Biraz bir şeyler yazmıştım ilk çıktığında :)

İlk olarak 2002, ardından 2009 yılında satışa sunulan iki Focus RS karakter olarak birbirlerinden oldukça farklı otomobiller olsa da ortak oldukları çok önemli bir nokta vardı: Her ikisi de önden çekişliydi. Ayrıca güçlü bir turbo motorları vardı ve imkansız gibi görünen performans değerleri sunuyorlardı.

Cenevre Otomobil Fuarı’nda Ford’un standını süsleyen üçüncü jenerasyon Focus RS ise atalarının izinden gittiğini açık bir şekilde gösterirken, barındırdığı dört tekerlekten çekiş sistemiyle gözüün farklı rakiplere diktiği mesajını veriyor. Bunlara arasında elbette VW Golf R, Audi RS3, Mercedes A45 AMG gibi otomobiller var...

Ford Global Ürün Geliştirme Müdürü Raj Nair yeni Focus RS hakkında şunları söylüyor: “Yeni Focus RS yüksek performanslı teknoloji ve yenilikçilik anlamında hem yol hem de pist kullanımında standartları belirleyen bir otomobil. RS modelleri, tarihleri boyunca standart Ford modellerini teknik olarak ön çıkan otomobillere dönüştürme konusunda her zaman gurur verici bir değişime ön ayak oldular. Yeni Focus RS’te de bunu hedefliyoruz.”

Bu sözlerin altında yatanları ya da ana fikrini düşündüğünüzde yazının başında belirttiğimiz farklı rakiplere bir gözdağı verildiği yorumunu yapabiliriz. Yeni Focus RS, ayrıca markanın RS logosunu taşıyan otuzuncu otomobil olduğu için ayrı bir öneme de sahip...

Tasarım
İlk jenerasyon için söyleyemeyiz belki ama ikinci nesil Focus RS son derece vahşi görünen, adeta WRC etaplarından çıkmış izlenimi veren bir otomobildi. Öylesine vahşiydi ki otomobilin direksiyonuna geçmeden önce uzun uzun düşünüyor, önce kendinizi ‘acaba onu kullanmaya hazır mıyım?’ diye sorguluyordunuz. Bu agresiflik Focus RS’e çok yakışmıştı ve tanıtıldığı dönem dünyanın en hızlı önden çekişli otomobili (maksimum hız anlamında; 263 km/s) sıfatına da çok uyuyordu.
Karşımızdaki yeni Focus RS de aynı agresif görüntüye sahip ve önceki modelden dolayı bunu çok da yadırgamıyoruz. Çok saldırgan tasarlanmış ön tarafta standart Focus’un trepezoid şeklindeki ızgarasının evrim geçirmiş bir versiyonu yer alıyor. Alt kısımda geniş bir hava girişi ve üst kısımda kullanılan RS logosuyla birlikte vahşi bir hayvanın yüzünü andıran ön bölüm ‘çene ve diş’ birlikteliğini andırıyor. Hatta biraz buldog köpeklerine benzer bir hava görebiliyoruz burada.

Arka tarafsa fazlasıyla büyük difüzör tarafından domine edilmiş durumda. Bu difüzör otomobilin altından geçen havayı optimize ederken iki egzoz çıkışına ev sahipliği yapıyor ve tam orta kısmında bir sis farı (Avrupa ve Asya pazarlarında özel) barındırıyor. Arka tarafta tek dikkat çeken şey bu değil elbet, bagaj kapağının üzerinde duran heybetli kanat yere basma gücünü artıyor ve her iki tarafında RS logosu bulunuyor. Bu logoların yerleşimiyle ilgili olarak Focus RS’in dış tasarımından sorumlu Ernesto Rupar şunları söylüyor: “Küçük bir çocukken rüya otomobilim Ferrari F40’tı ve o otomobilin kanadının kenarında F40 yazıyordu, aynı şeyin RS’te de olmasını istedim.”
Oldukça geniş marpiyeller ve 19 inçlik jantlar otomobilin profil görüntüsünü güçlü kılıyor. Buradan baktığınızda otomobilin 5 kapılı olduğunu belki de ilk defa fark edebilirsiniz. Evet, yeni Focus RS sadece beş kapılı olarak üretiliyor ve konuyla ilgili RS Mühendislik Başkanı Tyrone Johnson’ın ilginç yorumları var: “Yeni Focus RS’in kullanışlılık olarak çok daha esnek olmasını istedik. İlk jenerasyon RS’ler saflık anlamında eşsizdi ama o otomobilleri kullanan insanların artık aileleri var. Bu yüzden otomobillerini belli bir konfor seviyesinde kullanmalarını istiyoruz.”
İlk bakışta biraz garip gelse de beş kapı olayına zamanla alışacağımızı düşünüyoruz...

Mustang motorlu Focus!
Bunun kulağa tuhaf geldiğinin biz de farkındayız ama gerçekten durum bu şekilde. Aslında tuhaf olan RS’de Mustang motorunun kullanılması değil, Mustang’de 4 silindirli bir motora yer verilmesi.

İlk olarak Mustang’de kullanılmaya başlanan, tamamen yeni, 2.3 litrelik EcoBoost motor 320 bg güç ve Mustang’in 435 Nm (henüz net bir değer verilmedi) torkundan daha fazla tork üretiyor. Tamamen alüminyumdan üretilen güç ünitesi RS için elden geçirilmiş ve daha az sürtünme sağlayan turbo ile daha büyük intercooler gibi parçalar eklenmiş. Bunun dışında daha az sınırlandırılmış emme manifoldu, daha geniş egzozlar ve egzoz çıkışında back pressure ve sesi optimize eden, elektronik kontrollü bir egzoz valfi gibi detaylar eklenmiş.

Silindir kapağı daha yüksek sıcaklıklarla baş edecek malzemelerle kaplanırken, silindir contası termal olarak geliştirilmiş. Tüm bu değişikliklerin yanında direkt enjeksiyon sistemi, bağımsız, çift eksantrik mili zamanlaması, gelişmiş turbo gibi özellikleriyle bu güç ünitesi ciddi anlamda ekonomik. Böylece Focus RS’in yerini aldığı 2.5 litrelik, 5 silindirli motora göre çok daha az yakıt tüketmesi ve emisyon salması sağlanıyor. Her ne kadar eski RS ses konusunda 5 silindirli motoruyla son derece iddialı olsa da yazılanlar ve vaat edilenler yeni RS’in de bu konuda eskisini aratmayacağı şeklinde.

Yürüyen aksam
Yazının başında da söylediğimiz gibi belki de yeni RS’in en büyük özelliği dört tekerlekten çekişli olması. Bu Focus RS’i daha önce hiç olmadığı bir sınıfa dahil ederken, rakiplerinin de farklı otomobiller olmasını sağlıyor.

Sistem Ford’un Dynamic Torque Vectoring teknolojisini kullanıyor ve bu sayede hem sürüş keyfini artırırken hem de yol tutuş konusunda yeni standartlar belirliyor.
Dört çeker sistemi elektronik olarak kontrol edilebilen iki adet kavrama aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu kavramalar her iki aksta da bulunuyor ve otomobilin ön/arka tork dağılımını sağlıyor. Aynı zamanda arka aksta sağ- sol lastik arasındaki tork dağılımından da sorumlu. Arka aksta konumlandırılmış elektronik kontrol ünitesi hem ön- arka hem de sağ- sol aks arasındaki güç dağılımını, sensörler aracılığıyla saniyede 100 kere olacak şekilde denetliyor ve olabilecek en optimum çekişi sunuyor. Arka aksa maksimum yüzde 70 oranında güç gönderilebilirken, arka lastikler arasındaki güç dağılımı yüzde 100’e kadar çıkabiliyor.

AWD sistemi RS’i sınıfının en iyi yol tutan otomobillerinden biri haline getirirken virajlardaki maksimum G kuvveti 1 G’nin üzerine kadar çıkabiliyor.

Dört çeker bir otomobilin sürüşünün çok da keyifli (önden çekişli kadar) olmayacağını düşünüyor olabilirsiniz ama Global Ford Performance’dan Dave Pericak’ın söyledikleri içimizi biraz olsun rahatlatıyor: “AWD sistemi limitlerde inanılmaz bir tutunma ve yetenek sağlıyor. AWD otomobillerin sürüşlerinin keyifli olmayacağını söyleyen kural kitaplarını bir kenara koyduk ve her anlamda çok keyif veren, sürücüsünü ödüllendiren bir otomobil yarattık.” Bu sözler RS’in son derece keyifli bir sürüş sunduğunu gözler önüne seriyor.

RS’te ilk defa sunulan Sürüş Mod’ları da bunu destekleyecek şekilde geliştirilmiş. Normal, Sport, Track ve Drift seçenekleri vites kolunun hemen yanındaki düğmeden seçilebiliyor. Sistem dört çekeri, amortisör ayarlarını, Elektronik Stabilite Kontrol sistemini, direksiyon ve motor tepkileriyle, egzozdan çıkan sesi değiştiriyor. Drift modu gücü daha çok arka aksa göndererek otomobilin virajlarda arkadan kaymasını sağlıyor. Daha önce hiçbir modelde ‘Drift Modu’ gördüğümüzü hatırlamıyoruz.

Bunların dışında ciddi spor otomobillerde bulunan ‘Launch Control’ sistemi otomobilin şasi ve güç aktarma organlarını olabilecek en iyi hızlanma için hazırlıyor ve turbonun ‘overboost’ modunda çalışmasını sağlıyor. Gösterge panelinde vites değiştirme uyarısı 5900 d/dak’da yanmaya başlıyor ve maksimum devir olan 6800 d/dak’ya kadar bu şekilde devam ederek, sürücünün vites değiştirmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Yeni Focus RS’te önde 350 mm disklerle (önceki RS’te 336 mm’ydi) 4 pistonlu Brembo fren kaliperleri alınabiliyor.

Tüm bu teknolojik ve gelişmiş sistemler yeni RS’in son derece iddialı bir otomobil olduğunu gösteriyor. Araç Türkiye’ye gelir mi bilinmez ama onu kullanmak için sabırsızlanıyoruz.

Sonuç
Her ne kadar 5 silindirli motor ve önden çekişten vazgeçmiş olsa da Focus RS’in ruhundan bir şey kaybetmediğini söyleyebiliriz. Özellikle 30’uncu RS modeli olması, global lansmanına Ken Block gibi bir ismin davet edilmesi ve dört çeker olması yeni RS’in beklenenleri fazlasıyla karşılayacağı konusunda bizlere umut veriyor.

Bugüne kadar üretilen her iki Focus RS de sınıfının en iddialı otomobilleriydi ve satışa çıktıkları yıllarda piyasada bomba etkisi yaratmışlardı. Yeni RS en azından böyle bir etki yaratmazsa bunu hayal kırıklığı olarak değerlendirebiliriz…
tümünü gör
ilgili galeri