ülkemizde de satışa sunulmuş olan ticari araç. yerini hyundai h-1 almıştır. ülkemizdeki transporter tekeline karşı pek fazla tutunamamıştır.
Önündeki scoop sayesinde hemen tanınan ticari.

Kullanımı çok rahattır, bu konuda beni çok şaşırtmıştı. Karda kışta keçi gibidir, yolda bırakmamak için elinden geleni yapar. Yükleme kapasitesi de hiç fena değildir. Tok kapı sesi severler yüzünden istediği başarıyı yakalayamamıştır.
Ucuza Vip aracı olmak istiyenlere duyrulması gereken bir marka model
dayımların dükkanında tanıştığım araçtır.

bizimkiler mutfak tezgahı taşırdı bununla bursa'da. bursa'nın şoförleri malum, insan gibi kullanmıyorlar, dayımlar da aynen o modellerden. yine de, arkada eşşek gibi mermer tezgah olmasına rağmen bursa trafiğinde bana mısın demiyordu bu canavar.
ama şehir dışında aynı performansı yoktu. ara sıra inegöl, bilecik gibi yakın yerlere giderken bunun yerine volkswagen transporter'ı kullanıyorduk. ondaki atiklikten sonra bu çok hantal kalıyordu.

hafta sonu pikniğe gitmek için yine en ideal araç buydu. canımsın starex.
Türkiye'de 2 tip motorla satışa sunuldu; 2.5 CRDI 140 Hp ve 2.5 TCI 100 Hp. Temelde ikisi de turbo dizel motorlardı ama Starex ismini TCI adlı motor bitirdi. Mazot 3 lira civarındayken sakin kullanımda 50 kuruş tüketirdi :D CRDI motor bu hombidigırtlak motor sayesinde küçük bir makyajla geldi. CRDI daha iktisadi ve performanslıydı, ama starex ismini kullanıcının gözünde yükseltmeye yetmedi, bu yüzden tüm dünyada Starex adıyla satılan yeni kasa Tr'de "H1" adıyla satışa sunuldu. Tasarım olarak Transporter'dan daha çok beğendim hep, ama malzeme kalitesi ve donanım olarak VW daha önde.
2004 yılında sıfır km olarak almış 2013 yılında 80.000 km de satmıştık. 2.5 litre 105 hp bir motoru vardı. Uzun şaseli ve sahra beji denilen panelvan modelini tercih etmiştik. Sanırım tam ismi "Starex Space L TCI KLM" olması lazım.
Gayet tatminkardır. Airbag falan olmayan dönemlerin tatlı aracıdır.
Bi nevi eski arkadaşımdır. Babamın yoğun bakım dönemlerinde hastanede refakatçi kabul edilmediği için kendisinin geniş bagajına tek kişilik yatağımı koymuş, bir otel gibi kullanmıştım. Yağmur yağdığında yoğun bakımın penceresine bakar, tavanda çıtlayan yağmur damlalarını dinlerdim. Ne zamanki yoğun bakımın ışığı söndüğünde "tamam her şey normal" diyerek uyurdum. Bu şekilde 15 - 20 gün kadar içinde yaşamışımdır. Sabahları İstanbul- İzmit arası okula gidip akşamları hastane bahçesinde park yerime dönerdim. İstanbul - İzmit arası giden üniversite arkadaşlarıma servis olmuş. Sabahları içerisinde dereotlu poğaça kokuları yayılmış, akşamları teypten daha yüksek seste şarkılarla geri dönmüştür.
Tıpkı uyumlu bir serviş şoförü "Ali Abi'dir." Okuldaki dönem arkadaşlarımın hepsinin tanıdığı biri haline gelmiştir. Biraz duygu dolu bir arabadır benim için. Bakım maliyetleri rakibi transporter a göre 3 te 1 oranında ucuzdu. Çok yakıyor diye kötü bi ünü vardı. Bu ün bilimum tüpçü sütçü ve gazcı tipler yüzünden oluşmuştur. Kendisini kullandığım süreçte gerek şehir için gerek şehirler arası 7-8 litrelerde karma ortalama sağlamıştım. Kimse kusura bakmasında öyle 50 kuruşa tekabül eden hiç bir yakıt sarfiyatı yoktur. Hele ki bir turbo sesi vardır... Kısacası benim için çok önemli bir araçtır. Yeni sahibinde de mutluymuş şuan 110 bin km civarında ama bir kazası olmuş :(
Yaşıt arkadaşlar ile binilince doyumsuz yolculuklar yaşatan araç..
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri