1994 ile 2000 yılları arasında üretilen alfa romeo'nun alt orta sınıf üç kapılı hatchback modeli. halefi alfa romeo 147'dir ve alfa romeo giulietta'nın atasıdır.

tipo 930a kod adına sahip kasasının dizaynı amerikan tasarımcı chris bangle'a aittir. kasa adından da anlaşılacağı üzere fiat tipo ile aynı platformu paylaşır.

şık görünümünün yanı sıra twin spark teknolojisinin ilk adımlarının atıldığı modeldir. deri kaplı direksiyonu, kısa vites kolu ve recaro spor koltukları ile birçok gencin gönlünü fethetmeyi başarmıştır.

quadrifoglio adı altında yüksek performanslı modelleri de mevcuttur.

alfa romeo 33'ten aldığı bayrağı başarıyla taşımış ve yerini alfa romeo 147'ye bırakmıştır.
146 ile birlikte Alfa'nın en son boxer motor kullanan otomobilidir. Tasarımını ilk gördüğümde yadırgamış olsamda gittikçe hoşuma gitmeye başladı. Sıradan hatchback tasarımlarının aksine shooting brake ve breadvan arasında bir şekle sahiptir (Mini Cooper Clubman gibi yani).

1.7 boxer DOHC motorlusu özgün tasarımı ile bir araya gelince ilk arabam olma ihtimali konusunda aklımı çelmiş durumda, zira malum sitedeki fiyat aralığı hedeflediğim bütçe dilimi içerisinde; Mazda Lantis düşünüyordum ama son birkaç senedir fiyatları çok yükseldi. Öte yandan sorunsuzluk konusundaki Alfa'nın kötü şöhreti düşündürüyor. Arka frenler disk bide...
Tip olarak şahane olan otomobil. Bence sadece döneminin değil, şu anki dönem içinde harika bir tasarım.

Sorunlar illaki olacak, sonuçta bu bir Alfa. Ama en azından temiz bakılmış bir tanesi başa çok daha sorun çıkaracaktır, ayrıca düşünülmesi gereken bir diğer detay zayıf ikinci eli. Zamanı geldiğinde satmak çok zor olabilir.
2.0 Quadrifoglio modeline sahip olduğum ve her kullandığımda tekrar aşık olduğum araba. Ancak birçok güzel özelliğinin dışında birkaç tane de kötü özelliği var.

Motor... 2 litre, 6500'de 150 beygir veriyor ve 7200'e kadar dönüyor. Açık hava filtresi olmamasına rağmen müthiş bir emiş sesine sahip. Kat iptali yaptırmayı düşünüyorum ama orjinal hali bile oldukça havaya sokuyor. Bu motora verdiğiniz komutlarsa über gergin gaz teliyle iletiliyor. Gazlarken çok büyük haz veriyor ama trafikte 1-2. vites giderken sağ ayağınızı mikron mikron hareket ettirmeniz lazım, aksi takdirde yolculuklar ''biraz'' sarsıntılı geçiyor. Yakıt tüketimiyse deponun 60litre olmasından dolayı az gibi düşündürüyor ama pompa başında 'vay babayın kemiğine' dedirtiyor. Direk olay abi 290liraya depo mu dolar? Hayır asıl üzüldüğüm 20 lira atınca ibre kımıldamıyor tribe giriyorum acaba pompacı benzin koymadı mı diye.

Şanzıman oranlarıysa 3 hariç kısa. Neden 3 hariç, 3'e atınca duvara çarpmış gibi hissettiriyor. Bu aslında birazda benim arabaya kıyamayıp devir dönmemem ve 3'e attığımda güç bandının düşük olduğu yere denk gelmemden kaynaklanıyor (vtec altı 'swh'). Yinede daha kısa olabilirdi.

Başka bir özelliği ise Q olduğu için alçak ve sertiz. Köpek gibi tutuyoruz, ön kule gergimiz de sağolsun tepkilerimiz çok net ama bozuk yollarda kabusa dönüşüyor. Geçen hafta gözümden yaş geldi yemin ediyorum, içim gitti, yapmamam gerek dedim ama eve gitmek zorundaydım. Deri koltuklardan, yürüyenden, plastiklerden, her yerden ses geliyordu. Kısacası etap sevdalısı ben, bozuk yollara tövbe ettim. Belki o kadar vahim değildir bilmiyorum ama leylek speckullanmaya o kadar alışmışım ki işkence gibi geliyor bozuk yollar.

Tutuyor demişken, okuduğuma göre boxer motorlular ts'lerden çok daha iyi tutuyormuş. Kullanmadığım için kıyaslayamam ama Quadrifoglio'yu birde benden dinleyin. Öncelikle beni oldukça şaşırttı. Ben daha çok fransızlar gibi her liftoff'a selamünaleyküm diyen hiperaktif bir kıç beklerken oldukça olgun ve herşeyi sürücünün istediği gibi yapan bir araba çıktı. İletişimi süper, nefis bir şasisi var, yaptığı herşey olmasını istediğiniz gibi. Biraz gövde salınımımız var ama eğlenceyi kaçırmıyor çünkü kullanırken kendinizden geçiyorsunuz. Ama bu zevke yükseklerden nail oluyorsunuz sebebine gelince koltuk en alçaktayken bile yükseksiniz. Arabanın içine gömülmeyi sevenler pek hoşlanmayabilir.

Direksiyon turu oldukça az ve keskin, Alfacı ustaların 'Quick Rack' dedikleri bir sistem. Garavel usta gibi ''hop burdayım'' diyebiliyorsunuz (tamam da neden ordasın?). Ama tam da bu yüzden dönüş çapı 11m civarında ve şehir içinde ''otobüs mü kullanıyoruz amk'' dedirtiyor.

Birde parça fiyatları kısmı varki en şenlikli kısım. Diğer markalara göre fiyatlar daha pahalı termostat 170tl mesela. Ama Twinspark motor 300bine yaklaşmasına rağmen hala daha 0-100'ü 8.5-9sn civarlarında. Alfistalar genelde arabalarına iyi bakan titiz adamlar oluyor. Bilinçli birisi tarafından kullanılmış bir Alfa kesinlikle üzmeyecektir diye düşünüyorum.

Gelecek zamanda daha editlerim bu postu, o zamana kadar hatunla biraz vakit geçireyim ;)
Zamanında araştırdığım ancak almadığım arabadır. Bu araştırmalarım sonucu boxer motor ne kadar hisli ve zevkli olsa da sorun çıkarmaya yatkın olduğuydu o yüzden twinspark motoru tavsiye ediliyordu. Ancak modern klasik Alfa almayı düşünen petrolheadlere tavsiyem kesinlikle Alfa 75 almaları olurdu. 2.0 twinspark 150 beygir, önden motor arkadan şanzıman, arkadan itiş, 1100 kilo civarı ağırlık ve standart lsd şanzımanla geleceğin aranan klasiği olacaktır hatta Avrupada olmuştur bile.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri