu işlemi sonlandırmanızda sizi birazcık zorluyor. Ama asla korkmanız gereken bir dilim değil bu. Şasi’yi hem hafifletmek için hem de güçlendirmek için özellikle hafif alüminyum kullanılmış ve virajlardaki rijitliği fazlasıyla hissediliyor.

2.0 dizel motorunun hızlanması ve ciğeri gerçekten iyi. 150 km üstü hızlarda da boğulmadan 210 km hıza iyi bir şekilde çıkabiliyor. Fakat yüksek hızlarda tek eksiği birazcık downforce. Yani arkanın birazcık daha bastırma kuvvetine ihtiyacı olduğunu hissedebiliyorsunuz.

Yani sürüşü için size söyleyebileceğim tek cümle; kendisiyle dans etmeye başlamış olmanız şarkıyı sizin seçeceğiniz anlamına gelmiyor. Fakat bu dans esnasındaki her hareket her dokunuş ruhunuza hitap ediyor ve sizi mutlu ediyor.

Her zaman olduğu gibi bunlar XE’nin sportif damarının huylarıydı. Eğer damarına basmazsanız size hayli uysal tepkiler veriyor. Şehir içinde oldukça sakin, kullanışlı ve pratik. İçeriye 140-150 km hızlara kadar ses almıyor. Sadece ince yanaklı lastikler bu seviyelerde yol sesini içeriye yansıtıyor. Bir de motor yalıtımı pek iyi değil.

Jaguar XE’yi gerçekten sevdim. Neden sevdim?

Çünkü segmentinde farklı bir otomobil ve ben rakiplerini sokaklarda görmekten fazlasıyla sıkıldım. Sevdim çünkü hala ilkel duygularımı tatmin edebiliyor. Sevdim çünkü fazlasıyla gazlamama ve zorlamama rağmen yakıt tüketimi 10 litrenin üzerine çıkmıyor. Fazlaca abartırsanız tabii ki daha fazla yakıt tüketim değerleri görürsünüz fakat ideal bir şımarmada bu ortalamanın üzerine çıkmıyorsunuz. Sevdim çünkü uysal kullanımlarda şehir içinde 6 litrelik bir tüketim değeri ile beni gezdirebiliyor. Sevdim çünkü insanlardan aşırı derecede ilgi görüyor ve prestiji tüm yönleri ile size yansıtıyor. Sevdim çünkü sürüş esnasında sürücüsü ile iletişim kurmaktan çekinmiyor ve yönlenme konusunda isteğini dile getirebiliyor. Sevdim çünkü dışarıdan mükemmel karizmatik görünüyor ve bu kat ettiğiniz her metre başında hissediliyor.


Sevmediğim tarafları da olmadı değil. Örneğin çok fazla bir beklentiyle bindiğiniz ve elinizi attığınız çoğu malzeme, kalitesini hissettiremiyor. Trafikte start/stop işleminde çok fazla titreme yapıyor. Turbosu geç doluyor ve bu yüzden tam gücü aldığınız devir aralığı birazcık daha kısılıyor. Aracı atik kullanmak isterseniz düşük viteslerde kalmanız “fazlasıyla” gerekiyor.

Her otomobilde olduğu gibi eninde sonunda bir sonuca varmamız gerekiyor. 286.000 tl’lik fiyat etiketine sahip olan XE’yi alırken düşünmeniz gereken bazı detaylar var. Örneğin rakibi bmw 3.20d M paketi ile 230.000 tl’lik bir fiyat etiketine sahip. Fakat şahsi fikrim olarak aralarında tercih yapmak zorunda kalsam kesinlikle Jaguar XE’yi seçerim. Bunun nedeni tamamen şahsi fikrim ama XE’nin de sürüş dinamikleri olarak 3.20d’den eksik kalır hiçbir yanı yok. Sadece içerideki malzeme kalitesine bakarsanız BMW üstünlük gösteriyor fakat ben artık sokaklarda 3 serisi görmekten gerçekten sıkıldım. Diğer rakibi Mercedes’de ise dizel bir C serisi için 320.000 tl’yi gözden çıkarmış olmanız gerekiyor. Mercedes için bu parayı gözden çıkarır mıyım? Evet. Fakat XE rakipleri karşısında malzeme kalitesi dışında hiçbir şeyden kaybetmiyor. He birazcık da motoruna nazik davranmanızda fayda var.

geri kalan fotoğraflar için; arabalı sözlük facebook sayfası bu linki kullanabilirsiniz.
sözlüğün nasıl geliştiğini gösteren inceleme. bu sözlük jaguar test edecek deselerdi 1 yıl önce inanmazdım.

yazanın eline ve bilgisine, fotoğrafları çeken alperen gökmen'in de kadrajına sağlık.
fotografları ve yazısı ile sözlüğe güneş açtırmış olan test.
kedigiller deyince a9 tv çalışanlarından beklediğim testtir.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri