Kendisi oturduğum ilk spor arabadır.

10. yaş günüm dolayısıyla babamın bana verdiği en güzel doğum günü hediyesi ve hayatımda unutamadığım günlerden biridir.

Mitsubishi Carisma'mızla, Kuruçeşme'deki Fermas bayisinin önüne park edip içeri girmiştik. (Mitsubishi filan ama spoiler'ı filan vardı haa, öyle şekil yani:) )

Babamın buranın eski genel müdürü Orhan Bey'le olan tanışıklığından dolayı sağolsun bizi kırmamış arkada duran kırmızı 550 Maranello'ya geç otur, anahtarı getiriyorum demişti.

O iki dakika içindeki heyecanı bir daha sadece üniversite sınavında yaşamışımdır heralde.

Neyse anahtar geldi, ben sağ koltuktayım. Kontağı çevirdi ve V12 kükreyerek çalıştı. Ne o kadar ses yapabileceğini, ne de sözüm ona araba meraklısı olan kendimi deli gibi korkutacağını hiç hesap etmemiştim.

O heyecanın nasıl korkuya dönüştüğünü hala hatırlıyorum. Bir de cold start olunca benim kafa gitti zaten.

Babam da garibim sevineceğim, güleceğim diye tebessümle bana bakıyor ama ben zaten bacaklarımın ve ellerimin titremesinden nasıl bir yüz ifadesine büründüm hiçbir fikrim yok.

Tek hatırladığım, kendimi bir an önce dışarı atmaktı. Güya doğum günü hediyesi diye içinde turlayacağım 550, aniden içgüdüsel olarak uzak durmam gereken bir canavara dönüşmüştü.

Hala kendime deli gibi kızarım güzelim fırsatı kaçırdım diye ama iş işten geçti tabii:)

Şimdi üç bes bi yerde düz boru, güzel egzoz duyacağız diye Caddebostan'ı kendime mesken ettim, her cuma cumartesi sapık gibi bir M3 geçse de şenlensek modundayım.

Sonuç olarak bu 550 Maranello gözümde bir canavara dönüşmüş olsa da, o sesin gürültüsü ve kaynağı, bende ne denli müthiş bir gücü içinde barındırdığını anlamamı sağlamıştır ve bugün mühendislik okuyor olmamın da temel etkilerindendir.

Onun altında yatan o mühendisliğe ve mükemmelliyetçiliğe daima saygı duymamı sağlamış ve hayatımı şekillendiren çok önemli bir rol üstlenmiştir. Aynı zamanda zor dönemlerde onun sahibi olduğunu düşünüp kendimi motive etmeme de yarayan bir metafor olmuştur.
tümünü gör
ilgili galeri