Motor hacimlerinin gün geçtikçe azalması anlamına gelen tabir.
Üretimin başladığı yıllarda 10 litre motorlar üretilirken günümüzde artık 0.9 litrelere kadar hacimler düşmüştür. Bakalım daha nerelere gideceğiz.
Günümüzde yakıt ekonomisi için neredeyse tüm markalar downsize etmektedir. Downsize edilen motorlar turbocharger/supercharger ile beslenerek gücü arttırılsa da devir/tork grafiği atmosferik motorlar gibi olmamaktadır.
Atmosferik motorlardan vazgeçilme sebebi. Daha küçük hacimden daha çok güç almak mümkün bu sistemler ile ama denildiği gibi hiç bir zaman o keyfi veremiyorlar. Ayrıca yüksek basınç ile çalıştıklarından dolayı ömürleri de çok uzun olmuyor.
Buna sadece motor olarak bakmamak gerekir . Sanayi Devrimi'nden sonra insanlar her şeyi hiç bitmeyecek gibi kullandı hiç 100-200 yıl sonrasını düşünmeden doğayı kirlettiler . Şu anda da aslında hala bilinçli değiliz özellikle Amerika ne Kyoto ne düşük hacim adamlar rahat . Yani her sektörde verim konusunun üstüne düşülüyor hani küçük olsun verimli olsun . Tabi her konuda " küçük " iyi demek değildir arada büyütmek de lazım motoru yani :) . Bir de bizim gibi fındık motor cenneti gibi ülkelerin de pazar payı az da olsa önemli .
Aslında en çok ülkemizdeki vatandaşın işine gelen durum. Mtv ve ötv emisyon değerine göre değil motor hacmine göre alındığından dolayı bizde vergiler düşmüş oluyor. Ama ne oluyor piyasa aynı arabalar ile kaynıyor, kimse gidip gönlünde yatan aslana binemiyor.
yüksek beygir gücü vaadetmelerine karşın genellikle beklentileri karşılayamayan arabalar. yüksek hacimli kardeşlerine göre hem daha yavaşlar hem de çok yakıyorlar. teknoloji ilerledikçe bunu hafif hafif dengelemeye başladılar gerçi ama hala birçok marka bu konuda büyük sıkıntı çekiyor.
aşırı beslemenin motorun ömründen yemesiyle sonuçlanan durum. aslında bu firmaların düşük hacimli motorlar ile atık gaz salınımı oranını azaltmak maksatlı üretilmiştir.

hacim küçülmesinden ziyade enjeksiyon sistemlerinin gelişimi ve özel şanzımanlar ile yakıt tasarrufu sağlanabilmiştir. hacim küçültmenin sadece maliyet, atık gaz salınımı ve vergi dilimlerinden kaçış olarak yorumlamaktayım.
tüm otomobil fuarlarında güçlü motorlar ön plana çıkarken alttan alttan gelen ekonomik zorunluluk. gerek cenevre fuarında gerekse new york fuarında teknolojinin gelişimiyle doğru orantılı ağzımızı açık bırakan devasa güçte modeller görüyoruz. ancak bu performans canavarları cafe standartları nedeniyle son demlerini yaşıyor olabilirler.

örneğin norveç'te benzinli ve dizel motorların satışının yasaklanması onaylandı. gelecek elektrikli arabalarda diyorlar. elektrikli motorlar performanslı olamaz mı? tabii ki olur ancak petrolhead kavramını öldüreceği kesin.

birkaç yıl önce açıklanan yeni standartlar eşliğinde 2025 yılında yakıt tüketimi ve karbondioksit salınımı iyice düşücek. diğer yandan bakıyoruz ki, volkswagen gibi dev bir üretici bu değerleri karşılayamadığından aldatıcı yazılım hilesi yapıyor. demek ki o kadar da kolay olmayacak bu geçiş süreci.

gerek mercedes-amg, gerek audi s ve rs serileri ile her geçen gün daha performanslı arabalar ortaya çıkartıyorlar. büyük hacimli motorları bırakarak daha küçük hacimlere yönelip yine de eşit güç üretmenin peşindeler. çünkü hem müşterilerin performans beklentisini karşılamak zorunda hem de hükümetlerin kendilerine şart koştuğu standartları karşılamak.

bence o sesine hayran olduğumuz v8, v10 motorlar zamanla tarihe karışacak gibi. getirilen sınırlamalar elbette çevre ve yaşadığımız dünya için önemli. giderek kirleniyoruz, buna bir dur demek gerekiyor. fakat bir petrolhead olarak araba tutkumuzu da bırakamıyoruz. performans arabaları altın çağını yaşıyor şimdilik, bundan bir hayli memnunuz. madalyonun diğer tarafında baktığımızda ise bunun yalancı bir sonbahar olduğunu görüp üzülüyorum.
negatif bir anlam taşımasına rağmen piyasada kabul görmesi için farklı şekilde lanse edilen kavram.
  • / 2
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri