Evet, Senna güncesine kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Bugün Senna'nın F1 macerasına atılması konusuna odaklanıyoruz.

F1 ilk yıllar
Alt serilerde kazandığı başarılar Formula 1 takım yöneticilerinin dikkatinden kaçmaz ve Williams ile ilk F1 testine çıkar. Ardından McLaren ile teste çıkar ama iki takımın da koltukları dolu olduğu için 1984’de yarışmak için küçük bir takım olan Toleman ile anlaşır. Henüz ikinci yarışında puanla tanırşırken, o yıl Monako’da elde ettiği ikincilikte Lauda, Prost gibi isimleri geçer ancak Prost’u geçmeden önce yarış iptal edildiği için ikinci olarak görünür. Bu kariyerinin henüz altıncı yarışıdır ve yağmur altında ortaya çıkarttığı sürüş için birçok otorite şu açıklamayı yapar: ‘Senna otomobilinden maksimumu elde etti ve bunu yapılabilecek en zor yerde, en zor şartlarda yaptı. Tanık olduğunuz şey bir pilotun inanılmaz dokunuşlarla, cesaretle, incelik ve hassasiyetle ve karar verme yeteneğiyle elde ettiği bir başarıdır.’

Bunlar Senna’yı Senna yapan özelliklerdir ve sezon sonuna kadar iki kürsü daha elde ederek ‘ortada birşey yokken, sonuç alma’ yeteneğini gösterir.

1985’te Lotus’a transfer olduğunda artık büyüklerin arasındadır. Henüz ikinci yarışında Portekiz’de kariyerinin ilk galibiyetini alır ve sezonun son 7 yarışında elde ettiği 1 galibiyet ve 4 kürsü ile şampiyonayı dördüncü olarak noktalar.

1986’da Lotus’la iki galibiyet daha elde ederken, bir sonraki yıl İngiliz takımıyla olan son 2 galibiyetini alır bunlardan ilki Monako’da gelir. Bu sezon aynı zamanda Honda ile de ilk kez çalışmaya başlar. Sezonu üçüncü olarak noktalarken 1988 için McLaren Honda ile anlaşır ve efsanevi kariyerini şekillendirmeye başlar.

Takım arkadaşı zamanın en hızlı isimlerinden olan ‘Profesör’ lakaplı Alain Prost’tur. İkinci yarış olan San Marino GP’sinde McLaren’le ilk zaferini kazanırken sezon içinde bu başarıyı 7 kez daha tekrarlar ve Prost’un önünde şampiyon olur.

1988’de Prost’un Motorsport dergisi için yaptığı açıklamayı dinliyoruz: “Senna beni yenmek değil, yok etmek istiyordu. Takıma geldiği ilk andan beri motivasyonu bu şekildeydi.”

Prost haklıydı, çünkü Senna takım arkadaşlarını düşmanı olarak görür ve onları yenmek için elinden geleni ardına koymazdı. Herşeyden önce ilk takım arkadaşlarını yenmeye odaklanırdı ve Prost bunların en iyisiydi.

Devam edecek...
tümünü gör
ilgili galeri