Hyundai’nin yepyeni otomobillerinden birisi ile birlikteyim. Tasarımı, alt yapısı, motoru ve geri kalan her şeyi ile yenilenen Elantra 6. Nesline kavuştu. Aynı zamanda 1.6 litrelik dizel motoru da rakipleri arasında rekabetçi bir tutum sergilemesine olanak tanıyor.

Otomobilde uzunluk 20 mm artarak 4570 mm’ye çıkarken, yükseklikte aynı şekilde 5 mm artmış ve 1450 mm’ye çıkmış. Genişlik 25 mm artarken (1800 mm) bagaj hacmi 458 litreye çıkmış. Bununla birlikte yapılan aerodinamik iyileştirmelerle otomobilin rüzgar direnç katsayısı 0.27’ye çekilmiş.

İkisi de 1.6 lt olan motorlardan benzinli olan GDI atmosferik, 6300 d/dak’da 127 bg güç ve 4850 d/dak’da 155 Nm tork üretirken, 6 ileri manuel ve otomatik şanzımanla kombine edilmiş. Dizel üniteyse 4000 d/dak’da 136 bg güç ve 1500- 3500 d/dak aralığında sabit olarak 300 Nm’lik tork değeri sunuyor. Dizel motorda 7 ileri, çift kavramalı otomatik şanzıman alabiliyorsunuz. Dizel- manuel kombinasyonunda tork 260 Nm olarak veriliyor.
Elite ve Style adı verilen iki donanımı mevcut.

Genel bilgileri verdikten sonra derhal tasarımdan girerek testimize başlamak istiyorum;

Tasarım;

Tabii ki bir önceki nesline göre tasarımda bir devrim yatıyor. Markanın artık neredeyse her modelinde kullandığı altıgen panjur burada da karşımıza çıkıyor. Kenarlarda yer alan, hava girişleri ile çevrelenmiş sis lambaları da öndeki tasarım detayları arasında. En çok dikkatinizi çekecek hadise ise farlarda bulunuyor. Hem ince hem de geriye doğru uzanan yapısı sayesinde önden hayli sportif ve agresif bir görüntü kazandırıyor Elantra’ya. Led’li gündüz farları da kullandığımız Elite pakette standart olarak geliyor fakat farlar halen halojen.

Yine Elite paketi ile gelen 17 inçlik jantlar profilde dikkat çekiyor. Ön taraftan arka tarafa doğru uzanan omuz çizgisi fazla gölge oyunlarına gitmemiş. Tavanın bagaja doğru giderken keskin bir iniş yapması yerine kullanılan tasarım dili tabir yerindeyse fastback görüntüsü örnek verilerek açıklanabilir.
Arka tarafta ise yine ledli stop far grupları göze çarpıyor.

Kabin;

Kabine geçtiğimizde standart Hyundai düzeylerinden bir tık yukarıda malzeme kalitesi karşılıyor bizleri. Yani diğer modellere nazaran trim sesinin önünü açacak düzeyde bir malzeme pek söz konusu değil. Konsol üstü orta sertlikte malzemeye sahipken alt taraflar yine sert malzemeler ile döşenmiş.

Km göstergesi yine her zamanki gibi sade, okunaklı ve kullanışlı. Direksiyon simidinin derisi ise ele hoş geliyor. Direksiyonun derinlik ve yükseklik ayarı, koltuğun da yükseklik ayarı ile birleştiğinde doğru oturuş pozisyonuna geçmeniz kısa sürüyor.

Sürücü koltuğunda yükseklik ayarı bulunsa da yolcu tarafında bulunmuyor. Sürücü koltuğunu ise olabildiğince alçağa alabiliyorsunuz.

Koltukların rahat olduğunu fakat içeride kullanılan açık renk döşemelerin kir tutma konusunda birazcık aceleci davrandığını belirteyim.

Konsolun ortasında yer alan 7 inçlik dokunmatik led ekran fazlasıyla kullanışlı. Hafif sürücüye dönük yapısı ile de sürüş esnasında sürücü tarafından kolay erişilebilmesini sağlıyor. İşletim sistemi de dokunmatiği de iyi. İçerisinde yer alan navigasyon sistemi çok başarılı. Adres girmeseniz dahi önünüze çıkacak yol ayrımlarını önceden size gösteriyor.

Vites arkasında yer alan bardaklıklar kullanışlı. Kolçak veya el freni gibi detayların bardaklığı kullanılamaz hale getirmesi söz konusu değil. Vitesin hemen önünde ise kızaklı bir kapağa sahip olan saklama gözü kullanışlı. İçerisinde 12v, usb, aux ve çakmaklık girişlerini de barındırıyor. Kol dayamanın içinde kadife kaplı geniş bir göz bulunuyor. Fakat kapı içleri ve torpido gözünde herhangi bir kaplama görünmüyor.

Genel donanım özelliklerinde bahsetmem gerekiyor olsa da kabindeki konforu etkileyen bir detayı hemen belirteyim. Sanıyorum ki çoğu insanın da en fazla eleştirdiği nokta budur. Sürücü tarafında yer alan cam kumandalarındaki bu detay sınıfında birazcık geride bırakıyor Elantra’yı. Sadece sürücünün camı tek tık ile aşağı inebiliyor fakat tek tık ile yukarı kalkmıyor. Diğer camlarda ise hiçbir tek tık söz konusu değil.

Arka camın tavan çizgisinden iniyor olması ile görüş alanı kısıtlı görünse de içeride öyle bir durum söz konusu değil. Yani aynanızdaki arka cam görüntüsü çok açık ve net. Koltuk kafalıkları da bu görüntü açısına olumsuz bir etki etmiyor. Dikiz aynaların da görüşü iyi. Kör noktanıza kadar bir görüş alanını rahatlıkla sunuyor. Sadece A sütunlarının birazcık sizi kararsız bıraktığını belirteyim. Yani bazı virajlarda viraj içini göremediğiniz oluyor.

Arka tarafın yaşam alanı oldukça geniş. Uzun boylu kullanıcılar dahi diz mesafesinde hiçbir sıkıntı çekmeyecektir. Baş mesafesi de dışarıda görülen alçalan tavan çizgisine rağmen hayli yeterli. Ortada neredeyse belli olmayan şaft tüneli sayesinde de 3.yolcuya da yer var.

458 litrelik bagaj geniş bir ailenin tüm ihtiyaçlarını karşılayabilir. Fakat bagajı açmak için ya şoför koltuğunun hemen altında bulunan mandalı ya da aracın anahtarının üzerinde bulunan tuşu kullanıyorsunuz. Yani bagaj kapağında herhangi bir tuş bulunmuyor ve kullanışlılığı törpülediğini söylemeden geçmeyeyim.

Sürüş:

Sürüşün bir kısmını ıslak zeminde bir kısmını da kuru zeminde yapma fırsatım oldu malum havalardan dolayı. Öncelikle aracın 1420 kg ağırlığında olduğunu belirteyim. Araçta eco normal sport olmak üzere 3 tane sürüş modu bulunuyor. Eco modda kullandığınız takdirde dct bir dsg’yi asla aratmıyor. Yoğun trafikte yakıt tüketimini azaltmak için vitesi yüksek tuttuğu zamanlar oluyor. Aynı zamanda düşüşlerini de asla hissettirmiyor. 136 beygir gücü 4000 devirde 300 nm’lik torkunu da 1500-3500 arası veriyor. Sport modda ise bu gücü almak için birazcık çabalamanız gerekiyor.

Aracın ağırlık dağılımının büyük bir kısmı ön tarafta bulunduğu için arkasıyla oynamak hayli kolay. Yani lift off, pandül vs. gibi tekniklerle çok zorlamadan dahi aracın arkasını getirebiliyorsunuz. Frende ise öne yığılan ağırlık kafasının seri bir şekilde tutunmasını sağlıyor. Fakat bu sırada uzun aks mesafesinden dolayı hızlı bir şekilde yanınıza gelen arkasına oldukça dikkat etmeniz gerekiyor. Esc ise devreye girmekte biraz geç kalıyor ve eğlenmenize izin veriyor. Fakat herkes bizim kadar eğlenmek istemeyebilir. Yani ben bu durumdan zevk alıyor olsam da esc’nin birazcık hantal kaldığını belirtmemde fayda var. Ayrıca esp’nin iki kademesi var. Basılı tuttuğunuzda çekiş ve stabilize sistemlerini tamamen kapatıyor ama devreye sokması gereken bir konu olursa da devreye sokmaktan çekinmiyor.

Islak yolda ise viraj limitlerinde 4 teker birden açılmaktan geri kalamıyor. Yani tam anlamıyla understeering’e düştüğünü söyleyemesem de bir bütün olarak dışarı açılıyor. Sport modda direksiyon bir hayli sertleşiyor. Onun dışında çok hisli bir direksiyon beklemeniz hata olur.

Gaz tepkisinde 1-2 saniyelik bir gecikme yaşatıyor. Bunun için manuele alıp vites düşürerek hızlanmanızda fayda var. Kick down olmadığı için herhangi gaz köklemenizde vites düşürüp hızlanma eylemi gerçekleştirmiyor.

Gazın tepkisinin gecikmesi ve 4000 devire doğru esas gücü vermesinden dolayı bazı gecikmeler yaşıyorsunuz ama bu aracın yürümesini pek engellemiyor. Yani yürüyor ama bunu sizin isteğinizden 2-3 saniye sonra yapabiliyor. Turboya çok erken doluyor diyemesem de 2000 civarlarında hazır olduğunu söyleyebilirim. 4000 devirde tam gücünü verdikten sonra ise birazcık boşa devir çevirdiğini gördüm. Sport mod ve vitesi de manuele alırsanız 4900 devir çeviriyor ama bu 900’lük kısım tamamen boşa oluyor.

Sürüş anlamında dct’nin pürüzsüz, motorun ise ekonomik kullanım için verimli olduğunu kesinlikle söyleyebilirim. Fren dozajlaması da bir o kadar iyi. Viraj limitlerinde dikkat etmeniz gereken sadece aracın birazcık hafif kalan arkası ve geciken gaz tepkisi. Bunlar dışında herhangi bir viraj sıkıntısı da yaşamıyor.

Yakıt tüketimi;

İstanbul trafiğinde sıkışık trafikte eco modda 6 litrelik bir tüketim değeri ile gezdim. Aracı sport modda sürekli gazladığımda ise 7.8 litrelik bir tüketim değeri gördüm. Şanzıman performansı olarak ekonomiye önü açık bir şanzıman. Direten daha da az yaktırabilir diye düşünüyorum.

Yalıtım;

120 km hızlara kadar içeriye yol sesi de motor sesi de almıyor. 130 km üstlerinde fazlaca rüzgar sesi gelmeye başlıyor sadece. Kötü asfaltta ise 90 km üzerinde yol sesi içeriye girmeye başlıyor.

Sonuç;

Elantra elite donanım paketi 1.6 litrelik dizel motoru ve çift kavramalı dct otomatik şanzımanı ile 88.000 Tl’lik fiyat etiketine sahip. Burada aracı tercih etmenin en büyük nedeni markanın sunduğu garanti imkanı. Hiçbir ücret ödemeden ister 5 yıl 100.000 km isterseniz de 7 yıl 80.000 km garanti imkanından yararlanabiliyorsunuz. Bu oldukça büyük bir başarı. Bu konuda Hyundai’yi kesinlikle tebrik etmek gerekiyor.

geri kalan fotoğraflara bu linkteki facebook sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

fotoğraf çekimleri Alperen Gökmen'e aittir.
(bkz: alperen gökmen fotoğrafları)
doyurucu bir test ve fotoğraflar için teşekkür ederiz.
testi ayrı güzel fotoğrafları ayrı güzel olan inceleme.
donanım + performans olarak gayet başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. ama insanımızın ön yargılarını kırabilir mi onu zamanla göreceğiz.
Koreli üreticilerin dizel+otomatik ikilisinde yakıt sarfiyatı konusunu çözmeleri gerekli.Bunun dışında avrupa'lı rakiplerden geri kalan taraflarını çok doğru hamlelerle (misal hyundai'nin N performance departmanını açarak yeşil cehennemde garaj açmaları ; wrc'ye katılım) giderdiler.Öncelik fiyat ve yakıt tüketimine kafa yoran ülkemiz tüketicisinin hyundai için "uçan teneke" tanımlamasının sebebi 90'lı yıllardaki modellerin mirası olsa gerek ki , hyundai'de modelleri yeniden adlandırarak bu algıdan yavaş yavaş kurtulmaya başlamıştır.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri