ya delidir, ya çok zengindir ya da henüz kendini hazır hissetmiyordur.

güncel benzin fiyatları, köprü geçiş ücretleri ve inanılmaz istanbul trafiğine rağmen hala motosiklete binmeyen kişilere gerçekten çok şaşırıyorum.

deli olanları geçtim, zevk alıyor bile olabilirler.

zenginsen de motora binmelisin, zaman senin için nakit demek zaten ne işin var trafikte?

kendini hazır hissetmeyenler için; 2 yılda toplam 27.000 kilometre motosiklet kullandım ki daha önce hiç binmemiştim. ne düştüm, ne tehlikeye girdim. dikkatli olduktan ve kurallara uyduktan sonra başınıza bir şey gelmesi çok kolay değil.
Bir motosiklet sürücü olarak çokta yadırgamadığım kişidir. Motorun sol şeritte gidemeyeceğini, duran trafikte aralarda geçemeyeceğini düşünen gerizekalıları, racing bir motorun mutlaka kendileriyle yarışması gerektiğini düşünen, eğer yarışmıyorsa her türlü taciz hakkını kendine mübah gören apaçileri, sırf kıskandığı için hiç bir nedeni yokken motoru ittirip düşüren ruh hastalarını barındıran. Trafik polisinin fabrika çıkışı stock egzoza ceza yazdığı, kaza yapmış bir kurye gördüğünde iyi olmuş diyebilen gerçekten kötü kalpli ve kıskanç insanların kol gezdiği bir ülkede motora binmek ve hayatta kalmak tamamen şans işi. Barkın Bayoğlu gibi bir adamın otobanın orta yerinde bir yaya çarpıp hayatını kaybetmiş olması bile aslında her şeyin özeti gibi
muhtemelen ya yolcu olarak hiç binmemiştir, ya da bisiklet süremediği için haliyle motosiklet de kullanamıyordur.

farklı düşünelim.
O kişi benimdir.

Bir kaç kez motosiklet yolculuğunda bulundum ama bana güvenli gelmedi hiç ilgimide çekmedi. Ne deliyim ne çok zenginim ne de hazır hissedeceğim bir durum var.

Bu şey olmuş demek benim görüşümde değilsin? Tü pis terörist seniii.
1 senedir 8.000 km yol yapmış biri olarak diyorum ki;
Sensiz geçen yılların...
Kullanmanın da kullanmamanın da mantıklı yönleri var dediğim durumdur. Bahsedilmiş ama kısaca özetlersek, daha düşük işletme maaliyetleri, park alanı sıkıntısı olmaması, yakıt tüketimine artısı ile motosiklet güzel bir araç. Bugün ortalama Çin'de %25 motosiklet kullanımını görüyoruz( Number of motorcycles per 100 urban households in China from 1995 to 2016. Bu sayı bu kadar fazla olmasaydı Çin trafiği durumları daha vahim olabilirdi. Trafiğe takılmamak konusu biraz daha karışık. Filtreleme yapmak, orijinal deyimiyle filtering, bazı coğrafyalarda serbest iken bazılarında yasak. Biz yasak olan grubun içerisindeyiz. O nedenle araba gibi gitmesi gerekir motorların. Ülkemize bakıldığı zaman bu durum pratikte pek mümkün olmuyor. Trafikte otomobil gibi beklenildiği takdirde kabak lastikli bir şahin sizi iki araç arasında tost yapabilir. Bu gibi durumlar izah edildiğinde, ''Yok arkadan araba çarparmış, yok motor sıcakmış, bahane bunlar'' diyen ya da bu gibi yorumları yapan adamların sosyal medyanın hemen hemen tüm yerinde en çok beğenilen yorumların arasında olduğunu görüyoruz. Ömründe motorun üstüne geçmemiş adamlar bu kadar kolay bir şekilde yargılayabiliyor ve tüm motorcuları ''serseri'' olarak görebiliyor. Bu ön yargıların içinde motosiklete başlamaya tereddüt eden insanı anlayabilirim ve haksız sayılmazlar da. Otomobil üzerinde bile bin bir türlü badireler atlattığımız Türkiye trafik ortamında motosiklete başlamaktan korkan da anlaşılabilir. Dahası şu konu da var, motosikletler otomobillere göre daha tehlikelidir, aksini iddia etmek zor. Kask vb. ekipmanlar bizi düz zeminlerde korusa da, jilet gibi orta refüjler, direkler, levhalar, gibi başka cisimlerin varlığı ekipman falan anlamıyor, kötü ölümlere şahit oluyoruz. Motosiklete başlamak için çok çok önemli sebepler olsa da, ülkemizde motosiklete başlamaktan çekinen insanların da önemli sebepleri var ve hoş görülmesi gerekir diye düşünüyorum.
Otomobilci adam otomobil kullanır diyerek işin içinden çıktığım önermedir.
Evet benim.

Korkuyorum ne yapayım, arabayla bile ne işkenceler çekiyoruz her gün defalarca kaza tehlikesi atlatıyoruz. Bende yıllardır motor almak isteyen biriyim, her tehlikeye düşüşümde ya motorun üstünde olsaydım diye düşünmeden edemiyorum. Dizel arabaya binmiyorum işe gidip geleyim diye aldığım araba bile benzinli baya ekonomikliğe uzak bir arabam var her gün o iğrenç trafiği (Erenköy-Maslak AOS) o arabayla çekiyorum ki kendisini çok severim yaksın nomissiz ne yapalım.

Öte yandan benim için hiçte ekonomik olmaz bu durum çünkü arabamı satmadan alırım eğer alırsam. E ne anladım bu işten o zaman. Benim haftaiçi 4 günüm İstanbulda geçiyor, geriye kalan günler iş için başka şehirde hatta gayette güzel bir ilçede oluyorum merkeze uzak mis gibi. Orada çoğu insan motora biniyor, insanlar motora çok alışkın ve dikkatli fakat ne trafik var ne de mesafeler çok uzak kısacası orada zaten araba sorun teşkil etmiyor benim için.

Arabayı satıp sadece motora binsem bittiğimin resmidir, perşembe gecesi İstanbuldan ayrılıp şehir dışına 300 km yol gidiyorum ve bunun aman kar yağıyor aman yağmur var aman çok soğuk gitmeyeyim diye bir mazereti olamaz gitmem şart. Birde arabaya bile şerit değiştirten rüzgarlara maruz kaldığım o yolda mümkün değil motorla gidebilmem.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri