09 Aralık 2013 tarihinde sıfır aldığım sedan Elegance Eco (fabrika çıkışı orijinal LPG'li) otomatik vites Civic'i 22 Mart 2016 tarihine kadar 82.000 km kullandım. Bundan önceki arabalarım sırasıyla 2006 Citroen C4 otomatik vites (71.000 km), 2008 model Ford Focus otomatik vites (78.000 km), 2010 model VW Jetta DSG (88.000 km) olmuştu. Ben de birçok beyaz yakalı gibi hamster misali arabayı sıfırlayıp dururum büyük masraf çıkarmadan yenileyim diye. Çok akıllıyım ya sürekli yeniden borçlanarak güya büyük masraftan kaçınarak arabayı sıfırlıyorum. Ne fark ediyorsa sanki, ha Mehmet Ali ha Ali Mehmet. Neyse...

Araç hakkında fikir sahibi olmak isteyenler için kendi düşüncelerimi şöyle özetlemek istiyorum: Malzeme kalitesi ve izolasyonu muadillerinden kesinlikle kötü. Özellikle bozuk yollarda (Tr'de bozuk olmayan yol var sanki de) göğüs kısmından sürekli ses ve çıtırtı geliyordu. Araba 3.000 km deyken bu can sıkıcı sesler gelmeye başlamıştı. Honda Bora'ya götürdüğümde ses, onlar için o kadar normal olacak ki "abi biz bişey duymuyoz" falan filan diyerek sabrımı zorlamışlardı. Koltukları 90'lardaki Tofaşların kumaşlarından hallicedir. Malzeme kalitesi olarak önceki arabalarımın hepsinden çok daha kötüydü kesinlikle. Ki bir de model yılı diğerlerinden yüksek olması durumunu hiç söylemiyorum. İnsanların kalite algıları günden güne yükselirken en yeni modelin eski model olandan daha dandik malzeme kullanması kabul edilemez.

Yol tutuş dinamikleri konusu, arabayı 2.000 km deyken satmaya kalkışmama sebep olmuştur. 58.000 TL'ye aldığım arabayı 55.000 TL'ye verecektim ki kahpe kader beyaz yakalıya bu kadarcık hovardalığa bile izin vermemişti. Eşimin terapi seansları ve telkinleriyle yazgıma razı geldim, yogaya başladım filan. Çok acılar çektim :) En ufak zorlamada kafadan kaymalar yaşar durur bu Japon harikası. Hele ki viraj içinde bir tümsek ya da çukur söz konusuysa üzülürsünüz, ağlarsınız. C segment kompakt bir otomobil olduğuna kendinizi ikna etme çabalarında bulursunuz kendinizi. Yumuşak süspansiyonun hem yol tutuş kabiliyetinden yoksun olduğu (sürecin doğal sonucudur zaten) hem de konfor sunmadığı enteresan bir örneğidir Civic.

Sürüş dinamikleri, direksiyon tepkileri ve geri bildirimleri, yol tutuşu, kabin sesi, manevra kabiliyeti bileşiminde bu dörtlüden en zayıfıdır Civic.

Motor konusu da arabayı 8.000 km civarındayken satmaya niyetlenerek rakı masası kurmamın sebebi olmuştu. Elbette ki biliyordum Civic'te atmosferik bir ünite olduğunu ama I-Vtec var dedim, bi' turbo ünite olmasa da üzmez dedim, Japon sonuçta dedim, teknolojisi ne kadar geride olabilir ki dedim, demez olaydım, dilim kopaydı. Test sürüşünü düz yolda yaptırdıklarını hiç hesaba katmamıştım. Bu 1.6 lt 125 hp 152 NM torkluk motor üzer, can sıkar, yorar, gerer, sollamaya çıkmaktan ezalarınızı titretir, gönlünüzü acıtır. Hele ki yokuş yukarı gözünüzden yaş getirtir. Ağır vasıtaların bir sol şeridinde yeriniz hazır olsa iyi olur.

Şimdi tam da burada "ama bu motor sorunsuz, arızasız, dertsiz, tasasız" diyenler olacaktır. Böyle diyenlere tavsiyem ellerindeki 10 çekirdekli bilmem kaç megapikselli akıllı telefonlarını bırakıp "taş gibi" Nokia 3310 kullanmaları olacaktır. Zira hiç sorun yaşamayacaklarını garanti ederim. Eski teknolojiyi kim olsa sorunsuz üretiyor, o yüzden Honda'nın sorunsuzluk imajını buraya dayandırması da uzun vadede sürdürülebilir değildir. Civic 2009 yılı sonunda C-sedan segmentinde en çok satan 4. arabayken, 2015 sonu itibariyle aynı segmentte 10. olabilmiştir. Bu da tüketicinin "enayi" olmadığının göstergesidir.

Diğer taraftan şunu da belirteyim: diğer arabalarımı da aynen Civic gibi sadece rutin bakıma götürdüm, hiçbiri arıza çıkarmadı, sorun yaşatmadı. Yani demem o ki, şu klişe ön kabulleri bir kenara bıraksın herkes. Haaa 500.000 km.de ikinci el araba arayan varsa gitsin bu motoru alsın, itirazım yoktur.

Civic'teki 5 ileri otomatik vites demode olsa da kararsız kalmaz, uzun vadede sorunsuzluğu doğrudur ama verimsiz bir şanzımandır. Motorun ürettiği gücü aktarmadaki başarısı düşüktür yani. Bu da Civic'in yakıt düşmanı olmasının motorun verimsizliğinden sonraki ikinci sebebidir. Allah yüzüme bakmış da ani bir manevrayla LPG'lisini almışım. Demek ki sandığım kadar da kötü bir kulu değilmişim :) Thank God. Benzinlisini almayın, yuvanız dağılır sürecin sonunda, psikolojiniz ağır darbe alır.

Jetta'yı kullandığım dönemdeki DSG patlaklarını korkuyla takip etmiştim ama ben bir sorun yaşamamıştım DSG'yle ilgili. DSG'nin konforunu, çabukluğunu ve yakıt tüketimine olan olumlu katkısını tartışacak değilim.

Son olarak; Türkiye'de kim hangi arabayı alırsa o arabanın fahri satıcısı ya da ortağı sanıyor kendini. Herkes kendi arabasını, sanki şirketin ortağıymış da her sene düzenli olarak genel kuruluna katılıyormuşçasına körü körüne savunuyor. Borsadan hissesini alsa bu kadar görev edinmez kendine inanın savunma işini. Sanırsınız ki bir o kullanıyor o arabayı bir o biliyor bütün özelliklerini. Ben onlardan değilim, olmayacağım da. Honda, Türkiye pazarını sallamıyor takmıyor umursamıyor arkadaşlar siz neyi kendinize dava ediniyorsunuz?

Yazımın sonunda uzun bir test sürüşünden sonrasında 29 Mart'ta Renault Talisman 1.6 lt 130 hp EDC aldığımı aktarmak isterim. Umarım Civic'te yaşadığım onlarca hayal kırıklığını Talisman'da yaşamam.
tümünü gör
ilgili galeri