Kabul etmek hoşuma gitmesede doğruluk payı olan sav. İlk entryde anlatılanlara katılıyorum lakin eksikliler mevcut. Aşama aşama bu konuya açıklık getirmek istiyorum.

İlk olarak sürtünme kuvvetinden bahsedelim. Bu kuvvet insanoğlunun icat ettiği tüm vasıtalar için engelleyici, kısıtlayıcı bir unsurdur. Biri hariç: kara vasıtaları. İster uçak tasarlayın, ister gemi, isterseniz uzay mekiği... Hepsinde sürtünmeyi minimuma indirgeyip momentumdan maksimum faydalanmayı amaçlarsınız, aerodinami bilimi bunun için var. Fakat kara taşıtlarında sahip olduğunuz gücü harekete çevirmenin yolu sürtünme kuvveti ile birlikte çalışmaktan geçer. Yani bir hovercraft yada maglev tren kullanmıyorsanız taşıtı hareket ettirebilmek ve kontrol edebilmek için kara ile temasınızı kesmemeniz gerekir.

Diğer bir husus ise momentum, eylemsizlik. Kütlenin hız ile çarpımı momentum değerini verir, kütlenin ivme ile çarpımı ise kuvvet değerini verir. Şimdi bunu niye anlattım; Newton'un 1. yasası gereğince maddeler eylemsizliklerini koruma yönelimindedirler. Duran cisim durmaya, hıza sahip olan cisim hızını korumaya çalışır. İşte bu kararlığın ölçülebilir değeri momentumdur, hız ve kütle ile doğru orantılıdır. Bu kararlığı bozmak için yapabileceğiniz tek şey kuvvet uygulamaktır, kuvvet kütle ve ivme ile doğru orantılıdır.

En önemli husus ise kütle çekim kanunu ve merkezkaç kuvvetidir. Bu kanun gereğince iki cisim kütleleri oranında birbirine çekim kuvveti uygular. Merkezkaç kuvveti ise hareketli cismin sahip olduğu moment sayesinde çekim kuvvetine zıt yönlü oluşan kuvvettir. Bir ipin ucuna ağırlık bağlayıp havada dairesel çevirin; dönen cismin dışarı gitme isteği merkezkaç kuvveti, ipin bu güce karşılık uyguladığı direnç çekim kuvvetidir. kuvvetler arasında denge yoksa ilişki bozulur, ya ip kopar yada momentum yetersiz geldiği için dönme eylemi sona erer. Uzay içindeki cisimlerle daha da örneklemek isterdim ama gereksiz uzadı zaten yazı. Buradan çıkan sonuç ise dünyada görebileceğiniz en büyük çekim kuvveti "yerçekimi"dir.

Bu üç paragraftan çıkan temel bilgilerle konumuza dönecek olursak; Arabanızın yolu tutmasını istiyorsanız temas ettiğiniz yüzeyle en iyi sürtünme değerine sahip olup uyguladığınız kuvveti kaybını minimumda tutarak harekete dönüştürmeniz gerekir. Bunun iki yolu var: Ya sürtünen yüzeylerin direncini arttırırsınız ya da yüzeylere uyguladığınız kuvveti arttırırsınız. Yani yüzeye tutunmak istiyorsanız uygulanan dik kuvveti yüksek olmalıdır.

Buraya kadar tamam. "Peki tutunmayı sağlayacak kuvveti nereden sağlayacağız" diye sorarsak? Bunun da iki yolu var: ya aerodinami biliminden faydalanıp hareket halindeki aracın üzerinden geçen havanın oluşturduğu bastırma kuvvetini kullanacağız ya da yerçekimi nimetinin aracın kütlesine olan çekme kuvvetini diğer bir değişle "ağırlığını" kullanağız. En başa dönersek; "ağır araba iyi yol tutar" savı anlattıklarım doğrultusunda nispeten doğrudur. İnsanlarımızın günlük hayatta karşılaştığı sorunlar
--- spoiler ---
kış aylarında önden çeker torosun kaputuna oturarak ya da şahinin bagajına oturarak tutunmayı arttırmaya çalışması
bayır çıkmak için ağırlık dağılımını çekişin olduğu tekerleklere yönlendirerek geri geri veya normal ileri sürmeye çalışması vs. gibi
--- spoiler ---
karşısında edindikleri tecrübeler bu savın farkında olmadan da olsalar doğruluğunu destekler.

Ayrıca ikinci entryde bahsedilen "güven" meselesi de 2. paragrafta anladığım durumdan dolayı doğrudur. Eylemsizlik eğilimi doğrultusunda aracın momentumu sürüşün stabilliğine doğrudan etki eder. Momentumun yükselmesi ile atikliği azaltır ama stabilitesi artar. Emin olun Alman otobanlarında 300 km üstü hızlarda seyir halindeyken Brabus modifiyeli bir S serisini modifiye geçirmiş bir Caterham'a tercih edersiniz. Bıraktım Caterham'ı, F1 bile kullansanız affedersiniz vücudunuzda ter akmayan yer kalmaz.

Yukarıda bahsedilen yol tutuş faktörlerinden farklı olarak aracın "ağırlığı" hızdan bağımsız bir faktördür. Yani yavaşta gitseniz hızlı da gitseniz ağırlığınızın size vereceği tutunma sabittir. Bunun yanında merkezkaç kuvveti gibi zıt kuvvetler ağırlıktan kazandığınız tutuşun momentumla geri alınılıp hatta aksi yönde artarak tutunmanın ortadan kalkmasına da sebep olabilir . Bunun için tutunmada salt ağırlıktan faydalanmak yerine ağırlık dağılımını doğru düzenlemek esastır.
tümünü gör
ilgili galeri