"Telefonların koruyucu kapları var, neden otomobillerin olmasın?"
Mark Lloyd, C4 Cactus Tasarımcısı

Arabalı sözlük ilk kurulduğundan bu yana yazdığımız her yazının her bilginin amacı gerçekler doğrultusunda şekillensin istedik. Okuduğunuz dergilerden, takip ettiğiniz dijital platformlardan her daim farklı bir şekilde yazdık çizdik ilerledik. O yüzden 4 günlük test konuğum olan Citroen Cactus hakkında her daim okuduğunuz türden şeyler yazmaktan ziyade daha çok başlıklar altında yaşadıklarımı ve yaşattıklarını yazacağım. Yani basın bültenleri gibi yazılan test yazılarından ben de sıkıldım.

Test konuğu; 1.6 e-HDi 92 HP ETG6 S&S SHINE

Pf1 platformunda üretilen Cactus B ve C segmentinin ortasında yer alan bir crossover. Rakipleri kim derseniz, Nissan Juke, Renault Captur, Peugeot 2008. Yani aslında adı c4 olsa da c3 platformunda üretilen bir otomobil.

Tasarım;
Tasarımı konusunda ağır eleştiriler alan Cactus’ü teste aldığım anda bu eleştirilerin ne kadar yersiz olduğu kanısına vardım. Tabii ki gelen araçta turkuaza yakın bir renk vardı. Cactus’e en çok yakışan renk olduğunu belirteyim. Airbump’ları ve yer yer kullanılan farklı tasarım detayları aracı resmen el bombası gibi gösteriyor. Arka tarafta karartılmış aynalar, cam tavan ve C sütununa doğru giden siyah detaylar aracı gerçekten sportif göstermeyi de başarıyor. Hele parlak siyah tavan barları ilkel duygularınızı kabartıyor. Trafikte farklı bir otomobil kullanıyor olmak çok güzel. Tasarımı neticesi ile tamamen ilgi odağı olan bir otomobil. Tabii ilgi odağı olmasının en büyük sebebi de rengi. Bu 4 gün içerisinde tanımadığım onlarca insan yanıma gelip otomobil hakkında sorular sormaya başladı. Arabayı yıkattığım yerde amcalar ne şirin arabaymış bu bizim hanıma da böyle bir şey lazım diye incelemeye başladı. Sosyallik namına hiçbir şeyleri kalmayan çocuklar bu arabayı gördüğünde yanıma gelmeye başladı. En az 3-4 küçük çocuk ailesine ısrar ederek arabamla gezmek istedi. Hatta e5’de hareket halindeyken camı açıp aracın çok tatlı göründüğünü söyleyenler bile oldu. Ben de bu kadar ilgi odağı olacağını ön yargılardan dolayı asla beklemiyordum.


Kabin;
Kabine geldiğinizde mutlaka farklı şeylerle karşılaşacağınızı biliyorsunuz. Bu segmentte kalitesiz detaylar görmeye alışkın olduğumuz içindir sanırım cactus’ün dashboardu gayet yeterli kaliteye sahipti. Kapı üstlerindeki malzeme hariç, kabin tamamen evinizin salonu gibi. Buna en büyük etken tabii ki kol dayamayı kaldırdığınızda ön koltukların tamamen bir kanepe şeklini alması. Aynı zamanda diğer otomobiller gibi sırf yanal destek kasarak konforsuz koltuklar yapmaktansa yine yanal destekler kullanılarak tamamen kanepe gibi koltuklar yapmışlar. Açıkçası bu koltuklar benim çok hoşuma gitti. Sürüş karakteri olarak çok da gençlere hitap eden bir otomobil olmadığı için test süresince birkaç defa da anneme ve babama kullandırıp yaş itibari ile onların da görüşlerini aldım. Kabinde neredeyse hoşlarına gitmeyen çok az detay vardı. Özellikle koltuklar ikisinin de çok hoşuna gitti. Spor arabama bindiklerinde dapdar ve yanal destekler had safhada olan koltuklardan sıkıldıkları çok belliydi :)

Konsolda gayet kaliteli ve yumuşak bir malzeme kullanılmış. Aynı zamanda salon gibi hissetmenizin bir diğer nedeni konsol önünüzde tamamen düz bir masa şeklinde duruyor ve ne isterseniz oraya da koyabiliyorsunuz. Direksiyon simidi ne çok büyük ne çok küçük, tam kıvamında ve derinlik ayarı olmamasına rağmen direkt olarak en uygun pozisyonu sunacak şekilde ayarlanmış. Torpido fotoğraflarda da gördüğünüz gibi tamamen bir çanta gibi ve kullanışlılığı ile kendine hayran bırakıyor. Son zamanlarda gördüğüm en kullanışlı torpido. torpido görseli Tek eksik yanı içinde aydınlatması yok. Tabii ki torpidonun bu halinden dolayı yolcu hava yastığı yukarı, tavana konumlandırılmış.

Ağır eleştiriler alan bir diğer detayı ise düğmeli vites düzeniydi. vites görseli Ama inanır mısınız madem otomatik araba kullanıyorsunuz tuşlunun zevki çok ayrı oluyormuş. Alışmanız ise ortalama 1-2 saat sürüyor. Özellikle kadınların en çok beğendiği bu detay biz erkeklerin en nefret ettiği detay olmuştur. Bizler bir el vites topuzunda gitmeye alışık olduğumuz için orada düğme görünce hayal kırıklığına uğruyoruz. Vites düğmelerinin üstünde telefonunuzu veya başka ufak eşyalarınızı koyacağınız bir katman bulunuyor. Yine düğmelerin altında bir adet bardaklık ve arkasında da eşya gözü bulunuyor.

görsel

Kapı içlerindeki cepler de gayet yeterli geldi bana. 2-3 su şişesi ve çoğu ekipmanımı barındırabiliyor. Ayrıca çanta görünümlü kapı tutamaçları oldukça farklı ve şık duruyor. En sevdiğim detaylar arasında yerini alabilir. görsel
görsel2
Ortada yer alan 7 inçlik ekran otomobilin bütün işlemlerini üstlenmiş durumda. Yani multimedya, klima vs gibi her işlemi ekrandan hallediyorsunuz. Görüntü kalitesi yeterli seviyede olan ekrana güneş vursa dahi hiçbir şekilde parlama yapmıyor ve anlaşılırlığını yitirmiyor. Ben bunu Peugeot 308’de de belirtmiştim. Klima kumandalarının ayrı konumlandırılmaması ve sadece ekrana tabii tutulması ergonomi hatası olarak geliyor bana. En azından derecelendirmesi, açma ve kapama tuşları ayrı olarak konumlandırılmalı diye düşünüyorum. Ergonomi her zaman alışkanlıkla da alakalı bir şeydir tabii ki. Her şeyi dokunmatik ekrandan yönetmeye alışmam biraz uzun sürdü. Onun dışında işletim sistemi ve kullanışlılığında hiçbir sıkıntı yaşamadım. Multimedya, bluetooth gibi çoğu işlevi rahatlıkla kullandım. Zaten bunlar için dokunmatik ekrana uzanmanıza gerek kalmayacak şekilde direksiyon üzerinde multimedya tuşları bulunuyor.
ekran görselleri

Km göstergesi tamamen dijital bir ekrandan oluşuyor ve hız, yakıt durumu, vites dışındaki ayrıntı ve bilgileri göstermiyor. Ekranın sol tarafı ise cruise controle ayrılmış. Direksiyonu hangi konuma alırsanız alın görünürlüğü her daim açık kalıyor. Burada tek eksik devir göstergesi oluyor. Yani paddle shiftler bulunduğu için ve robotize şanzımanın dilinden anlamaya başladığınız zaman size vites değiştirme imkanı sunan sistemin bir devir göstergesi olsun isterdim. Onun dışında hararet göstergesi de bulunmuyor ama hararet çıktığı an bir uyarı geliyor.

Arka koltuklara geldiğimizde ben 1.85’im ve sürüş pozisyonumu ayarladığımda arkada diz mesafesinde de baş mesafesinde de sıkıntı yaşamadım. Cam tavanın yardımı ile arkada ferah bir hava hakim olabiliyor ama bahsettiğim şekilde ön koltuklar biraz yapılı olduğu için arka taraf kendini coupe bir arabada hissedebiliyor. Arkada coupe araçta hissetmenin bir diğer detayı ise arka camların açılamıyor olması. Sadece kelebek olarak açılıyor. Ben arkada seyahat etmesem de arkada seyahat edenlerin fikri genel olarak keşke camlar açılıyor olsaydı oldu. Onun dışında hiçbir şekilde dar veya bunaltıcı bir şey yaşanmadı. Bu arada kelebek camların dışarıdan mükemmel göründüğünü ve aracın tasarımına katkıda bulunduğunu belirteyim. görsel


358 litrelik bagaj hacmi gayet yeterli. Stepne kullanılmayışı ve yükleme ağzının da tasarıma kurban gitmeyişi ile bagaj yükleme eşiği de yükleme genişliği de gayet yeterli seviyede. Zaten aile büyüklerini en çok mest eden ise bagajın büyüklüğü ve kullanışlılığı oldu. Arka koltuklar asimetrik olarak değil de tek parça halinde açıldığında ise, bagaj ile birleşmesi çok büyük bir boş alan oluşturuyor. Kampa falan giderseniz eğer çadıra gerek duymadan, cam tavanın da ferahlığı ile bu şekilde bagajda uyuyabilirsiniz :)
bagaj görsel


Yan dikiz aynalar dışarıdan küçük görünse de, içeride sürücü için çok güzel bir görüş alanı sunuyor. balık gözü gibi bulunan 2. açıyı sunmuyor ama ayna tamamen bütün kör noktanıza kadar görüş açısı ve netlik sunuyor.

Sürüş karakteri;
Evet gelelim cactus’ün sürüşüne, süspansiyonlarına, şanzımanına ve motoruna. Araçta belirttiğimiz üzere otomatikleştirilmiş manuel dediğimiz robotize şanzıman bulunuyor. Sürüşte ilk bahsedilmesi gereken etken de şanzıman olduğunu düşünüyorum. Bazı kaynaklar araç hakkında motor & şanzıman uyumsuzluğu yazıyor ama arabada motor şanzıman uyumsuzluğu diye bir şey yok. Robotize şanzımanın nasıl kullanılması gerektiğini bilmeyen bünyeler var. Öncelikle keyifli ve sarsıntısız sürüşler yapmak için, ıslak kavramalı, çift debriyajlı falan gibi otomatik vites alışkanlıklarınızı ve bilginizi bir köşeye bırakmanız gerekiyor. Kısa süre içerisinde robotize şanzımanı nasıl kullanmanız gerektiğini ve ne tür tepkiler verdiğini öğrenmeniz gerek. Daha önce dsg vs gibi bir çok otomatik vites araba kullanmış olsam da bir robotize şanzıman ile ilk kez bu kadar uzun zaman geçirdim. Alışıp işi çözmem ise 1-2 saatimi aldı. Sonrasında sarsıntılar gayet azaldı ve şehir içinde de konfor artmaya başladı. Tamam diğerleriyle zaten kıyaslanamaz ama sırf robotize olduğu için de aracı affedersiniz hoyrat kullanmanın hiçbir anlamı yok. Diğer otomatik viteslerde yaşanan sorunlar, servis bedelleri, açılan belalar herkes tarafından biliniyor. Robotize de ise tek sorun zamanı geldiği zaman baskı-balata değiştirmek. Çünkü içeride bir debriyaj hala var. Her şeyi gerektiği gibi üretim amacına uygun kullanmak en doğru olanı. Citroen bunu alın da gidin ışıkta hot hatch’lere dalaşın diye satmıyor zaten. Sadece yokuş yukarı olduğunda birazcık kafası karışıyor ve vites atmayı geciktiriyor. Sakin kullanımda alışırsanız eğer robotizenin neler yapabileceğini anlıyorsunuz ve vites değiştirmesine yakın ya çok gaz vermiyorsunuz ya da çok dengeli gaz veriyorsunuz. Bunu yaptığınız takdirde şehir içinde bir öne bir arkaya selam verdirecek bir sarsıntı yaşatmıyor. Düşük hızlarda konfor da yeterli seviyede kabine yansıyor. Motorun dizel olmasından mütevellit 230 nm’lik tork değeri ise robotize şanzımana rağmen ayaklarınızın altında hazır bekliyor. Tahmin ettiğim gibi çok büyük bir turbo kullanılmamasından dolayı turbonun dolması çok fazla gecikmiyor. Eğer şanzımanın da yürümesine alışırsanız ayağınızın altındaki tork değeri ile istediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz. Şanzımanın bir kötü yanı, lift off’a bırakmak istediğiniz zamanı çok iyi ayarlamanız gerekmesi. Yani siz lift off yapmadan önce kendisi gaz keserse hevesiniz kursağınızda kalıyor. Tamam bu otomobil annelerinize, babalarınıza veya kadınlara hitap ediyor olabilir ama bu genç birinin annesinin arabasıyla arka yolda eğlenemeyeceği anlamına gelmiyor. Şanzımanı çözdükten sonra virajlarda lift off’a bıraktığınız anda çok dengeli bir şekilde arkası geliyor. Aynı zamanda bir nebze de olsa sol ayak freni yapmanıza izin veren Cactus, sol ayak freni sayesinde öne yığılan ağırlık ile öndeki tutuşu artırarak aracın önünü rahatlıkla viraj içine sokmanızı daha da kolaylaştırıyor. Gergin denecek süspansiyonlar sayesinde de virajlarda aman aman body roll’ler yaşamıyorsunuz. Hatta çoğu zaman yaşamıyorsunuz. İlk etapta kafadan açmaya meyilli yapısı doğru hamlelerde arkasını getirerek eğlenmenize imkan sunuyor. Esp ancak 50 km hıza kadar devre dışı bırakılabiliyor ama daha düşük hızlarda da müdahale edeceği bir duruma girişirseniz müdahale etmekten çekinmiyor. Diğer esp’ler gibi bunu gürültü ve ilginç sesler eşliğinde yapmıyor sadece. Hatta esp tuttuğu zaman hiçbir ses duymuyorsunuz. Deli gibi fren uygulayarak saçma sapan bir duruma sokmuyor sizi. Sadece sizi şeride sokarak yola devam etmenizi sağlıyor. Belirttiğim gibi aracın arkası hafif olduğu için ve torsiyon çubuğunun da sayesinde aracın arkası ile oynamak çok kolaylaşıyor. Apaçi gibi el freni çekin demiyorum ama lift off’da sizi tatmin edecek eğlenceyi sunuyor.

Direksiyon elektrik destekli ve çoğu zaman sertleşiyor. Park manevralarında kaymak gibi olan direksiyon yüksek hızlarda ve ani hızlanmalarda oldukça sertleşiyor. Şehir içinde ise hareket halindeyken de sertleşen direksiyonun bir artısı eğer ani hızlanmalar isterseniz, şanzımanında müsaade ettiği çerçeveler içerisindeki hızlanmalarda torque steering’in önüne oldukça fazla geçmek. Yani ani hızlanmalarda direksiyon alıp başını ne yapacağını şaşırmıyor. Dengeli bir şekilde sertleşerek bu olayın önüne geçiyor.

Süspansiyon sertlikten ziyade birazcık da çalışma aralığı kısa kalıyor. Yani ilk engelde güzel çalışan süspansiyon kısa bir süre sonra tekrar gelen engele kadar kendini toparlayamıyor ve art arda gelen bozukluklar ve tümsekler rahatsızlık vermeye başlıyor. Virajlarda ise süspansiyonların gerginliği bir nebze olsun artı sağlıyor. Sesini size oldukça fazla duyuran süspansiyon, arka taraftaki torsiyon ile birlikte birkaç süspansiyon senfonisi de dinletmekten geri kalmıyor. Yüksek hızlarda ise çok güvensizlik yaşatmayan yol tutuşu ve süspansiyon sistemi bozuk yollarda dikkat edilmesi gereken sorunlar doğurabiliyor. Şöyle ki eğer bozuk yolda yüksek hızla gitmeye kalkarsanız, veya yüksek hızdayken bozuk bir yola denk gelirseniz, süspansiyon aracın birazcık sekmesine neden oluyor ve eğer gerçekten hızlı iseniz kick plate’e girmişçesine aracı savuruyor. Tabii bunlar yerden bu denli yüksek ve bu Segment için oldukça yüksek hızlarda gerçekleşen bir tutum. Yoksa otobanda başınıza gelecek bir hadise değil. Genel olarak viraj tutumunu beğendiğim ve kafadan açmasının ardına kontrollü bir şekilde arkasını getirme dinamiği ile –gerekli hızlarda- yeterli notu alıyor benden. Son olarak önlerin disk arkaların kampana fren olduğunu belirteyim. Tabii ki gönül 2016 yılında alınan bir otomobilde hepsi disk olsun istiyor ama herhangi bir performans kısıtlığı yaşatmıyor.

Genel donanım ve yalıtım;
Donanımsal olarak araçta cam tavan, geri görüş kamerası, park sensörü, navigasyon, otomatik farlar, 17” alüminyum alaşımlı jantlar, Smart Watch (su püskürtücülü silecekler) gibi birçok donanım mevcuttu. Ufak ufak da donanımlardan bahsetmek gerekirse, cam tavan içeride ferah bir ortam sağlıyor ve tamamen karartılması sayesinde içeriye güneşin sıcaklığını geçirmiyor. Eksisi ise ne manuel ne de otomatik bir şekilde perdesinin bulunmaması. Geri görüş kamerasının görüntü kalitesi çok iyi fakat plakanın tam olarak en sağında konumlandırılması neticesi ile kamerada görüntüsü aracın sanki tam ortası gibi görünerek hataya düşmenize neden olabiliyor. Çıkan kılavuz çizgiler gerçek fiziki konumu gösterse de eğer dalıp kamera ortadaymış gibi davranmaya başlarsanız hata yapmanıza sebebiyet veriyor.
görsel
görsel2

Sileceklerin su püskürtmesi çok fazla hoşuma gitti. Yani kaputta sabit bir yerden su gelmesi yerine sileceklerin tam olarak içine yerleştirilmiş bir mekanizma sayesinde sileceğin tamamı su ile camınızı temizler hale geliyor. Yalıtımda ise dizel bir motorun hiçbir şekilde gürültüsünü ve sesini içeri almamayı başaran Cactus, motor yalıtımında ve sesinde geçerli not alırken, yol sesinden geçerli notu alamıyor. 90 km’nin üstünde alttan fazlaca yol sesi geliyor ve ortalama 120 km civarı hızlarda bir süre sonra rahatsızlık vermeye başlıyor. İlginç bir şekilde start & stop gerçekleşirken de hiçbir şekilde motor titreşimi ve motor sesi almayan kabin yol sesini oldukça fazla alıyor.

Yakıt tüketimi ve fiyat;
Geldik en can alıcı noktaya. Bu otomobil neden alınır sorusuna? Çünkü inanılmayacak derecede az yakıyor. Verdiğim her yakıt tüketimi verisi full klima açık verilerdir. Klima açık, şehir dışı, ortalama 100-130 km arası hız ile yakıt tüketimi, sıkı tutunun, tam olarak 3,9 litre gösteriyor.

İstanbul trafiğine geliyorum, klima açık, ekonomi kasmıyor, önüm açılır açılmaz gaza yükleniyorum, tüketim değeri 4,5. Genel test tüketim değerim ise 5,0 litre civarında geziyor. Şimdi dönün ve robotize şanzımandan bahsettiğim yere gelin. İşte bu az yakmanın birkaç etkeninden birisi bu şanzıman.

Benzinli ve baz fiyatı 62.750TL den başlayan Cactus bu donanım ve motor seçeneği ile 85.170 TL fiyat etiketine sahip. Şu sıralar yapılan kampanya ile ise bu aracı yaklaşık 80.000 tl civarına alabiliyorsunuz. 1.6 dizel otomatik seçeneğinin baz donanım versiyonuna sahip olan yani “FEEL” donanım olarak adlandırılan modeli ise 79.410 TL fiyat etiketine sahip ve yine aynı şekil kampanyalı fiyatı 74.000 tl. Rakipleri arasındaki konumlandırmasına bakalım; Nissan Juke, dizel – otomatik seçeneği yok. Ortalama dolu bir paket manuel vitesli dizeli ise 83.000 tl civarı. Renault Captur’un dizel otomatik seçeneği hiçbir donanım eklenmeden yani tamamen boş bir şekilde 79.000 tl civarında bir fiyat etiketine sahip. Eklediğiniz donanımlar ile 84.000 civarı oluyor. Artısı edc şanzımanın konforu robotizeden çok çok daha iyidir. Peugeot cephesinde ise motoru cactus ile tamamen aynı şekilde ve üst donanım paketinin fiyat etiketi 84.000 tl. Bakıldığı zaman segmentinde fiyat olarak ortalama bir yerde duran Cactus’ün fiyatı bir nebze daha aşağıda olsun isterdim. Yine de rakiplerine bakıldığı zaman çok fazla veya yanlış bir fiyatlandırma politikası seyredilmemiş gibi geliyor. Benim tercihim ise illa bu Segment alacak olsaydım sürekli görmekten sıkıldığım ve birbirine benzeyen tasarımlardan ziyade böyle farklı görünmek ve ilgi çekmek olurdu.

Sonuç; genel olarak kafamdaki sonuç şöyle şekillendi. Nasıl ki bir 911 için annemin babamın görüşlerini almayacaksam, Cactus için bir o kadar da onların görüşlerini almam gerekiyordu. Kaldı ki bizim gibi olmayan çoğu gence de hitap edecek bir araba. Tasarımı olsun yakıt tüketimi olsun kullanıcı dostu tutumu olsun bence her telden insana hitap etmeyi başarabiliyor. Cactus bende olduğu süre zarfı içerisinde kısa bir süre yeni mx-5’i de kullandım ve annem "bu nasıl araba ya böyle araba mı olur Cactus buna bin basar" tepkisini verdi. Yani aslında bakış açısını değiştirince şekillenen otomobil tercih etme meselesi tamamen insandan insana değişen bir mevzu ve ben Cactus’ün dış görünüşünü oldukça fazla sevdim. Evet sürüş karakterinde sizi kendine bağlayacak bir şeyler yok belki ama yakıt tüketimi ve ilgi çekici tasarımı bence segmentinde Cactus’ü ön planda tutması gereken etkenlerden. 1050 kg’lık ağırlığı ise kayda değer diğer bir yanı.

son olarak eğer gerçekten gezmeyi seven biri iseniz ve yılda ortalama 15.000 km civarı ve üstü yol yapacaksanız mutlaka ve mutlaka aradaki farka kıyıp bu ülkede kesinlikle dizel bir otomobil almanız gerektiğini söylemeliyim.

Otomobilin bol bol görselini de yakın zamanlarda paylaşacağım. Şimdilik herkese güvenli sürüşler dileyerek çekiliyorum..


cactus foto 1
cactus foto 2
cactus foto 3
cactus foto 4
cactus foto 5
cactus foto 6
cactus foto 7
cactus foto 8
cactus foto 9
cactus foto 10
arabaya olan bakış açımı değiştirmiş test yazısı. ilk fırsatta gidip bir bakacağım.
Test süresince birkaç kez araca dahil oldum. Normalde 200 hp'lik otomobili olan adamım, böyle arabalarla da hiç işim olmaz ama inanır mısınız aileme bir tane alıp geceleri kendisiyle çıkmak istedim. Çektiği ilgi çok farklı geliyor arabanın içinde olunca.

Sürüşüne ek olarak direksiyon tepkileri hiç beklenmediği kadar net. Hiçbir boşluk ve hissizlik yok. Ayrıca hız sabitleyici ve hız limitleme fonksiyonları çok güzel çalışıyor. Otobanda sırf bu tuşlarla arabayı kullanabiliyorsunuz.
Cam tavanin gunesligi olmamasi arka camlarin acilmamasi almamak icin yeterli nedenler bence.
Sadece Türkiye'de değil, dünyada bu kadar detaylı bir incelemesi olmadığını düşündüğüm entry!
Cactus, hafif olsun diye alışılmış pek çok donanımdan vazgeçilmiş.
Örneğin asimetrik katlanan arka koltuklar, cam tavanda güneş perdesi, arka cam açılma mekanizması, vs... Belki de bu sebepten bütün havalandırma kontrolleri ve multimedya tek bir yerden yönetiliyor ki, ufak da olsa buton ağırlıklarından da kurtulmuşlar... Fransızlar utanmasalar kokpit bile koymayacaklarmış... Bu arabayı bir de Colin Chapman görseydi ne yapardı acaba!!??
Ama bütün bunların sonucunda ne yaparsan yap 5.0 lt/100 km'yi aşmayan bir tüketimden bahsediliyor!
bir anda 'lan acaba alsak mı anneye' diye düşünmeme sebep olmuş olan inceleme. ellere sağlık.
Uzun uzun aracın iyi/kötü yanlarını yazılmış o yüzden ben birazcık kendi adıma eksi yönlerinden bahsetmek istiyorum.

iç mekanda arka camların kelebek olması gerçekten çok kötü olmuş içeride resmen daralmıştık fakat cam tavan içeriyi ferahlatıyor. Ee cam tavanı kapatmak istesek ? Kapatamıyoruz bu da ayrı bir problem.

-Ayrıca aracın içinde, ekranında gerçekten ergonomi hataları mevcut ben yan koltukta otururken bile navigasyonu adam gibi kullanamadım veya radyoda istediğim kanalı kolaylıkla açamadım şoför için bu tamamen eziyet olabiliyor kimi zaman.

- Robotize şanzımana alışana kadar ilk günler baya ciddi ciddi midem bulanmıştı her vites attığında bizde kafamızla sağı solu selamlamak zorunda kalıyorduk. Bir süre geçip alıştıktan sonra çok rahatsız etmemeye başlamıştı.

Açıkçaşı bu eksi yönlerin yanında full klima açık gezmemize rağmen ve ilk zamanlar ciddi ciddi arabayi zorladığımızdaki ortalama yakıt tüketimi ve benim deyimimle olips gibi renkli ve şeker olması bile arabayi almaya sebep olabilir

Benim mavi tosunla birlikte fotoğrafınıda ekliyorum. olips
Cactus'u ben de kullandım ve sürüşü gayet başarılı diyebilirim.

Şanzımanın kullanımına alışmanız gerekiyor ve ben daha çok paddleshift ile kullanmayı tercih ettim. Evet, otomobilde direksiyondan vites atabiliyorsunuz. Tabii bunu yaparken keşke devir göstergesi de olsaydı dediğim zamanlar olmadı değil, yine de çok sıkıntı olmadı. Şanzımanın en çok sıkıntı yarattığı nokta park etmek. İlk hareket biraz sert şekilde gerçekleşiyor, buna alışmak gerek, yavaş hareket etmek çok zor.

