olumsuz olan etkidir. trafikte çoğu kişinin bundan haberi yoktur ama enerji korunumu yasasını bilen herkes bunu da bilir, frene basmak yakıt tüketimini dolaylı yoldan arttırır.

motorda oluşturduğunuz enerjiyi nasıl kullandığınız yakıt tüketimini direkt olarak etkiler. frene bastığınız zaman oluşturmuş olduğunuz enerjiyi ısı ve sürtünme enerjisine çevirirsiniz.

bu yüzdendir ki ekonomik sürüş derslerinde ilk anlatılan; frene az basmanız gerektiğidir. ne kadar öngörülü otomobil kullanırsanız o kadar az frene basar o kadar da az yakıt tüketirsiniz.
Regenerative braking sistemi olmayan araclarda frenlemek tamamen kayiptir. Ayrica fren yaptiktan sonra hizlanarak tekrar benzin harcayacaginiz icin guvenlik haricinde zarardir.

Taksicileri,minibüsçülerin ve çoğu şirket arabası kullanan beyaz yakalıların bilmedikleri durumdur. 50 metre ilerde kırmızı ışık yanıyorsa hala gaza basıp,ışığın dibinde Abs'yi devreye sokacak kadar sert fren yapmanın hiç bi mantıklı ve verimli yanı yoktur.
Geri dönüşümlü ,rejeneratif , regeneratif ismi her neyse ,böyle bir fren sisteminiz olsa bile hiçbir sistem yüzde yüz verimle çalışmadığından kaybınız olacaktır,her ne kadar diğerlerinden az olsa da.
Trafikte size en çok yakıtı yaktıran, çok ani hızlanmalar ve çok ani yavaşlamalardır. En basit örnekle bu konu hakkında trafikte ön görülü olmak nedir onu anlatayım. Örneğin site veya okul çıkışları gibi yerlerde ortalama 15-20 metrelik mesafelere kasis koyarlar. İlk kasisten geçtikten sonra diğer kasise kadar tekrar gaza abanıp kasise yaklaşınca frene basmak bu ön görülü davranmanız gereken davranışın tam zıttıdır. Diğer kasise kadar sakin kalıp çok fazla hız artırmadan optimum sürüş karakteri sergileyebilirsiniz. Ayrıca bu iki kasis arası düştüğünüz hiçbir hız ile trafiğe etki etmezsiniz çünkü kasislerde herkes yavaşlar. Bu bir ön görülü davranıştır. Aynı şekil kırmızı ışığı göre göre dibine kadar gaza abanmak da bunlara örnek olabilir.

Arabayı ani yavaşlatmalar ve hızladırmalar her zaman yakıta olumsuz etki eden faktörlerdir. Basit ve anlaşılır aslında.
Frenleme sırasında aracın mekanik enerjisi ısı enerjisine dönüşerek açığa çıkar, var olan mekanik enerjinin bir kısmının ısıya dönüşmesinden dolayı da enerji kaybı olur ve araç yavaşlar. Bu doğanın en temel kanunlarından birisi olan maddenin korunumu yasasının bir sonucudur. Yüksek performans araçların fren disklerinin farklı maddelerden yapılmasının sebebi de açığa çıkan yüksek ısı enerjisine dayanabilmeleri içindir. Peki günümüzde kaynakların tükenmemesi için verim arttırma çalışmaları yapılırken frenleme de kaybolan enerji ne olacak ? Doğanın kanunlarını değiştiremeyeceğimize göre motor tipini değiştirebiliriz. Elektrikli araçlar için Regenerative Braking System (RBS) adı verilen teknoloji ile frenleme enerjisinin geri kazanımı mevcut. Peki bu sistem nasıl çalışıyor? Elektrik motoru frene basıldığı anda generatör olarak çalışarak bataryayı şarj ediyor. Peki enerjinin ne kadarı geri alınabiliyor? Tamamı geri alınamıyor bunu etkileyen sebepler ise motor sürücü (motor controller ) ve batarya kapasitesi. Bataryaların anlık olarak şarj deşarj verimliliği iyi olmadığı için supercapacitor veya ultra kapasitör adı verilen ürünler geliştirilmiştir. RBS verimini arttırmak için supercapacitor destekli hibrid bataryalar üzerine çalışılmaktadır. Sonuç olarak elektrikli araç da olsa frene basmak enerji kaybıdır ve tekrar hız yükseltmek gerekiyorsa buda yakıt tüketimini arttırır.
aşağıdaki videoda neden frene durduk yere basılmaması gerektiği, neden makas atılmaması gerektiği çok net anlatılmış.

aha video

Türkçe altyazısı da mevcut.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri