Günce devam ediyor.
Senna'nın McLaren kariyeri ve sonrasında yaşananlar aşağıda.

McLaren ve sonrası
1989’da yine Prost ile takım arkadaşıydı. Bu sefer şampiyonluk Fransız pilota giderken, Senna Japonya’daki efsanevi kazadan sonra Prost’a çok kızmıştı. Çünkü birçok kişi gibi o da şampiyonluğu o kazanın belirlediğini düşünüyordu.
1990 ve 1991 yıllarında elde ettiği şampiyonluklar kısmen daha kolay oldu. 1992 ve 93’te Williams Renault’ların ezici gücüne karşı pek birşey yapamazken, bu iki sezon içinde sadece 7 galibiyet elde etti.

1993 yılının son yarışı olan Avustralya GP’si çok ironik bir yarıştı ve birçok şeyin sonu anlamına geliyordu. Prost’un kariyerinin son yarışıyken, Senna ezeli rakibinin son yarışının kazanıyordu. Bu Brezilya’lının McLaren için çıktığı son yarışken, aynı zamanda kariyerinin de son galibiyetiydi. Tabii bunu kimse bilmiyordu...

Artık bir devir kapanmış bambaşka bir çağ başlamıştı: Williams ve Senna ortaklığı. Herkes Senna’nın bu güçlü otomobille tüm yarışları kazanacağını düşünürken işler hiç de beklendiği gibi gitmiyordu. İlk iki yarışta pol pozisyonu elde etse de zafer bir türlü gelmiyordu.

30 Nisan 1994’te kariyerinin son pol pozisyonunu Williams FW16 ile kazandı. O gün Avusturyalı pilot Roland Ratzenberger hayatını kaybederken, ertesi gün olacaklardan kimsenin haberi yoktu...

Senna’nın yakın arkadaşı olan F1 Sağlık delegesi Profesör Sid Watkins, sıralamalardan sonra Senna’ye şunları söylemişti: “Elde edebileceğin başka ne var ki? Üç kez şampiyon oldun, bırak artık.”
Senna şu cevabı verdi: “Sid, bazı şeylerin üzerinde kontrolümüz yoktur. Bırakamam, devam etmem gerek.” Bazı efsanelere göre Senna ülkesinde görüştüğü kişilere “yarışmamaktansa yarışırken ölmeyi tercih ederim” demişti.

Yarış başladığında startta olan kaza, güvenlik aracının çıkmasına neden olmuştu. Güvenlik aracının kullanıldığı ilk yıl olduğu için araç otomobillerin lastiklerinin optimum sıcaklıkta tutacak hızda gitmiyordu ve bu da güvenlik tehditi oluşturuyordu. Yarışa tekrar başladığında Senna liderdi. Yedinci turda Tamburello virajına yaklaşan Williams hızla yoldan çıktı; belki lastikleri ısınmamıştı, belki de söylendiği gibi direksiyon mili kırılmıştı. Direksiyon, Senna’nın isteği üzerinde daha rahat etmesi için yarıştan önce kesilip tekrar yerleştirilmişti. Keşke, keşke otomobilinde rahat etmeseydin Ayrton, o zaman belki herşey daha farklı olabilirdi...

Senna Tamburello’da Tanrı’yı tekrar gördü ama bu defa Tanrı’nın isteği farklıydı. Senna bunu istemiyordu, frene bastı, bastı ama FW16’nın gideceği yer belliydi. Williams duvara çarptığında otomobilden kopan süspansiyon parçası Senna’nın kaskını delmiş ve kafatasının çatlamasına neden olmuştu.

Kazadan hemen sonra otomobile müdahale etmek için gelen Sid Watkins şunları söylemişti: “Oraya gittiğimde Senna’nın ruhunun otomobili terk ettiğini anlamıştım. O artık aramızda değildi.”

Her zaman kullanmak istediği otomobilin direksiyonunda, ilginç bir şekilde, galibiyet elde edemeden, kendisinin de söylediği gibi yarışarak hayatını kaybetmişti. Her zaman birincilik için çalıştığı, savaştığı hayatına, yine liderlik koltuğunda son vermişti.

O dakikadan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı, hiç kimse onun yerini tutamayacak, hiçbir şey onun boşluğunu dolduramayacaktı. Artık bizler onun doğumgünü yerine ölüm yıldönümünü kutlayacaktık...
tümünü gör
ilgili galeri