Alçak kokpit otomobile çok ilginç bir atmosfer katıyor çünkü son derece geniş görüş açılarınız var ve otomobil çok ciddi şekilde ışık alıyor içerisine, yani ferah. Ayrıca Citroen'in üzerinde en çok durduğu konuların başında kabin geldiğini görmek de güzel bir şey. Burası eski DS modellerinde olduğu gibi son derece farklı bir kabin olmasının yanında, eski Amerikanları andıran detayları modern bir otomobilde görmek, sevdiğimiz bu tasarım detaylarının tasarımcılar tarafından da fark edildiğini anlamak kendinizi özel hissetmenizi sağlıyor. Tuşlu otomatik şanzıman, önde kanape gibi koltuklar, sırt çantası tutacağı gibi olan kapı tutacakları hep 50'li, 60'lı yılların Amerikan otomobillerinden hatırladığımız detaylar.
Sürüş anlamında oldukça konforlu bir otomobil Cactus. Süspansiyonları yumuşak ayarlanmış ve bu özellikle şehir içindeki düşük hızlı sürüşlerde kendini gösteriyor. Amortisörler gayet başarılı çalışıyor sadece büyük ve sert darbeler, hafif bozuk zeminlerdeki gibi iyi yalıtılmıyor, biraz daha kabine yansıtılıyor. Şanzıman şehir içinde daha rahat bir kullanıma sahip, geçişler ayağınızı gazdan kaldırdığınızda çok hissedilmiyor ama bunun dışında her zaman varlığını hissettiren bir yapıda. Vites kutusunun sürücünün sürüş stiline biraz daha ayak uydurmasını beklerdim açıkçası.
Şehir içi kullanım için sunulan otomatik park sistemi genel olarak başarılı çalışıyor. Ama park yerinde iki otomobil yoksa park etme konusunda sorun yaşayabiliyor çünkü böyle bir durumda kerteriz noktası alamıyor ve otomobil düzgün park edemiyor. İki otomobil varsa hiçbir problemi yok, gayet hızlı ve verimli çalıştığını söyleyebiliriz.

Yumuşak ayarlı süspansiyon nedeniyle otomobil virajlarda biraz yatıyor ama Cactus sınıfında bir otomobil için bu çok büyük bir handikap değil, neticede Cactus’u viraj yapmak için satın almıyorsunuz. Yine de bu şekilde bir sürüş gerçekleştirdiğinizde bile keyif almanız mümkün, ki birçok rakibinde bundan eser yok. Arkasını hafif kopartarak aracı kullanmak eğlenceli, hafif gövde nedeniyle bunu gayet rahat bir şekilde yapabiliyorsunuz.

Bence Citroen’in böylesine sıradışı modellere imza atması, markanın tarihine göz gezdirdiğinizde çok yadırganmaması gereken bir şey. Evet, eğer Cactus farklı bir markadan çıkmış olsaydı belki çok eleştirilecekti ama ben Citroen’in gerçekten Citroen gibi olması gerektiğini düşündüğüm ve bir şekilde kendini kardeş marka Peugeot’dan ayırması gerektiğini düşündüğüm için Cactus’e çok saygı duyuyorum.

Eksikleri yok değil ama genel konseptine baktığınızda bu eksiklerini sıraşı olması, markanın geleneklerine gönderme yapması, yenilikçi olması ve hafiflik felsefesiyle üretilmesi nedeniyle son derece başarılı bir ürün olarak görüyorum.
Cactus’ü sevmeye çalışın, ‘iğnelerinin’ elinize batmasına bir yerde sonra alışıyorsunuz…
kalbin altındaki fotoğrafıyla sübliminal mesaj verilmeye çalışılan araba. şaka bir yana mükemmel olacak bir arabayı bariz tasarım hatalarıyla kaybeden bir marka citroen. ya da bir pazarlama stratejisi.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri