Başlangıç olarak dış görünüşüne bahsedersek bir kere araba çok şık. Ön tarafta ince tasarımlı bir krom kaplama çıta, ortasında orta büyüklükte bir marka logosu ve üç boyutlu dokuya sahip ızgarası (ki bu doku içinde Opel Monza Concept'e gönderme var) birbiriyle uyumlu ve premium hava veren bir görünüşe sahip. Sis farkının altına gelen tampon çıkıntısı ön görüntüsüne bir canlılık veriyor. Farlar ise bana göre aracın en güzel kısmı (krom çıta far içinde devam ediyor). Araçta bulunan IntelliLux Led farlar dynamic paketle opsiyon (5000 tl) excellence paketle standart gelen bir donanım ve aydınlatma performansı çok başarılı. Kısa farda mercek içinden xenon ile aydınlatırken uzun farda krom çıtaların dibinde bulunan led kümesi aktif oluyor. Karşıdan gelen araç sürücüsünü rahatsız etmeyecek şekilde açılıp kapanan bu sistemi test sürüşü sırasında pek denemedik. Profilden baktığınızda dalgalı çizgiler metalik boya ile birlikte kaputtaki ütü izleri ile birleşince hem güçlü hem de estetik bir hava veriyor. C sütununu aşıp arka cama kadar uzanan krom çıta da prestiji arttıran bir detay. Laf C sütununa gelmişken tasarımından da söz etmek lazım: son yılların popüler tasarım detaylarından olan yüzen çatı etkisi (bkz: Floating roof design) yaratmak için piano black renkte tasarlanan C sütunu bence daha güzel tasarlanmalıydı. Sanki Hoffmeister kink isteyen bir tasarımcı ile tam anlaşılamayınca ikisinin ortası bişey olsun demişler. Pek doğru benzetme olmayabilir ama yakından inceleyince ortasından sıkılmış diş macununu anımsattı bana. Arka tarafa geçtiğinizde tırnak işareti formundaki stoplarını ve içbükey kavisli bagaj kapağı öne çıkan tasarım detayları. Yine orta büyüklükteki marka amblemi kaporta yüzeyinden yükseltilerek üçboyutlu bir öge haline gelmiş. Bu krom amblem bagaj düğmesini de üzerinde bulunduruyor ve insanda dokunarak hissetme isteği uyandırıyor.

Özet geçeyim: bu otomobilin dış tasarımı ister baz ister full donanım olsun şirket aracı olamayacak kadar güzel. Enjoy donanımda bile led gündüz aydınlatmalı mercekli far tasarıma sahip ve IntelliLux kadar güzel görünüyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse Golf'ün baz donanım ve full donanım arasında dağ kadar kalite hissi değişiyor fakat buna rağmen en donanımlı halde bile hala kiralık araç imajından muzdarip. Astra ise A serisine yakın bir ihtişama sahip (A serisinden yıldızı çıkarın geriye ne kalır ki).

İç tasarıma gelince bir önceki nesile göre daha sade ve daha göze hoş gelen bir düzene sahip. Dashboard boydan boya piano black malzeme ile kaplanmış dolayısıyla temizken hoş ama çabuk kirlendiği için gün geçtikçe can sıkacak bir durum söz konusu. Direksiyon simidi ince detaylarla işciliği yüksek hissettiriyor. Avrupa'da sadece belli ülkelerde sunulan Opel OnStar sistemi malesef ülkemizde sunulmuyor (7 mobil cihaza kadar entegrasyon imkanı sağlayan, Wifi'den kaza anında en kısa sürede yol destek ekibinden yardım çağırmaya kadar kapsamlı bir paket). Kış paketleri ile gelen ısıtma sistemleri özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaşayanların mutlaka düşünmesi gereken bir opsiyon (dizel otomobillerin ısınma problemini sabah buz gibi direksiyonu tutan bilir). Arka koltuk ısıtması bu sınıfta başka hiçbirinde olmayan bir seçenek. Genel olarak malzeme kalitesi sınıf standartlarının bi tık üzeri desek yanlış olmaz. Cep sayısı biraz azaltılmış ama bir Astra H'daki kadar sorun değil. İç hacim ise küçülen boyutlara rağmen çok başarılı (5cm uzunluk 2cm aks mesafesi ve 0.5 cm genişlik tasarrufu 200kg'lık ağırlığın atılmasında çok etkili). Arkada otururken her zaman ön koltukla en az 5cm'lik diz mesafe vardı ve arkada 3 kişi yeterince rahat oturabilir. Burda eleştirilebilecek konular arka kol dayanağının iptal edilmiş olması ve arka koltuklar için havalandırma kanalı olmaması (ki klimanın test boyunca çok da iyi çalışmadığını gördük test aracına özgü olabilir). Ses yalıtımı da iyi. Bagaj hacmi de öncüsü gibi 370 litre.

Sürüş ve performans konusunda benim diyebileceğim çok birşey yok uzmanlar yeterince yazmış; yolu neredeyse bir Ford kadar iyi tutuyor, direksiyon hissi içinde aynı şey geçerli. Arka süspansiyonlar dirensiyondaki sürücü ne kadar sınırları zorlasa da arka koltuktakilerin tedirginliğini azaltıyor. Darbe emişi de fena değil. Ama öncüsünde bulunan flexride şasi ayarlarını ve gaz tepkisini hassaslaştıracak sport tuşunu gözlerimiz aradı. Şanzıman ise bir İstanbul'lunun ihtiyaç duyduğu bütün konforu sunuyor. Tork konvertörlü olduğunu göz önüne aldığınızda spor sürüş severlerin manuel şanzımana yönelmesi daha mantıklı bir karar olur.

Sonuç olarak eleştirildiği konularda dersini çalışıp gelmiş bir otomobil olan astra Avrupa'da yılın otomobili olarak rüştünü ispatladı, Türkiye'deki yarışmada da aynı başarıyı yakalayabilir. İlle de Alman olsun diyenlerdenseniz bu da Alman o da Alman. Üstelik daha dinamik...
tümünü gör
ilgili galeri