Bu hafta 3 gün geçirip çok eğlendiğim otomobilin incelemesidir. Almanya'ya ilk gelen partiden bir otomobil kendisi, burada yaşayan Güney Kore'li bir arkadaşımın otomobili.

Öncelikle araba yeni bile olsa insana direk 'ben mazda mx-5'im diyor, bunu direk anlayabiliyorsunuz.

Önde olan motor olabildiğince kabine yakın konumlandırılmış, bunun sebebi %50 - %50 ağırlık dengesini tutturabilmek. Bu sayede otomobil inanılmaz hızlı yön değiştirebiliyor, kafa hep gitmek istediğiniz yöne doğru yöneliyor, sorun çıkarmıyor.

Otomobil tüm seleflerinde kısa bir kere (bu pek beklemediğim bir durumdu), kilosu da diğerleri ile hemen hemen aynı. Eski kasalarına göre bir diğer avantajlı yanı ise malzeme kalitesi. Bu sefer gerçekten bu konuda çalışılmış ve çok güzel malzemeler kullanılmış.

Müthiş bir hızlanma yok belki ama eğlence seviyesi çok üst düzeyde. Frenler çok yeterli.
Kendisi azıcık sert ama o kadar da olsun zaten.

Tr'ye kaç paraya gelir bilmiyorum ama en azından 1.5 litrelik olanı alınmalı diye düşünüyorum.
1.5 litrelik olanını Mazda bir güzellik yapıp ucuza getirirse peynir ekmek gibi satacak olan otomobilin test sürüşüdür. Adamın Nissan Gtr'ı var ama Mx-5 test ediyor, öyle otomobil sever.
Türkiye'ye ne zaman geleceği hala bilinmeyen otomobil.
Mazda eğer ötv'nin düşük oluşunu değerlendirip fiyat politikasını güzel ayarlar ise çok satacaktır.
Arkadaşlar Ankara Sk mazda bayiisinde aracı inceleme fırsatı buldum fakat test edemedim.Bayi sahibinin kendi aracı olduğu için malesef süremedim.
İlk izlenimlerim şöyle;
Bir mazda klasiği inanılmaz kaliteli iç trimler var.
Power modelinden itibaren araçla gelen Bose ses sistemi inanılmaz güzel çalıyor.Kafalıklardaki hıparlörler çok az ses veriyor sanırım daha çok aracın üstü kapalıyken surround yakalamak için olabilir.Yada kontrol panelinden ayarlanabiliyodur.
Sürüş pozisyonu gayet güzel gömülmüyorsunuz.1.60 1.80 arası kişilerin herhangi bir sorun yaşayacağını düşünmüyorum.Kabin biraz dar açıkçası omuz mesafesinde sorun yok fakat dizlerimi pek rahat ettiremedim.
Bagaj hacmi sıfır neredeyse.İki bavul koyamazsınız. Belki kabin tipi bavullardan iki tane girer.sağa sola ayakkabı falan sıkıştırılabilir.
Bu aracı almadan bu araçla seyehat etmeyi düşünen,uzun yol yapmayı düşünen arkadaşlar çok heveslenmesin.En fazla 4-5 günlük kıyafet alabilirsiniz.Yanınızda kız arkadaşınız falan varsa mümkünse ağzını koli bandıyla kapatıp onuda kargoya verin çünkü kadınlar asla anlamaz bu araçtan aldığınız keyfi.
Aracı çalıştırdım çıtırdan güzel bir sesi var.Düşük hızlarda virajlarda tatmin eder gibi geldi.
Multimedia çok güzel çalışıyor ancak yolda ilerlerken kullanamazsınız kontrol tuşu vitesin gerisinde.
Aracın içi malesef size hiçbir şey saklama imkanı vermiyor.Çok minimalist bir araç.Biz türkler bagaj yerleştirme konusunda oldukça iddialıyız.Arkadaşlarımız bu hacimlerinde hakkını verecektir.
Tente kolay açılıp kapanıyor fakat yolda giderken hafif arkanızı dönmeniz gerekebilir.Ben dönmeden kapatınca kaslarım yırtılıyor zannettim.
Genel olarak ilk izlenimlerim böyle çok güzel minimal bir araç işte.Eğer evde şunu şuraya bırak şunu şurdan al gibi misyonlarınız yoksa.Öğrenciyseniz günlük şahsi olarak kullancaksanız keyifli olabilir.Fakat şunu hatırlatmakta yarar var bu aracı üstü açık sadece senede 2 -3 ay kullanabileceksiniz.Üstü kapalıyken ben çok daraldım içinde biraz iri olduğum için olabilir.Eğer olurda almak isterseniz bayide güzelce bir test edin iki kişi bir bakın üstü kapalı bir şekilde.Benim imkanım olsa alır bi köşeye koyar haftasonu binerim veya ufak günübirlik şehirdışı gezilerinde falan.Ama iş hayatında hayatta kullanamam bu aracı.

Alana satana şimdiden hayırlı olsun benim puanım 10 üzerinden 7.4
tr de s2000 ve bu olduğu düşünülürse iş yapacağını düşündüğüm araçtır.
Geçen hafta test sürüşüne çıkma fırsatı bulduğum güzide araçtır kendileri.

İlk görüşte aracın ebatları dikkat çekiyor, trafikte gördüğünüz bir çok araçtan hem boy hem en hemde yükseklik olarak küçük bir araba. Sürücünün konumlandırılması da arka tekerlere çok yakın 50:50 ağırlık dağılımını ispatlar nitelikte. Bu hususta kaputu açtığımızda motorun mümkün olduğunca ortaya konumlandırıldığını fark ettim. Boyuna yerleştirilen motorun başlangıcı ile ön tampon arasında nereden baksanız 50 santimetre olduğunu söyleyebilirim.

1.70 boyunda olduğumdan ideal sürüş pozisyonumu yakalamakta güçlük çekmedim bilakis ne kadar kendimi koltuğa gömsem de kaputun tamamını görerek kullanmak büyük bir keyif. Test günü şansıma yağmurluydu dolayısıyla üstü açık gezemedim ama denemek için üstünü açtım. Mazda bu cabrio mekanizmasına son derece basit çözüm getirmiş. Malzeme kalitesi konusunda ise, ben ki alman aşığı olmama rağmen bu araçta rahatsız olmadım. Çünkü araç zaten bekleneni karşılıyor, evet malzeme kalitesiyle kendine aşık etmiyor ama üzmüyorda.

Ve sürüş anı, motoru çalıştırdım, adeta supercar edasıyla motor önce 2500 devir civarına çıktı ve sonra kendiliğinden rölantiye oturdu. Bu sürüş kısmının bana fragmanıydı. Evet bir çok yerde okuduğum üzere vites topuzu titriyordu, ama ben rahatsız olmadım aksine mekanik hissine katkıda bulunduğunu düşünüyorum. Test esnasında 2 kişiydik ve tahminen araç 1150 kilo civarındaydı bu tip bir arabada 131 beygir kafamda soru işaretiydi ancak gazlamaya başlamamla birlikte kahkaha atmam bir oldu. Bir yandan bana yaşattığı akselerasyon, bir yandan motorun içerde konuşmamızı engelleyen senfonisi beni mest etti. Stok bir MX-5 den ben böyle bir ses beklemiyordum açıkçası. Direksiyonun elektrikli olduğunu biliyorum ama en son bu hissi hidrolik direksiyonlu Megane RS'te almıştım.

Fren pedalını pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim, sanki diski ayağımla ben sıkıyorum hissi aldım bastıkça sertleşiyor ve basmama oranla yeterince iyi durmuyor. Belki de Fethiye'de lansmanda araçların hidroliğini kaynatmış olabilirler. Bu nedenle net konuşamıyorum.

