Türkiye pazarına çok iddialı giren, ezberbozan olduğunu iddia eden hatta avrupada ödül alan Egea’nın hatchback versiyonu da sedanı kadar iddialı. Özellikle iç hacim konusunda iddiası baya büyük. Üstelik bu iddiaları konusunda da hayli başarılılar.

Tasarım;

Egea Hatchback’in ön yüzü sedan karoseri ile neredeyse aynı. Sis farlarının olduğu bölümdeki ufak değişiklikler dışında ledli gündüz farları da bu değişikliğe eklenmiş. Krom ızgaları ön panjur 3 boyutlu görüntüsü ile ortalama büyüklükteki Fiat amblemini güzel sahiplenmiş. Farlar ile olan uyumu ve yakışıklı bakışları Egea’nın önden hayli sportif görünmesine olanak tanıyor.

En büyük değişiklik tabii ki profilde. Alışık olduğumuz hatchback’lerin tasarımlarında C sütununa doğru tavanlarının alçaldığını görürüz. Bu iç hacimden yeterince feragat etmek anlamına gelir. Fakat Egea Hatchback’in tasarımında C sütunu ve tavan bu tasarım detayına kurban verilmemiş. Arkadaki baş mesafesini, yaşam alanını ve bagaj hacmini direkt olarak pozitif etkileyen bir çizgi çıkmış ortaya.

Arka tarafa geldiğimizde ise hayli özgün bir tasarım dili olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Bumerang şeklini andıran arka stoplar hafiften mahzun bir görüntü de kazandırmış. Tabii ki akıcı tasarım dili burada da devam ederek Egea Hatchback’e olabilecek en özgün yüzünü kazandırmış.

Tasarım konusunda çok fazla yorum yapmayı sevmesem de ben Egea Hatchback’in tasarımını oldukça beğendim. Gelin hep birlikte içeriye geçelim şimdi de;

Kabin;

Sürücü koltuğuna oturduğunuz zaman kapı üstlerindeki malzemeler ve alt kısımlar hariç çoğu yerde kalitesiz hissetmeyeceğiniz malzeme kalitesi mevcut. Konsol, konsol üstü, direksiyon simidi, vites topuzu, ekran ve kumandalar gayet kaliteli. Kapı üstlerindeki malzeme kalitesiz olsa da kapı içlerinde farklı renkte kadife detaylar kullanılmış ve kalite algısı yükseltilmiş.

Koltukların yanal destekleri yeterli ve konforlu. Sürücü tarafında elektrikli bel destek ayarı var. Diğer ayarlar ise manuel. Direksiyon simidinin hayli spesifik derinlik ve yükseklik ayarı sayesinde ise doğru oturuş pozisyonunu bulma konusunda sıkıntı çekmiyorsunuz. Yuvarlak başlı vites topuzu sportif hissetirme konusunda asla geri kalmıyor. Önünde telefonunuzu cüzdanınızı koyacağınız fazlaca cömert bir göz ve arka tarafında da yeterli bardaklıklar bulunuyor.

Dashboard’da gördüğünüz çoğu şeye kaliteli ve uzun ömürlü diyebilirim. özellikle direksiyon simidini çok beğendim. Deri kaplaması hem yumuşak hem de terletmiyor. Km göstergesi hem anlaşılır hem sade hem de şirin gözüküyor. Vites topuzu ise tok yapısı sayesinde, geçiş yolları uzun olsa da hem rahat hem de sportif hissettiriyor.

Ortadaki 7 inçlik ekran hd görüntü desteği sunuyor ve çok kullanışlı. ekran içerisinde fazlaca tuş bulunsa da kullanışlılık ve alışkanlık açısından hiçbir sıkıntı yaşatmadı. Dokunmatiğinin bazen algılamadığı olsa da devede kulak kalıyor. Hafif çıkıntılı ekran birkaç kişinin hoşuna gitmese de bu detay benim hoşuma gidiyor. Ekran emanet durmaktan ziyade oraya yakıştırılmış. Kapanmasını pek istemiyorsunuz yani.

Kokpitte beğenmediğim tek detay direksiyonun sol tarafındaki havalandırma ızgaralarının krom detayları dikiz aynasında 7/24 parlıyor. Bunlar dışında bindiğim en iyi, şirin ve konforlu kokpite sahip Fiat olduğunu söyleyebilirim.

Arka tarafa geçtiğimizde ise diz ve baş mesafesinde hiçbir sıkıntı yok. Hatta arkaya rahatlıkla 3 kişi sığabiliyor. Egea’yı teste alırken en merak ettiğim konulardan birisi iç hacim olduğundan bunu özellikle denedim ve ortalama olarak arkaya 4 kişi bile sığdırabildik. Arka tarafta yer alan kol dayama birazcık alçak kalıyor. Hacimden bahsetmişken bagaja geçmezsek olmaz. Bagajda stepne olursa 380 litre, yok eğer stepne istemez tamir kiti ile alırsanız 440 litrelik bir bagaj hacmi ile karşılaşıyorsunuz. Test aracımızdaki 380 litrelik bagaj ise otomobildeki en beğendiğim noktalardan birisi oldu. Buna direkt olarak sınıf liderliği dahi diyebiliriz. Egea bu konuda dersine iyi çalışmış. Peki şuana kadar pek de sıkıntı yaşatmayan Egea Hatchback sürüş esnasında da ezber bozmaya devam edecek mi bakalım.

Sürüş;

Sürüş karakteri olarak öncelikle sedan karoserinden bir tık daha iyi ve dengeli olduğunu söyleyebilirim. 1.4 turbo benzinli motor 120 beygir güç üretiyor ve bu güç aracı yürütmekte pek zorlanmıyor. Fakat ne zaman araca 3-4 kişi biner, o zaman bazı şeylerin değiştiğini hassas bedenler fark edebiliyor. Tork yoksunluğu yüzünden (215 nm tork) yaşanan bu sıkıntı çoğu kullanıcı tarafından fark edilemeyecek bir detay olarak kalıyor. Şanzımanın ne kısa ne de uzun oranlara sahip olmayışı şehir içinde akıcı sürüşler yapmanıza olanak tanıyor. 6 ileri oluşu ile de uzun yolda da bir sıkıntı çekmiyorsunuz. Sadece sürüş esnasında manuel şanzımanın geçiş seslerini fazlasıyla duyuyorsunuz. Benim gibi bir insan iseniz bu size sportif hissettirebilir ama aile babaları bu konuda bazı takıntılar yapabiliyor.

1350 kg’lık boş ağırlığa sahip Egea, sürücüsü ve ortalama yolcular ile 1450-1500 kg civarına çıkabiliyor. Bu ağırlık yola oturması ve oturaklı hissettirmesi konusunda etkili olsa da viraj dinamiklerinde sert tepkilere geç cevap vermesine sebebiyet veriyor. Dengeli ve aynı açı ile döndüğünüz virajlarda herhangi bir viraj dışına taşırma hissettirmeyen Egea, sert viraj girişlerinde kafadan açmaya başlıyor fakat 1-2 saniye sonra kendisini çizgiye sokmayı beceriyor. Esp’yi tamamen kapatsanız da müdahale etmesi gereken yerde müdahale etmekten asla çekinmiyor. Çok fazla hisli bir direksiyon beklemek tabii ki hata olabilir. Elektrik destekli direksiyon konfor konusunda hayli rahat olsa da hisli sürüşler yapmanıza olanak tanıyacak keskinliğe sahip değil.

İstediğiniz zaman ise aracın arkasını koparma konusunda sıkıntı çekmiyorsunuz. Lift off’da direkt olarak arkasını getiren Egea kontrollü bir şekilde kontra yapmanıza olanak tanıyor. Kontra’yı geciktirirseniz de bunu sizin yerinize esp yapıyor. Yine aynı şekilde scandinavian flick ile aracın arkasını istediğiniz gibi getirebiliyorsunuz ama bunlar kontrolsüz kaymalar olmuyor asla. Frenin de birazcık sert dozajı sayesinde öne doğru ağırlık transferleri yapabiliyorsunuz ve viraj tutunmalarını anlık olarak artırabiliyorsunuz.

Tabii ki yine bunların ardına sakin kullanımdan bahsedeceğim. Sakin ve şehir içi kullanımlara geldiğinizde uysal bir sürüş karakteri sergiliyor Egea. Debriyaj pedalının da bir hayli yumuşak olması ile şehir içinde dur kalk trafik işkence haline gelmiyor.

Süspansiyonların ise yumuşağa yakın olması ile şehir içinde konforlu ve yorucu olmayan yolculuklar yapılabiliyor. Sadece ön tarafın sönümleme becerisini arka taraf gösteremiyor. Yumuşağa yakın süspansiyonlar viraj limitlerinde ise çok fazla yatma yaşatmıyor. Şasi rijitliğinden pek bir şey kaybetmiyor. City modu devreden çıkarıldığı zaman direksiyon sertleşiyor ve konforu törpülüyor. Araç her çalıştığında otomatik olarak zaten city modunda çalışıyor. City modu dahilinde yine de yüksek hızlarda direksiyon sertleşiyor ve kontrollü bir kullanım sağlıyor. Sürüş esnasında yardımcı olacak güvenlik donanımlarından bahsetmem gerekirse orta ve üst donanımlarda standart olarak gelen Active Cruise Control sistemi bulunuyor. Çalışma prensibinden ise hemen bahsediyorum. ACC’yi devreye sokuyorsunuz ve acc için bir hız belirliyorsunuz. Hemen direksiyon üzerinde bulunan tuşlarla hallettiğiniz bu özellikte bir başka tuş ile önünüzdeki araç ile arasında bırakması gereken mesafeyi de ayarlıyorsunuz. Takip mesafesini her daim koruyan ACC sistemi, Türkiye’de özellikle de İstanbul’da yaşayanlar için bir soruyu getiriyor akıllara. “sinyalsiz pat diye şeridime giren olursa?” Hiç merak etmeyin Egea’nın en sevdiğim bu ACC özelliği, önünüze böyle düşüncesiz bir sürücü girdiğini gördüğü an çok kontrollü ve dozajlı yavaşlıyor. Yani ani ve sert fren tepkileri asla görmüyorsunuz bu sistem dahilinde. Sistemin ne kadar sorunsuz çalıştığını anlatmak için tem ataşehirden başlayarak fsm köprüsü üzerinden büyükçekmeceye kadar bu sistem ile gittiğimi belirteyim. Trafik sıkışıklığında sadece 30 km altı hızlarda devre dışı kalan sistem bunun dışında sağ ayağıma ihtiyaç duymadığım bir yolculuk yaptırdı bana. Sadece vites değiştirme işlemlerini gerçekleştirdim ve konfor olarak çok hoşuma gitti.

Yalıtım, yakıt tüketimi ve fiyat;

Motor sesi konusunda Egea dersine iyi çalışmış. Yüksek devirler harici içeriye asla motor sesi almıyor. Yol sesi ise kötü yollarda düşük hızlarda, temiz ve otoban gibi yollarda 90-100 km üzeri hızlarda içeriye girmeye başlıyor. Rüzgar sesi ise çok fazla dikkatli kulaklar haricinde pek duyulacak kadar hissedilmiyor.

Fiat’ın 1.4 litrelik turbo benzinli motoru fabrika verisinde 6 litrelik bir tüketim değeri gösterse de bu değerlerin hiçbir zaman tutmadığını hepimiz biliyoruz. Biz ise 3 günlük Fiat Egea HB birlikteliğimiz süresince klima kapalı çok da fazla yoğun olmayan İstanbul trafiğinde en iyi değeri 7.5 litre olarak yakalayabildik. Klima açık ve yoğun trafikte ise 8.3 litrelik yakıt tüketimi değeri elde ettik. Ortalama olarak da test tüketimimiz bu seviyelerdeydi.
Fiyatına geldiğimizde ise Egea HB’in dolu paket, 1.4 turbo benzinli, manuel seçeneği ile 70.900 tl’lik bir fiyat etiketine sahip olduğunu söyleyelim.

Sonuç;

Genel olarak dış tasarım, kabin ve sürüş konularında göze çarpan bir sıkıntı yaşatmayan Egea’nın turbo benzinli motorunun çok fazla tutumlu olduğunu söyleyemeyiz. En cömert olduğu noktanın iç hacim ve bagaj hacmi olduğunu belirtebiliriz. Az çok kullanıcı kitlesini bildiğimiz Fiat’ın müşterileri açısından malzeme kalitesi veya kokpiti markanın diğer modellerine nazaran iyi mi? Evet. Tasarımı iyi mi? Kesinlikle. Filo satışlarında oldukça fazla rakamlar elde etti mi? Evet. Peki kullanıcısının ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede mi? Bu da evet. Ofsayta düştüğü tek nokta ise fiyat etiketi diyebiliriz. Benzinli manuel bir arabaya çoğu insan 70.000 tl vermek istemez. Bunun için aralarında 7.000 tl fark olan 1.6 dizel motora yönlenilebilir. Yine 1.4 (95 hp) benzinli motor seçeneği ise 53.000 TL’den başlıyor. Servis fiyatları, yedek parça stoğu ve yedek parça fiyatlarında Fiat’ın tüketicisine sunduğu “ucuz” imkanlar da tabii ki belirtmemiz gereken unsurlar arasında. Bir Fiat kullanıcısını tatmin edecek kaliteye kesinlikle sahip ve bunun bir iki tık üzerinde. Sürüş karakteri konusunda çok fazla rafine hissettirmese de müşteri kitlesinin bunu sorun edeceğini veya bizler kadar bu konuya takıntılı olacağını düşünmüyorum. Pazarın mutlaka alt orta tarafı da bir şekilde karşılanmalı ve doyurulmalı. Fiat olmasaydı ticari taksiler olur muydu? Hayır. Tabii ki durumu izah etmek için örnek veriyorum. Çünkü Egea yıllarca kafanızda oluşan Fiat algısından 2-3 tık üstün bir konumda ve gelişmeyi gözler önüne seriyor. Sadece kullanılan sccs platformu Egea için belki birazcık eski kalabiliyor fakat günümüzde yeni bir platform üretmek hiçbir marka için kolay değil. Üstelik bunu sırf Türkiye için düşünmemiz hata olur. Platform üretimini global olarak düşündüğümüzde Egea için yeni bir platform üretmek marka için de doğru bir adım olmazdı. Yine de ilerleyen zamanlarda ortak geliştirilen bir platform üzerinde, rijitliği artırılmış, ağırlığı düşürülmüş ve sağlamlık eklenmiş bir şasi ile, hem daha fazla sürüş kabiliyeti hem de yakıt ekonomisi sağlayacak bir Fiat Egea kaçınılmaz olur.

tümünü gör
ilgili galeri