1 Mayıs efsanevi Ayrton Senna'nın öldüğü gün olduğu için motorsporlarında kara bir leke olarak görünmüştür.

Bugün büyük efsaneyi anmak için sizlerle zamanında Otohaber dergisi için yazdığım bir yazıyı günce olarak paylaşacağım.

Sadece o da değil, bazı farklı bilgiler de Ayrton Senna güncesinde sizlerle olacak...

İlk olarak F1 öncesindeki kariyeriyle başlıyoruz:
1 Mayıs 1994 tarihinde yaşananlar, artık Formula 1’in eskisi gibi olmayacağı anlamına geliyordu. Williams Renault, San Marino GP’sinin 7’inci turunda, Tamburello virajında duvara doğru yönlenirken, direksiyondaki pilot son kez dünyaya bakıyor, çok sevdiği Tanrı’sıyla, en çok kullanmak istediği otomobilin direksiyonunda buluşmaya gidiyordu.

Çarpışma gerçekleştiğinde hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Dünyanın en iyi pilotu, insanların sevgilisi, taraftarların bir numarası artık yoktu.

Williams ise artık Senna’nın hayatına mal olan üretici olarak bilinecek ve o günden sonraki tüm otomobillerinde Senna amblemine yer verecekti. Bu ilginç bir ironiydi çünkü Williams, 1983’te Senna’ya ilk defa bir Formula 1 otomobil kullanma şansı vermişti.

Yani ağzına balı çalmışlardı bir kere. O günden sonra Senna’nın aklında hep bir Formula 1 otomobilinde yarışmak, her zaman bir Williams’ın direksiyonuna geçmek vardı.

Senna yaşasaydı herşey farklı olacaktı, Senna yaşasaydı Michael Schumacher belki de bu kadar dominant olmayacaktı, Senna yaşasaydı bugün 56 yaşında olacaktı. Bu yıl ölümünün 21’inci yıl dönümünde kendisini bir kez daha anarken, aynı anda 56'ncı yaşını da kutluyoruz. Ama her yıl olduğu gibi ölümünün verdiği hüzün ve melankoliyle dolu hepimizin içi.

Peki kimdi Ayrton Senna da Silva ve nasıl bir hayatı vardı? Burada rakamsal istatistiklerdense daha çok neler yapmış olduğuna göz atacağız. İşte Senna ve muhteşem kariyerinden bazı kareler…

Formula 1 öncesi
Senna 1981 yılında yarış kariyerini şekillendirmek için İngiltere’ye gelir. Henüz 21 yaşındadır. İlk olarak Formula Ford 1600 serisinde yarışmaya başlar. Bu kariyerinin ilk tek koltuklu otomobilidir ve henüz ilk yılında 16 yarışın 11’ini kazanırken, birinde elde ettiği dördüncülük hariç diğerlerinde de ikinci olarak sezonu adeta domine eder.

1982’de bu başarısı kendisini Formula Ford 2000 kategorisine taşır. Çok geçmeden burada da şampiyonluğu elde eder. Sezon içinde Zolder’de yapılan bir yarışta kendisini Nelson Piquet’ye tanıştırır ama Piquet, Senna’yı aşağılayarak yanından kovalar. Senna bu olayın üzerine yanındaki mekanikere dönerek şöyle der: “Bu hergeleyi bir gün yeneceğim.”

Söylediği kişi o andaki F1 dünya şampiyonudur, kendisiyse henüz F1 otomobili kullanmamış, kariyerinin başında olan bir isimdir. Bu, Senna’nın karakterinin savaşçı özelliğinin ortaya çıktığı andır.

Yenilgiyi asla kabul etmeyen, kazanmak için herşeyi yapan, kendisine olan inanılmaz güveni ve sarsılmaz azmiyle yoluna çıkan herkesi alta edebileceğini bilen bir yarışçıdır. Bunu ilerleyen zamanlarda diğerleri de görecektir.

1983’te F1’in bir alt kategorisi olan İngiltere Formula 3 şampiyonasına terfi eder. Sezonun ilk yarısını domine ederken Martin Brundle ile ikinci yarıda büyük bir rekabet içine girer ve yine şampiyonluğu kazanır....

Devam edecek...
tümünü gör
ilgili galeri