Bu 10 dakikalık test 1 haftadır aklımdan çıkmıyor. Bana tarifi mümkün olmayan duygular yaşattı.Daha keşfetmeyi bekleyen çok fazla yanı var. Ne multimedya sistemleri, ne Bose hoparlörleri nede aracın limitleri hakkında en ufak bir fikrim yok. Umarım yakın zamanda sözlükte güncesiyle karşılaşırız.
Valla test sürüşü diye sayılıyorsa az önce assetto corsada kendisini test ettim, sistemimde fanmade bir istanbul parkta yüklü. Eğer kunos simulazioni ekibi aracı gerçeğe yakın bir biçimde aktarabilmişlerse çok başarılı buldum kendisini. Öncelikle çılgınlar gibi erken fren yaptım sürekli çünkü sanırım araç çok hafif olduğundan çok rahat duruyor yada belkide pek iyi hızlanamadığından öyle hissettiriyor. 11. virajda apexe 160la değdim maksimumda 180 gibi bir hız gördüm, gerçek hayattaki deneyimlerim ile karşılaştırmam gerekirse stage 2 (210-230hp aralıklarında diye tahmin ediyorum, hava 31 dereceydi muhtemelen 210'a daha yakın :) ) volkswagen polo gti aracımla 11. virajda apexe 183 le dokunuyorum, düzlüğü frenden önce 203km gibi bir hızla bitiriyorum, isteyenler buradan videoyu izleyebilir. Yani özet olarak araç fiyatına göre yavaş ancak simülasyona aktarılmış hali gerek frenleri gerek tepkileri ile çok hoşuma gitti, zaten birkaç gündürde kendisinden bir adet almayı düşünüyorum, çılgınlar gibi parça araştırıyorum ve gerçek test sürüşünede gideceğim umarım zaman bulduğumda. Bu kadar hafif bir araçta 2.0 turbolanmış bir motor olup 300hp civarında bir güç alınırsa nasıl bir canavara dönüşebileceğini düşünemiyorum, neredeyse ton başına 300hp olmuş olacak.
Geçen günlerde assetto corsada yaptığım çakma test sürüşünden sonra bugün gerçek haliyle test sürüşünü gerçekleştirdim. Öncelikle test aracının fotolarını koyayım;
Foto 1
Foto 2
Foto 3
Foto 4
Foto 5

Araç 1.5 motor 136hp olan power donanım seviyesinde bir araç. Aracın küçük olmasını bekliyordum zaten ama beklediğimdende küçük bir araç, fotoğraflarda hep sadece araç göründüğü için genelde boyutunu algılayamıyoruz. Araç power donanımda olduğu için recaro koltuklar yok ancak hiç değilse kumaş değil deri koltuklar var ve gayet konforluydu (veya sürüşe çok odaklanmıştım ve pek umrumda olmadı). İlk anda sevmediğim birkaç noktadan bahsetmem gerekirse; koltuğun yükseklik ayarı yok sadece sırtı oynuyor ve ileri geri yapabiliyor, direksiyonunda aynı şekilde derinlik ayarı yok sadece yukarı aşağı yapılabiliyor. Ben koltuğu en aşağı alıp kendimi ön göğüsten uzaklaştırıp sadece direksiyonu kendime çekmeyi sevdiğimden pek hoşuma giden bir sürüş pozisyonu yakalayamadım. Boyum 1.87 civarı (cidden tam bilmiyorum ölçeli çok zaman oldu) ve tavan kapalı iken kafamın tenteye değmesine 1cm falan gibi bir şey kalıyor ve dolayısıyla biraz basık hissettiriyor. Bunların dışında iç mekan gayet hoş, elinizle kontrol edeceğiniz şeylerin pozisyonu gayet iyi ayarlanmış kabin içerisinde, tavan açıp kapaması gayet kolay ve basit (4.20d cabrionun yavaş yavaş açılan tavanı yerine bu şipşak açılan tavanı tercih edebilirim).
Sürüş kısmına gelirsek daha önce yazdığım gibi istediğim bir sürüş pozisyonu ayarlayamasam da araç içinde kendimi çok rahat hissettim. Vites geçişleri sert gibi ancak gayet akıcıydı bu çok hoşuma gitti. Önünüzde uzanan upuzun kaput ile ve aracın neredeyse arkasında oturduğunuzu bilerek sürmek değişik bir his, daha önce buna çok yakın tarzda olan bmw z4m sürdüm birkaç gün ancak bu araç ondan daha rahat ve keyifli hissettirdi (belki z4m'de sıfır olsaydı oda rahat hissettirirdi bilemiyorum). İlk çalıştırdığınızda araç önce yüksek devirde çalışıyor ve o anki sesi gerçekten tatmin edici, o sesle birlikte sizi nasıl bir sürüş beklediğini tahmin edebiliyorsunuz. 1.5 motor gayet rahat devir çeviriyor ve hızlanması tatmin edici, 160lık sciroccoları üzebilir gibime geldi hatta. Motor sesi çok güzel, sürüş keyfi çok güzel, vites geçişleri çok güzel, frenler çok güzel kısacası aracı sürerken her şey çok güzel. Kullanılan amortisörler biraz fazla yumuşak ve aracın virajlarda çok sağa sola yatmasına neden oluyor ancak izlediğim test sürüşlerinde de hep bundan bahsediliyordu ve bunun özellikle konfor kaygısı ile yapıldığından bahsediyordu birkaç tanesi. Genel olarak sürüşü benim çok hoşuma gitti özetlersem. Bir detay daha ekleyeyim, üstü açık biçimde 170km gibi bir hıza çıktık ancak araç içinde hiç rahatsız edici bir rüzgar olmadı. Hava akışı çok iyi düşünülmüş araçta, sürekli üstü açık gezilebilir yani hava izin verdikçe.
Bütün test sürüşünü ses sistemiyle falan ilgilenmeden sadece motorun sesini dinleyerek yaptım :) tam çıkacakken ses sistemine bakmadığımız arkadaşımın aklına geldi ve tekrar aracın içine oturduk. 9 hoparlörlü bose sistemin bası gayet güçlü, diğer hoparlörler ise çoğu kişiyi tatmin edecek kadar kaliteli. Belki biraz equalizer kısmında vakit geçirilirse çok daha iyi sonuçlar alınabilir (veya aracın hoparlörlerini denerken biraz kötü davranmışlardır o yüzden çok iyi ses veremiyordur belki bilemiyorum). Koltukların kafalık kısmında 2 şer adet hoparlör bulunuyor ve bunlar aracın üstünün açık-kapalı olmasına göre ses düzeylerini ayarlıyorlar, bence bu güzel bir özellik çünkü cidden üstü açık araçta yüksek hızlarda müzik dinlemek çok zor oluyor, ya sesi açıyorsun amele gibi millete de dinleterek gezmek zorunda kalıyorsun yada kendin de dinleyemiyorsun. son olarak bagaj hacmi çok kısıtlı ancak aracın zaten yapılma amacı belli, bu yüzden evinizin tek aracı olacaksa tercih edilmeyebilir ancak evde normal bir araç varsa yanına kesinlikle alınabilir. Bu şekilde içinde biraz daha vakit geçirdikten sonra kendisiyle vedalaştık. 2.0 halinin bilstein amortisörler, recaro koltuklar, 17" jantlar, önde arkada 280mm diskler ve kilitli diferansiyel ile çok daha keyifli olacağını düşünüyorum. Kendisini test etmek için yaptığım 285 kilometrelik yolculuğun değdiğini söyleyebilirim. Diğer bayilerin yaptığı gibi test sürüşü araçlarını satmadıkları için ve çok ilgili oldukları için Mazda Haldız bayisine çok teşekkür ederim.
anlatayım;

öncelikle araç fotoğraflardan göründüğünden daha tatlı ve daha küçük. Baya baya küçük bir otomobil olduğunu söylemeliyim. motor da baya geriye konumlandırılarak ağırlık dağılımına katkıda bulunulmuş. neredeyse ortada bir motora sahip diyebiliriz.

Araca biniyorsunuz ve bacaklarınız neredeyse yere paralel konumda duruyor. hafiften bir f1 oturuş pozisyonu canlandırabilirsiniz gözünüzde ama o kadar da abartılı değil tabii ki. Boyumun 1.85 olduğunu ve ayak numaramın 44 olduğunu hemen belirteyim. Ayaklarınız pedallarda birazcık üste doğru sürtebiliyor. Mutlaka alışmanız gerek. Derinlik ayarı olmayan direksiyonda herhangi bir derinlik ayarı arayışına girmedim. Malum boyumdan dolayı kollarım uzun. koltuğu ise gerekli pozisyona aldığımda yeterli sürüş pozisyonuma geçtim ama dediğim gibi sıkıntı ayaklarda oluyor genelde. Tenteyi kapattığınızda baya bir basık ortam oluşuyor. Sportif sevenler için muazzam bir kokpit.

vitesin geçişlerinden sürüşte bahsedeceğim ama vites kutusundan bahsetmem gerekirse, sürüş pozisyonundan kaynaklı olarak vites topuzu ortalama olarak yüksekte duruyor ve bir eliniz viteste bir eliniz direksiyonda acayip sportif hissediyorsunuz. yani hafiften göbek hizanızda konumlandırılmış vites, vites at vites at diye yalvarıyor.

bu sürüş zevkinin içerisindeyken affedersiniz de telefonumu cebimden başka bir yere koymam zaten. çalsın dursun açıkçası umurumda değil. şaka bir yana tabii ki vitesin arkasında telefonunuzu koyabileceğiniz bir yer var.

gelelim sürüşe;

start tuşuna bastıktan sonra çok güzel bir ses karşılıyor sizi. Ses, sürüş pozisyonu, vites topuzu ve yüksek konumu, kısa camdan gördüğünüz şişkin çamurluk tepeleri ve kırmızı kaput. Her şey sportif kullanım için uygun. Dans etmeye başlayabilirsiniz. Ayaklarınıza dolanan bağcıkları hiç aldırış edeceğinizi düşünmüyorum. Sabaha kadar dansa kaldırmak için kestiğiniz kadını dansa kaldırmış oluyorsunuz çünkü. Sizinle bir bedenmiş gibi davranan sürüş karakterini anlatmaya pek edebiyat yetmeyebilir açıkçası. Elektronik ve yavan sürüşlerden bıkmış birisi olarak, sürüş karakteri abartılacak kadar iyi ve sizinle bütünleşmesi, iletişimi mümkün diyebilirim. Hidrolik direksiyon başına geçtiğinde rahatsız olan ben, nerede kremayer dişlisi diye ağlardım. Elektrik destekli bir direksiyonda bu kadar net ve kesin geri dönüşler almak son zamanlarda görmeye alışkın olmadığımız bir şeydi. Duygulandım.

Alt devirlerde birazcık piyanist şantör edasıyla düğünde dağıtılan limonatayı yudumluyorsunuz ama devir çevirmeye o kadar istekli ki, kendinizi bir anda boğazın en güzel yalılarından birinde en kaliteli orkestra eşliğinde, en güzel kadınla dans ederken ve yıllanmış fransız şarabını yudumlarken buluyorsunuz. Bu sıralarda gelen ses kulağınızın tüm pasını siliyor ve yüzünüzde istem dışı bir gülümseme oluşuyor. Küçücük bir makinede, böyle bir sürüş zevki alınca trafikte go-kart sürdüğünüzü düşünebiliyorsunuz.

Vites geçişleri biraz kemikli ve çat diye oturtmak istediğiniz vitese çok hızlı oturtabiliyorsunuz. Demek istediğimi rollingci bünyeler daha iyi anlar. Bahsettiğim vites konumu ise, yani kolunuzu böyle birazcık da paralel tuttuğunuzdan dolayı bu vites değiştirme olayı dansın en sevdiğiniz figürü haline geliyor. Dans et, dön, dans et dön ve en sevdiğin figürü yap. Vites değiştir. O sırada bütün gözler üzerinde olsun. İstersen redline'a kadar zorla.

Uzun kaput mesafesi her zaman sevdiğim ve genelde bir petrolhead'in de en sevdiği detaylardan birisi olmuştur. Evet dışarıdan küçük bir otomobil olsa da kendi boyutları çerçevesinde kaputu uzun bir mesafeye sahip. Sol tarafta otururken ise kaputun çıkıntılarını tamamen asimetrik olarak görüyorsunuz. Yani önünüzde direkt sol çamurluğun kaput üzerindeki çıkıntısını görüyorsunuz ve bu asimetrik görüntü garip bir haz vermeye başlıyor. Sorduğunuz sorulara net cevaplar veren direksiyonun yönlenmesi ise, sanki tekerler yokmuş da kaput kendiliğinden yönleniyormuş hissi veriyor.

100 km'nin altındaki hızlarda ara hızlanmalarda ciddi canlar yakabilirsiniz. Herhangi bir tali yoldan ana yola bağlanırken yolu göremediğiniz oluyor, çünkü sürüş pozisyonu baya alçakta. Yanınızda ortalama yüksek bir otomobil geçerse kendinizi çok garip hissedebiliyorsunuz. Tabii ki alçak bir arabada sürüş yapmaya alıştıysanız bunları hissetmeyebilirsiniz.

Sonuç olarak, kıvraklığı, hafifliği, sürüş pozisyonu, dikkat çekmesi, sesi, atikliği ve verdiği sportiflik ile gözümde tam bir "sürücü otomobili" unvanını alıyor. Eksikleri yok değil evet var ama gidişatına puan verilen öğrenciden hiçbir farkı yok.

Sevdim, gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Almak isterim. Öneri olarak da almak isterseniz mutlaka lsd opsiyonu isteyerek satın alın. Messi çıplak ayakla da futbol oynayabilir evet ama en sevdiği kramponlarını verirseniz harikalar yaratır.
bunlar da ilginizi çekebilir
ilgili galeri