Pist yarışları içerisinde otomobilden sayarak izlediğim serilerden biri. Her ne kadar standart modellerden çok farklılaşmış olsalar da hala otomobil yarışı izlediğini hissettirmesi benim için önemli. Çünkü açık teker sınıfı araçların zirvesinde olan F1'i izlemek bana aynı zevki vermiyor, bir yapaylık bir sıradışılık söz konusu. Öte yandan DTM'inde eleştirilecek çok yanı var. Üç büyük Almanın resmen ambargo koyduğu serilerde rekabet çoğunlukla sürücü yetenekleri üzerine. Hatta Michael Schumacher'in kardeşi Ralf Schumacher F1'den DTM'e geçtiğinde çok daha zorlu olduğunu ifade etmişti. DTM'deki araçlar açık tekerli olmadığı için direksiyonu çevirdiğinizde tekerin nereye baktığını görememenin yarışmayı zorlaştırdığını belirtmişti. Ayrıca yarışlardaki sıralamaya göre birinci olan pilottan sonuncuya doğru ağırlık ekleme sistemi var; böylece bir önceki yarışta birinci olan araca en fazla ağırlık eklenerek dezavantaj, sonuncu araçtan ise en fazla ağırlık çıkartılarak avantaj kazanması sağlanıyor.

Teknik açıdan da araçlarda farklılaşma çok sınırlı. Yukarıda da belirtildiği gibi 4.0 litre 500 hp V8 motor zorunluluğu var, Turbo, supercharger kullanımı yasak, Rwd zorunlu. Süspansiyon tasarımları deseniz onlarda çok sınırlı, bütün spoiler tasarımları bile birebir aynı. Kısacası otomotiv sektörüne ar-ge açısından pek de fayda sağladıkları söylenemez. Sırf birbirleri arasındaki prestij meselesine dönüştü artık. Ha izlemesi keyifli ama alternatif olarak WTCC ve BTCC'yi de değerlendirmenizi tavsiye ederim
tümünü gör
ilgili galeri