yirmili yaşlarımın başlarında benim de içinde olduğum durumdur. zamanla trafikte badireler atlattıkça veya kazalara karıştıkça aslında güvende olduğunu sandığın doğal olarak ölümden korkmadığın anın aslında ne kadar tehlikeli olduğunu fark ediyor ve artık aynı durumla tekrar yüzleştiğinde korkmaya başlıyorsun. bunu şu şekilde de örnekleyebilirsiniz, bir iş konusunda çok tecrübesiz kişiler rahat rahat atıp tutarken o işin tillahı olmuş adamlar çok daha mütevazidir zira bir çok durumla yüzleşmiş işin hiç de öyle dışarıdan göründüğü gibi olmadığının bilincine varmıştır. kendi üzerimden örnek verecek olursam avcılar üst geçitten e-5'e katıldığım bir zamanda motoru limitlerinin üstünde yatırdığımda çok da güzel düşüldüğünü öğrenmiş oldum, o gün bugündür virajlarda ezbere değil lastiğin tutuşunu hissede hissede dönüyorum. Diğer bir örneğim arnavutköy yolunda bir tepeyi aşarken yolun diğer tarafını görmememe rağmen hızla gidiyordum ta ki tepenin arkasında sert bir sol dönüş olduğunu görüp aynı zamanda yerde buzlanma olduğundan sağ taraftan şarampole inene kadar. arkasını görmediğim yolda sola viraj var levhasının aslında ne kadar da önemli olduğunu orada anladım. sadece kendi başıma gelen daha onlarca olay sıralarım. yaşım 31, daha çok da genç birisiyim aslında ama 7-8 sene önceki halime göre araç kullanma tarzımın çok daha pasif güvenli sürüşe kaydığını görebiliyorum.
tümünü gör